Sokak Hayvanları İçin Barınak mı Rehabilitasyon Merkezi mi?
Özellikle 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun da yayınlanmasından sonra sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için bir çok belediyede Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezleri açılıyor.
Ama gözden kaçan önemli bir ayrıntı; Aslında Bu merkezlerin isminin ''Barınak'' olmadığı, ''Rehabilitasyon Merkezi'' olduğu ve kontenjanının sadece sokakta yaşayan değil, bakıma muhtaç, sakat veya saldırgan hayvanlarla kısıtlı olması gerektiğidir! Ayrıca dişi ve erkek sokak köpekleri de kısırlaştırma amaçlı geçici olarak barınaklarda kalabilir. Sokaktan her bulunan köpek yardıma muhtaçtır elbette ama üst üste köpek vb hayvanları sıkışık aynı yere koyduğunuzda çeşitli salgın hastalıkların çıkmaması imkânsızdır. Hele ki aşısız yavrular için barınaklar öldürücü virüs hastalıkları açısından hiç uygun yerler değildir. Ayrıca kalabalık barındırma durumunda hiyerarşik köpek sürü psikolojisinde ezilme, dayak yeme, ısırılma, hatta diğer köpekler tarafından öldürülme, yaralanma, aç kalma, hastalıklara yakalanma riski en yüksek seviyededir. Geçmişte bir çok barınakta bu yüzden çıkan salgın hastalıkların örneklerini veteriner hekim meslektaşlarım ve barınaklarda görevli ve gönüllü çalışanlar çok iyi bilirler. Bunlar arasında E.canis, Leishmaniasis, Parvo virus, Distemper, Leptosprirozis en önemli salgın ve bulaşıcı hastalıklardır. Bunların yanında kene, pire ve uyuz salgınları da hiç hafife alınacak düzeyde değildir.
Köpekler aynı kurtlar gibi geniş alanlarda sürü hiyerarşik sistemi ile mutlu mesut yaşarlar. Ama dar alanlarda bu hiyerarşik düzen kurulamaz. Baskın köpekler sürekli her kontakta diğer çekinik köpekleri baskılamaya çalışırlar. Çekinik köpekler dar alanlarda baskın köpeğin içgüdüsel lider olduğu alanın dışına çıkamadığı için sürekli sanki onun alanını ihlal ediyormuş ve liderliğine karşı bir tehditmiş gibi görünür ve çok şiddetli kavgalar, yemek yedirmeme, hatta bazı köpeklerin ufacık bir alanda esir gibi kalmasına kadar giden kötü durumlar oluşur. Hatta bu çekinik ezilen köpekler çok ciddi yaralanmalara ve öldürülmeye kadar giden zararlar görürler.
Sokaklardaki yaşam köpekler için çok zordur. Doğada yaşayan kurtlar içinde zor şartlar farklı şekilde de olsa vardır. Sonuçta doğada ve şehir yaşamında kurt ve köpek gibi sürü hayvanlarının yaşam şartları onların üreme ve davranışlarıyla dengeyi oluşturur. Tüm hayvan populasyonlarına iyi veya kötü her türlü müdahale o populasyonun dengesini bozar. Bu durum ileriye dönük olarak o populasyon için çok daha ciddi sorunlara neden olabilir. Mesela köpeklerde virütik bir hastalık olan parvo(Kanlı ishal )vb hastalıkların eskiye nazaran çok daha fazla artması bu tür bir kötü sonuçtur. Leishmaniasis hastalığı da hızla artmaktadır.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na göre sokaklarda yaşayan sahipsiz kedi ve köpeklerin yakalanıp, kısırlaştırılıp, kuduz ve parazit tedavileri yapılıp, kulaklarına küpe takıldıktan sonra yakalandığı yere geriye bırakılmasını hükmediyor. Ama tüm bu işlemlerin eksiksiz yapılması gerekiyor ki doğru bir sonuca ulaşılsın. Yani bir hayvanı sadece kısırlaştırıp küpe takıp salmak, Kısırlaştırılan hayvanı başka bir bölgeye salmak, küpe numarası ve kayıtlarını düzgün tutmamak sokak köpeği probleminde düzensizlikleri artıran ve kontrol mekanizmasını engelleyen yanlış ve eksik uygulamalardır. Çok uzun süredir sokak köpekleri için mikroçip uygulaması şartı getirilmiştir. Kulak küpesi değişik nedenlerle kulaktan çıkıp düşebilirken mikroçip kalıcı bir kimliklendirme sağlar. Bir sokak köpeğinin kısırlaştırılmış olduğunu uzaktan anlamak açısından kulağında küpe olması tabi ki avantajdır. ama bu küpelerin düştüğü, çıkarıldığı veya düzgün numaralandırılmış kayıt sistemi ile takılmadığı durumlarda bir köpeğin nerede yakalandığı, hangi belediye tarafından kısırlaştırıldığı, aşılarının ne durumda olduğunun anlaşılması mümkün değildir. Hala daha belediyelerde görev yapan bazı meslektaşlarım diğer bölgelerden kendi bölgelerine hiç bir işlem yapılmadan veya kısırlaştırılıp kulak küpesi takılıp salınan köpekler konusunda rahatsızlıklarını belirtmektedirler. bu şekilde mikroçip takılmış bir köpek gerçekten takip edilebilecektir. Ama ne yazık ki mikroçip bakanlık tarafından belediyelere verilmesine rağmen hala daha yaygınlaşamamıştır. Keza sahipli köpekler içinde mikroçip kimliklendirmede en güvenilir yöntemdir. Bir köpeğin kim tarafından üretildiği, kime satıldığı veya verildiğinin takibi yapılabilecek ve hatta alan kişinin sokağa terketmesi durumlarında yasalarda hükmü olan gerekli cezai işlemler için yine mikroçipin gerçek ve işe yarar bir delil olarak iş göreceği aşikardır.
Ne yazık ki belediyelerin yasal anlamda kurmak zorunda olduğu barınakların hepsi de gerek şartları yerine getirmemektedir. Bazı barınaklar sokak hayvanları için gerekli şartları tam olarak sağlayarak hayvan refahını sağlarken bazıları göstermelik kurulup, kötü şartlarda köpek ve kedileri bir arada tutup genel olarak Belediye rehabilitasyon Merkezlerine olan güveni sarsmaktadırlar. Dileğimiz bu tip kötü diyebileceğimiz rehabilitasyon merkezlerinin de işlevlerini doğru olarak yerine getirebilecek şartlara en kısa sürede kavuşması ve hiç bir suçu olmayan hayvanların eziyet görmeden aç kalmadan, soğuk ve sıcak şartlarından kötü etkilenmeden yaşayabilecekleri gerçekten rehabilitasyon görevini yerine getiren barınaklar haline gelmesidir.
Türkiye'de belediyelerin yasa gereği?
click to read more
Ama gözden kaçan önemli bir ayrıntı; Aslında Bu merkezlerin isminin ''Barınak'' olmadığı, ''Rehabilitasyon Merkezi'' olduğu ve kontenjanının sadece sokakta yaşayan değil, bakıma muhtaç, sakat veya saldırgan hayvanlarla kısıtlı olması gerektiğidir! Ayrıca dişi ve erkek sokak köpekleri de kısırlaştırma amaçlı geçici olarak barınaklarda kalabilir. Sokaktan her bulunan köpek yardıma muhtaçtır elbette ama üst üste köpek vb hayvanları sıkışık aynı yere koyduğunuzda çeşitli salgın hastalıkların çıkmaması imkânsızdır. Hele ki aşısız yavrular için barınaklar öldürücü virüs hastalıkları açısından hiç uygun yerler değildir. Ayrıca kalabalık barındırma durumunda hiyerarşik köpek sürü psikolojisinde ezilme, dayak yeme, ısırılma, hatta diğer köpekler tarafından öldürülme, yaralanma, aç kalma, hastalıklara yakalanma riski en yüksek seviyededir. Geçmişte bir çok barınakta bu yüzden çıkan salgın hastalıkların örneklerini veteriner hekim meslektaşlarım ve barınaklarda görevli ve gönüllü çalışanlar çok iyi bilirler. Bunlar arasında E.canis, Leishmaniasis, Parvo virus, Distemper, Leptosprirozis en önemli salgın ve bulaşıcı hastalıklardır. Bunların yanında kene, pire ve uyuz salgınları da hiç hafife alınacak düzeyde değildir.
Köpekler aynı kurtlar gibi geniş alanlarda sürü hiyerarşik sistemi ile mutlu mesut yaşarlar. Ama dar alanlarda bu hiyerarşik düzen kurulamaz. Baskın köpekler sürekli her kontakta diğer çekinik köpekleri baskılamaya çalışırlar. Çekinik köpekler dar alanlarda baskın köpeğin içgüdüsel lider olduğu alanın dışına çıkamadığı için sürekli sanki onun alanını ihlal ediyormuş ve liderliğine karşı bir tehditmiş gibi görünür ve çok şiddetli kavgalar, yemek yedirmeme, hatta bazı köpeklerin ufacık bir alanda esir gibi kalmasına kadar giden kötü durumlar oluşur. Hatta bu çekinik ezilen köpekler çok ciddi yaralanmalara ve öldürülmeye kadar giden zararlar görürler.
Sokaklardaki yaşam köpekler için çok zordur. Doğada yaşayan kurtlar içinde zor şartlar farklı şekilde de olsa vardır. Sonuçta doğada ve şehir yaşamında kurt ve köpek gibi sürü hayvanlarının yaşam şartları onların üreme ve davranışlarıyla dengeyi oluşturur. Tüm hayvan populasyonlarına iyi veya kötü her türlü müdahale o populasyonun dengesini bozar. Bu durum ileriye dönük olarak o populasyon için çok daha ciddi sorunlara neden olabilir. Mesela köpeklerde virütik bir hastalık olan parvo(Kanlı ishal )vb hastalıkların eskiye nazaran çok daha fazla artması bu tür bir kötü sonuçtur. Leishmaniasis hastalığı da hızla artmaktadır.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na göre sokaklarda yaşayan sahipsiz kedi ve köpeklerin yakalanıp, kısırlaştırılıp, kuduz ve parazit tedavileri yapılıp, kulaklarına küpe takıldıktan sonra yakalandığı yere geriye bırakılmasını hükmediyor. Ama tüm bu işlemlerin eksiksiz yapılması gerekiyor ki doğru bir sonuca ulaşılsın. Yani bir hayvanı sadece kısırlaştırıp küpe takıp salmak, Kısırlaştırılan hayvanı başka bir bölgeye salmak, küpe numarası ve kayıtlarını düzgün tutmamak sokak köpeği probleminde düzensizlikleri artıran ve kontrol mekanizmasını engelleyen yanlış ve eksik uygulamalardır. Çok uzun süredir sokak köpekleri için mikroçip uygulaması şartı getirilmiştir. Kulak küpesi değişik nedenlerle kulaktan çıkıp düşebilirken mikroçip kalıcı bir kimliklendirme sağlar. Bir sokak köpeğinin kısırlaştırılmış olduğunu uzaktan anlamak açısından kulağında küpe olması tabi ki avantajdır. ama bu küpelerin düştüğü, çıkarıldığı veya düzgün numaralandırılmış kayıt sistemi ile takılmadığı durumlarda bir köpeğin nerede yakalandığı, hangi belediye tarafından kısırlaştırıldığı, aşılarının ne durumda olduğunun anlaşılması mümkün değildir. Hala daha belediyelerde görev yapan bazı meslektaşlarım diğer bölgelerden kendi bölgelerine hiç bir işlem yapılmadan veya kısırlaştırılıp kulak küpesi takılıp salınan köpekler konusunda rahatsızlıklarını belirtmektedirler. bu şekilde mikroçip takılmış bir köpek gerçekten takip edilebilecektir. Ama ne yazık ki mikroçip bakanlık tarafından belediyelere verilmesine rağmen hala daha yaygınlaşamamıştır. Keza sahipli köpekler içinde mikroçip kimliklendirmede en güvenilir yöntemdir. Bir köpeğin kim tarafından üretildiği, kime satıldığı veya verildiğinin takibi yapılabilecek ve hatta alan kişinin sokağa terketmesi durumlarında yasalarda hükmü olan gerekli cezai işlemler için yine mikroçipin gerçek ve işe yarar bir delil olarak iş göreceği aşikardır.
Ne yazık ki belediyelerin yasal anlamda kurmak zorunda olduğu barınakların hepsi de gerek şartları yerine getirmemektedir. Bazı barınaklar sokak hayvanları için gerekli şartları tam olarak sağlayarak hayvan refahını sağlarken bazıları göstermelik kurulup, kötü şartlarda köpek ve kedileri bir arada tutup genel olarak Belediye rehabilitasyon Merkezlerine olan güveni sarsmaktadırlar. Dileğimiz bu tip kötü diyebileceğimiz rehabilitasyon merkezlerinin de işlevlerini doğru olarak yerine getirebilecek şartlara en kısa sürede kavuşması ve hiç bir suçu olmayan hayvanların eziyet görmeden aç kalmadan, soğuk ve sıcak şartlarından kötü etkilenmeden yaşayabilecekleri gerçekten rehabilitasyon görevini yerine getiren barınaklar haline gelmesidir.
Türkiye'de belediyelerin yasa gereği?
Sokak Kedilerini Koruma Konusunda Veteriner Önerileri
Sokaktan bulduğunuz kedi yavrusunu yaşatabilmemiz için
Bu aylarda kedilerin doğum döneminin devam etmesi ile ne yazık ki bazı bilinçsiz insanların yavru kedileri anne kedinin doğurduğu yerden alıp başka yerlere atması ile çok fazla sayıda öksüz yardıma, bakıma muhtaç kedi yavrusu ile karşılaşıyoruz.
Böyle bir yavru bulduğunuzda öncelikle muhakkak Veteriner Hekime götürerek üzerinde bulunabilecek pireler için doğru ve gerekli dozda ilaçlarla tedavisini yapmasını sağlayınız.
Sokakta öksüz bir yavru kedi bulduğunuz da onu yaşatmaya çalışırken dikkat etmeniz 3 önemli husus vardır.
Öncelikle bu kedi yavruları çişlerini anneleri yaladığı zaman yaptıkları için bir tuvalet kağıdının çok az ıslatılarak cinsel organına sürtülmesi ile düzenli 3-4 saatte bir çişlerinin yaptırılması gerekir.
Beslenme ihtiyacında ise Veteriner Hekiminizin önereceği, hazır satılan çok pahalı olmayan bir kedi sütü maması(Cat milk)ve kedi biberonu kullanarak sorun aşılabilir. Bu tip hazır mamalar aynı insan bebeklerinde olduğu gibi, bebek kedinin tüm besin ihtiyaçlarını ve gerekli vitaminleri içeriğinde tam olarak bulundurur. Ayrıca her zaman sıcak su ile kolay ve taze hazırlanabildiği için bebeklerde besin bozulmasına bağlı ishallerde görülmez.
Üçüncü önemli şart da eğer havalar soğuksa yavrunun ısınması için eczanelerden alabileceğiniz havluya sardığınız sıcak su torbalarının bulunduğu anne vücut ısınsa yakın bir ortamı sağlayan, içinden çıkamayacağı fazla büyük olmayan kutularda tutulmasıdır.. Sıcak mevsimlerde sadece içinde kıvrılmış havlu bulunan kutular yeterlidir.
Yavruyu temiz tutmalısınız. Bunun içinde kirlenen yerlerini önce ıslak sonra kuru pamukla temizleyebilirsiniz.
Kedi yavruları çok kısa sürede serpilirler. 1 aylık olmuş bir kedi yavrusu kaptan yiyecek alabilir. Bu arada tüm bu bakım sırasında lütfen Veteriner Hekiminizle bağlantıda olunuz.
Park edilmiş arabanıza binerken
Havaların soğumasıyla birlikte geceleri yavru kediler arabaların kaputlarına girip ısınmış motorun sıcaklığından yararlanmaya çalışırlar. Bu tip havalarda arabanıza binmeden önce kaputunuzu açıp içinde kedi yavrusu olup olmadığını kontrol etmelisiniz. En azından ön kaputa sertçe vurursanız, soğuktan korunmak için motorun sıcaklığına sığınmış bir yavrunun araba çalıştırıldığı zaman yaralanmasına veya yola çıktıktan sonra araba giderken düşmesine engel olmuş olursunuz.
Kedi yavrularında gözlerde çapaklanma
Özellikle sokak kedisi yavrularında çok fazla rastlanan bu sorun bu sene kliniklerimizde daha yaygın olarak karşımıza çıkıyor. Kedi yavruları doğduğu zaman gözleri kapalıdır ve 10-13 günlükken 1-2 gün içinde göz kapakları açılır. Genelde gözleri açıldıktan sonra görülen göz çapaklanması diyebileceğimiz gözlerin enfeksiyonu bazen nadirde olsa kedilerin gözlerinin açılmasından önce de görülebilir. Bu durumda göz şişer ve göz kapaklarının arasından irin sızabilir. Kedi yavrularında bu tip sorunlara neden olan etkenler virüsler olabileceği gibi çoğu zaman yüzümüzde sivilcelere de neden olabilen adi bakteri türleridir.
Ev kedilerinde veteriner kliniklerinde buluna ve hekimin size tavsiye edip nasıl kullanacağınızı göstereceği uygun göz temizleme solüsyonları ile her gün hem yavru hem de yetişkin kedilerinizin gözlerini temizleyerek bu hastalığın önüne geçebilirsiniz.
Sokak kedilerinde durum çok daha tehlikeli ve çoğu zaman sonuçları körlüğe kadar varacak kadar kötü seyreder. Bir çok sokak kedisi yavrusu aslında kolayca tedavi edilebilen bu hastalığın kimse tarafından müdahale edilmemesi nedeniyle gereksiz yere tek gözü veya her iki kör olur.
Sokakta gözlerinde çok az çapaklanma bile gördüğümüz bir yavru kediyi hemen veteriner hekime götürmelisiniz. Genelde insanlar için kullanılan antibiyotikli göz pomatlarını günde 3 defa düzenli sürerek zaten sokaklarda zor şartlarda yaşayan bir yavru kedinin kör olmasını engelleyebilirsiniz. Gözleri çapaktan kapanmış veya şişmiş bir yavru kedi gördüğünüzde veteriner hekime çok acil götürmelisiniz. Çünkü göz kapakları yapışıp dışarıya akamayan işrişn göz küresinin ön kısmını(cornea) yı eritip tüm gözün apseleşmesine ve geriye dönüşsüz olarak göz dokusunun tahrip olmasına neden olur. En önemli uyarılarımdan birisi de bu şekilde gözünde mikroplanma olan bir yavru kedinin gözüne antibiyotikli göz pomatları damlatmak asla bir işe yaramaz. Damla şeklindeki ilaçlar gözün üzerinde akar gider ve etkisini tam olarak gösteremez. Sokakta gözlerinde problem olan bir kedi yavrusu gördüğünüz lütfen acil olarak bir veteriner kliniğine götürün. Tüm meslektaşlarım bu tür olaylarda ücret almadan kediye yardımcı olacaklardır. Başkası götürür diye düşünmeyin. Belki de bir minik kedinin kör olmasını engelleyecek tek insan o anda siz olabilirsiniz.
Sokak kedileri için yuva yapma zamanı
Soğuk ve yağışlı havaların başlaması ile birlikte sokak kedileri için yaşam biraz daha zorlaşacak. Mahallenizde, bahçenizde yaşayan kediler için çok basit ama onlar için hem konforlu hem de bazen hayat kurtarıcı olabilecek küçük sığınaklar yapabilirsiniz. Bunun için çok büyük olmayan bir veya birkaç karton kutuyu kalın naylon veya muşamba ile kaplayıp, ambalaj bandı ile sağlamca bantlamak ve bu kutulara fazla büyük olmayan kapılar açmak yeterlidir. Yaptığınız bu barınakları da yine korunaklı yerlere koymaya çalışırsanız sokaktaki kedi dostlarımız için yaşam biraz daha kolaylaşacaktır.
Sokak hayvanlarını beslerken
Artık bir çok hayvan sever sadece kendi hayvanlarını değil sokaktaki hayvanlarını da düşünüyor. Sokaktaki hayvanlara?
click to read more
Bu aylarda kedilerin doğum döneminin devam etmesi ile ne yazık ki bazı bilinçsiz insanların yavru kedileri anne kedinin doğurduğu yerden alıp başka yerlere atması ile çok fazla sayıda öksüz yardıma, bakıma muhtaç kedi yavrusu ile karşılaşıyoruz.
Böyle bir yavru bulduğunuzda öncelikle muhakkak Veteriner Hekime götürerek üzerinde bulunabilecek pireler için doğru ve gerekli dozda ilaçlarla tedavisini yapmasını sağlayınız.
Sokakta öksüz bir yavru kedi bulduğunuz da onu yaşatmaya çalışırken dikkat etmeniz 3 önemli husus vardır.
Öncelikle bu kedi yavruları çişlerini anneleri yaladığı zaman yaptıkları için bir tuvalet kağıdının çok az ıslatılarak cinsel organına sürtülmesi ile düzenli 3-4 saatte bir çişlerinin yaptırılması gerekir.
Beslenme ihtiyacında ise Veteriner Hekiminizin önereceği, hazır satılan çok pahalı olmayan bir kedi sütü maması(Cat milk)ve kedi biberonu kullanarak sorun aşılabilir. Bu tip hazır mamalar aynı insan bebeklerinde olduğu gibi, bebek kedinin tüm besin ihtiyaçlarını ve gerekli vitaminleri içeriğinde tam olarak bulundurur. Ayrıca her zaman sıcak su ile kolay ve taze hazırlanabildiği için bebeklerde besin bozulmasına bağlı ishallerde görülmez.
Üçüncü önemli şart da eğer havalar soğuksa yavrunun ısınması için eczanelerden alabileceğiniz havluya sardığınız sıcak su torbalarının bulunduğu anne vücut ısınsa yakın bir ortamı sağlayan, içinden çıkamayacağı fazla büyük olmayan kutularda tutulmasıdır.. Sıcak mevsimlerde sadece içinde kıvrılmış havlu bulunan kutular yeterlidir.
Yavruyu temiz tutmalısınız. Bunun içinde kirlenen yerlerini önce ıslak sonra kuru pamukla temizleyebilirsiniz.
Kedi yavruları çok kısa sürede serpilirler. 1 aylık olmuş bir kedi yavrusu kaptan yiyecek alabilir. Bu arada tüm bu bakım sırasında lütfen Veteriner Hekiminizle bağlantıda olunuz.
Park edilmiş arabanıza binerken
Havaların soğumasıyla birlikte geceleri yavru kediler arabaların kaputlarına girip ısınmış motorun sıcaklığından yararlanmaya çalışırlar. Bu tip havalarda arabanıza binmeden önce kaputunuzu açıp içinde kedi yavrusu olup olmadığını kontrol etmelisiniz. En azından ön kaputa sertçe vurursanız, soğuktan korunmak için motorun sıcaklığına sığınmış bir yavrunun araba çalıştırıldığı zaman yaralanmasına veya yola çıktıktan sonra araba giderken düşmesine engel olmuş olursunuz.
Kedi yavrularında gözlerde çapaklanma
Özellikle sokak kedisi yavrularında çok fazla rastlanan bu sorun bu sene kliniklerimizde daha yaygın olarak karşımıza çıkıyor. Kedi yavruları doğduğu zaman gözleri kapalıdır ve 10-13 günlükken 1-2 gün içinde göz kapakları açılır. Genelde gözleri açıldıktan sonra görülen göz çapaklanması diyebileceğimiz gözlerin enfeksiyonu bazen nadirde olsa kedilerin gözlerinin açılmasından önce de görülebilir. Bu durumda göz şişer ve göz kapaklarının arasından irin sızabilir. Kedi yavrularında bu tip sorunlara neden olan etkenler virüsler olabileceği gibi çoğu zaman yüzümüzde sivilcelere de neden olabilen adi bakteri türleridir.
Ev kedilerinde veteriner kliniklerinde buluna ve hekimin size tavsiye edip nasıl kullanacağınızı göstereceği uygun göz temizleme solüsyonları ile her gün hem yavru hem de yetişkin kedilerinizin gözlerini temizleyerek bu hastalığın önüne geçebilirsiniz.
Sokak kedilerinde durum çok daha tehlikeli ve çoğu zaman sonuçları körlüğe kadar varacak kadar kötü seyreder. Bir çok sokak kedisi yavrusu aslında kolayca tedavi edilebilen bu hastalığın kimse tarafından müdahale edilmemesi nedeniyle gereksiz yere tek gözü veya her iki kör olur.
Sokakta gözlerinde çok az çapaklanma bile gördüğümüz bir yavru kediyi hemen veteriner hekime götürmelisiniz. Genelde insanlar için kullanılan antibiyotikli göz pomatlarını günde 3 defa düzenli sürerek zaten sokaklarda zor şartlarda yaşayan bir yavru kedinin kör olmasını engelleyebilirsiniz. Gözleri çapaktan kapanmış veya şişmiş bir yavru kedi gördüğünüzde veteriner hekime çok acil götürmelisiniz. Çünkü göz kapakları yapışıp dışarıya akamayan işrişn göz küresinin ön kısmını(cornea) yı eritip tüm gözün apseleşmesine ve geriye dönüşsüz olarak göz dokusunun tahrip olmasına neden olur. En önemli uyarılarımdan birisi de bu şekilde gözünde mikroplanma olan bir yavru kedinin gözüne antibiyotikli göz pomatları damlatmak asla bir işe yaramaz. Damla şeklindeki ilaçlar gözün üzerinde akar gider ve etkisini tam olarak gösteremez. Sokakta gözlerinde problem olan bir kedi yavrusu gördüğünüz lütfen acil olarak bir veteriner kliniğine götürün. Tüm meslektaşlarım bu tür olaylarda ücret almadan kediye yardımcı olacaklardır. Başkası götürür diye düşünmeyin. Belki de bir minik kedinin kör olmasını engelleyecek tek insan o anda siz olabilirsiniz.
Sokak kedileri için yuva yapma zamanı
Soğuk ve yağışlı havaların başlaması ile birlikte sokak kedileri için yaşam biraz daha zorlaşacak. Mahallenizde, bahçenizde yaşayan kediler için çok basit ama onlar için hem konforlu hem de bazen hayat kurtarıcı olabilecek küçük sığınaklar yapabilirsiniz. Bunun için çok büyük olmayan bir veya birkaç karton kutuyu kalın naylon veya muşamba ile kaplayıp, ambalaj bandı ile sağlamca bantlamak ve bu kutulara fazla büyük olmayan kapılar açmak yeterlidir. Yaptığınız bu barınakları da yine korunaklı yerlere koymaya çalışırsanız sokaktaki kedi dostlarımız için yaşam biraz daha kolaylaşacaktır.
Sokak hayvanlarını beslerken
Artık bir çok hayvan sever sadece kendi hayvanlarını değil sokaktaki hayvanlarını da düşünüyor. Sokaktaki hayvanlara?
Sokak Köpekleriyle İlgili Bilgiler
Sokak köpeği nedir?
Bir çok hayvanda olduğu gibi tür kavramının altında bir çok ırk vardır. Köpek türünün kapsadığı sizinde bildiğiniz minicik Pincher’lardan kocaman Danua’lara kadar bir çok köpek ırkı vardır. Tüm bu köpek ırkları içinde saflaştırma dediğimiz suni seleksiyonlarla seçilerek eşleştirmeler sonucu bir çok özellik pekiştirilmiştir.
Örneğin av köpeklerinde iyi koku alan dişi ve erkekler birbirleriyle eşleştirilerek bu özellikleri ile üstün olan ama bekçilik özelliği geride kalmış köpek ırkları üretilmiştir.
Buna benzer bazı köpeklerde görünümleri dikkate alınarak seçimle üretilmiştir. Çok güzel tüyleri olan Yorkshire terierler, Afgan tazıları hep bu özellikleri dikkate alınarak üretilmiş ırklardır.
Tüm bu ırkların içinde çok eski tarihlerden beri insanlar tarafından beslenen ve gerek görünüm gerekse davranış özellikleri fazla değişmeden günümüze kadar aynı kalmış ırklarda vardır. Örneğin bizim Sivas Kangalımız böyle bir ırktır.
Sokaklarda yaşayan köpeklere gelirsek;
Biz her ne kadar onlara bir ırkları yokmuş gibi davransak da onlarda yıllara meydan okuyan bazı özellikleri ile kendi içlerinde safkandırlar. Nasıl ki Kangal çoban köpeği Sivas bölgesinin bir çoban köpeği ise bizim Ege bölgesinde rastladığımız sokak köpeği dediğimiz köpekler de bu bölgenin özelliklerine dayanıklı, bekçilik ve koruma özellikleri üst noktada olan, tamahkar, sadık, iyi huylu Ege çoban köpekleridir.
Sokaklardaki köpeklerin kaynağı sadece evlerden atılan köpekler değildir.
Geçici bir hevesle alınan özellikle safkan ırklardaki bir çok köpek bir zaman sonra ne yazık ki sokaklara düşebiliyor. Bir çok aile öncesinde çok iyi düşünmeden çocuklarına oyuncak gibi veya kendileri de şartlarını değerlendirmeden kolayca bir yavru köpek alabiliyorlar. Bu köpekleri sattıkları yerlerde de çoğu zaman köpeği alan aileye doğru düzgün bilgilendirme yapmıyorlar veya yapamıyorlar. O yüzden bu konuda sadece bilinçsiz ve düşünmeden yavruyu alan aileler sorumlu değil. Bu konuda deneyimi olan ve bu deneyimini kötü amaçlı kullanan satıcılar yavruların akıbetini düşünmeden 25 günlük annesinin memesinden ayırıp bir yavruyu satabildikleri gibi, hasta, bakımsız, aşısız vb hem yavrunun geleceği ve sağlığı için hem de hevesle ailelerine yeni bir yavru alan insanlar için sorun olabilecek durumlar yaratıyorlar. Eğitim konusunda hiç bir bilgileri olmayan ebeveynler köpek yavrusunun ilk günlerinde tuvalet, gece ağlama vb sorunlarına doğru tepkileri veremedikleri için yavruda onların ne istediğini anlayamıyor ve kısa süre sonra yavrudan istemeyerek de olsa ayrılmak zorunda kalıyorlar.
Her zaman barınak veya sokak köpekleri ile ilgili bilgileri ve deneyimleri değerlendirdiğinizde; bulundukları şehre göre değişmek üzere sokak köpeklerinin ancak %5-10 luk kısmının terier, golden,alman kurdu vb gibi safkan ve onların melezleri olduğunu görüyoruz. Geriye kalan büyük kısım bizim sokak köpeği dediğimiz aslında her bölgenin kendine özel çoban köpeklerinin oluşturduğu bir populasyondur. Bu populsyonunda kaynağı tamamen köy ve kasabalardaki kontrolsüz üreyen köpeklerdir. Sokak köpeği sorununa katkı koymak amacıyla yıllardır sokak köpeği kısırlaştırıyorum. Kısırlaştırdığım köpekler arasında safkan, cins köpek dediğimiz ırklardaki köpek o kadar az ki lafı bile olamaz. Belediyeler ve hayvanları koruma derneklerinin de yaptığı kısırlaştırmaları incelersek orada da aynı durumu görebiliriz.
Sonuç olarak; Her ne kadar cins köpek denilen ve bir hevesle alınıp sokaklara düşen köpeklerin durumu içler acısı da olsa sokak köpeği sorunun esas kaynağı kırsal kesimlerdeki kontrolsüz üremelerdir. Bu konuda ciddi bir kısırlaştırma çalışması yapılmadığı sürece yıllardır süren sokak köpeği sorunu devam edecektir.
Sokak köpeklerinin hayatların kurtarmanın tek yolu: Kısırlaştır-Aşıla-İşaretle-Kayıt altına al ve Serbest bırak
Çocukluğumuzdan beri sokaklarda yaşayan köpeklerimizin zehirlenip öldürüldüğüne o kadar çok şahit oldum ki! Bir akşam birlikte koşup oynadığımız Karabaşı sabah kaskatı çöpün yanında bulurduk. Sonraları yeni yasa ve yönetmeliklerin çıkması ve hayvanları koruma derneklerinin de daha sistemli ve bilinçli çalışması ile bu tür olaylar gittikçe daha nadir olmaya başladı. Ama bir türlü bitmedi ne yazık ki!
Ama sokak köpeklerinin çektiklerine artık bir son vermek gerektiğini yavaş yavaş da olsa anlatabiliyoruz son zamanlarda!
Sokak köpeklerinin öldürülmesinin acımasız bir katliam olmasının yanında sözde kuduz korkusu ve salgınlarının önlenmesinde de bir işe yarmadığını öğreniyorlar yavaş yavaş!
En güzel çözümün bu köpeklerin uygun ve zarar vermeyen yöntemlerle yakalanması, kısırlaştırılması, kuduz aşılarının yapılıp, parazitlerinden temizlendikten sonra kulaklarına işaret amacıyla o köpeğe özel numaralı küpelerin takılarak, belediyelerde kayıt altına alınıp yine yakalandığı ilk yere salınmasıdır.
Sokakta yaralı bir köpek veya kedi bulduğunuzda ne yapmalısınız?
Bulduğunuz köpek veya kedi kaza vb nedeniyle şokta olabilir ve sizin yaklaşmanızı kötü amaçlı zannederek korkup sizi ısırabilir. Acele etmeden onu sakinleştirerek konuşarak yaklaşmalısınız. Kuyruk sallayan bir köpek ısırmaz. Ama vücuduna dokunduğunuzda canı acırsa tepki verebilir. Kediler ise tepkilerini belli etmeden can acısı ile saldırganlaşabilirler. Öncelikle orada ne zamandır yattığını bilmediğiniz için içmesi için su vermelisiniz. Bu hareketiniz onun size güvenmesini de sağlayacaktır. Yemek vb vermekle uğraşmayın yaralı bir hayvan yemek yemeyi düşünmez ama su içebilir.Daha sonra en güzeli köpekte yüzüne kedide tüm vücuduna havlu vb bir örtü örtüp köpekte civardan bulduğunuz büyük bir karton veya örtüyü sedye olarak kullanıp üzerine yatırarak kedide ise kutuya veya taşıma boxına koyarak acil olarak bir veteriner kliniğine götürmenizdir.
Eğer çok ağır yaralanmış görünüyorsa tanıdığınız veteriner hekiminize acil telefon edip yardım isteyebilirsiniz. Eğer bir petiniz yoksa ve hiçbir veteriner hekim tanımıyorsanız; o civardaki işyerlerine yakınlarda veteriner klinik var mı diye sorabilirsiniz.
Bu arada Belediyelerin sadece sokak köpek ve kedilerine hizmet vermek için açtığı acil ambulans hizmetlerinin de olduğu Veteriner klinikleri ve hastaneleri vardır. Telekom 11811 arayarak bölgenize en yakın Belediye Veteriner hizmetlerinin telefonuna ulaşıp sokak köpek ve kedileri için yardım alabilirsiniz.
Köpek ve kedilerinizi Belediye Veteriner işleri Müdürlüğüne kaydettirmeyi unutmayın.
Tüm sahipli köpek ve kedilerin kendi bölgelerindeki Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğüne kaydının yapılması yasal olarak bir zorunluluktur. Köpek veya kedinizi götürmeden sadece aşı karnesi ile yapacağınız başvurularda cüzi bir rakam alınarak size üzerinde bir numara olan markalar verilecektir. Dostlarınızla ilgili herhangi bir şikayet durumunda görevliler tarafından size ilk sorulan kayıt olup olmadığı ve kuduz aşısının uygulanıp uygulanmadığıdır.
Dostunuzla birlikte yaşamınızda sorun yaşamamak için lütfen bu kayıt işlemini ihmal etmeyiniz.
Amatör köpek üretimi yapmamalısınız.
Bir çok safkan ırk köpeği almak istediğinizde değişen fiyatlarda para ödemek zorunda kalırsınız. Bu sadece Türkiye’de değil tüm dünyada böyledir. Yüksek bir bedel ödeyip bir köpek alan bazı insanlar bu işin karlı olduğunu düşünüp dişi köpeklerini yavrulatma ve benzer fiyatlara satma planları yaparlar.
Bazen de kızım annelik içgüdüsünü tatsın diye de yavrulatmak isteyenler olur. Ne yazık ki dişi bir köpeğin doğumu, sonrasında yavruların bakımı ve yavruların elden çıkarılması aşamalarında göz ardı edilen çok fazla faktör vardır.
Bir örnekle açıklamak istersem: Bir Golden retriever’i üretip satmak veya annelik duygusunu tatsın diye yavrulattığınızda şunu hiç bir zaman unutmayın 6 ile 9 arası yavru doğurur. Ve çoğunlukla da 9 yavru doğurur. Gebelik 63-68 gün sürer ve arkasından da 45 gün kadar emzirme dönemi vardır. Bu dönemde anneyi ve sonlarına doğru da hem anneyi hem de yavruları çok kaliteli mamalarla beslemek zorundasınız. Eğer safkan ırkları bu şekilde beslemezseniz anne de sorunlar çıktığı gibi, yavrularda da ilerleyen yaşlarda beslenme eksikliğine bağlı kalça çıkığı, raşitizm gibi ortopedik hastalıklardan, gelişme geriliklerine kadar bir çok sorunlar ortaya çıkar.
Yavrular çok kısa sürede gelişip, havlamaya ve etrafa tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu durum ev ortamında çok fazla ama bahçede bile zorluklar yaratmaya başlar.
Diyelim bunların hepsini hallettiniz. Bu seferde gözünün içine bakıp büyüttüğünüz kızınızın o güzelim 9 yavrusundan sadece 2-3 tanesini kendi seçtiğiniz güvendiğiniz birilerine satabilirsiniz. 2-3?
click to read more
Bir çok hayvanda olduğu gibi tür kavramının altında bir çok ırk vardır. Köpek türünün kapsadığı sizinde bildiğiniz minicik Pincher’lardan kocaman Danua’lara kadar bir çok köpek ırkı vardır. Tüm bu köpek ırkları içinde saflaştırma dediğimiz suni seleksiyonlarla seçilerek eşleştirmeler sonucu bir çok özellik pekiştirilmiştir.
Örneğin av köpeklerinde iyi koku alan dişi ve erkekler birbirleriyle eşleştirilerek bu özellikleri ile üstün olan ama bekçilik özelliği geride kalmış köpek ırkları üretilmiştir.
Buna benzer bazı köpeklerde görünümleri dikkate alınarak seçimle üretilmiştir. Çok güzel tüyleri olan Yorkshire terierler, Afgan tazıları hep bu özellikleri dikkate alınarak üretilmiş ırklardır.
Tüm bu ırkların içinde çok eski tarihlerden beri insanlar tarafından beslenen ve gerek görünüm gerekse davranış özellikleri fazla değişmeden günümüze kadar aynı kalmış ırklarda vardır. Örneğin bizim Sivas Kangalımız böyle bir ırktır.
Sokaklarda yaşayan köpeklere gelirsek;
Biz her ne kadar onlara bir ırkları yokmuş gibi davransak da onlarda yıllara meydan okuyan bazı özellikleri ile kendi içlerinde safkandırlar. Nasıl ki Kangal çoban köpeği Sivas bölgesinin bir çoban köpeği ise bizim Ege bölgesinde rastladığımız sokak köpeği dediğimiz köpekler de bu bölgenin özelliklerine dayanıklı, bekçilik ve koruma özellikleri üst noktada olan, tamahkar, sadık, iyi huylu Ege çoban köpekleridir.
Sokaklardaki köpeklerin kaynağı sadece evlerden atılan köpekler değildir.
Geçici bir hevesle alınan özellikle safkan ırklardaki bir çok köpek bir zaman sonra ne yazık ki sokaklara düşebiliyor. Bir çok aile öncesinde çok iyi düşünmeden çocuklarına oyuncak gibi veya kendileri de şartlarını değerlendirmeden kolayca bir yavru köpek alabiliyorlar. Bu köpekleri sattıkları yerlerde de çoğu zaman köpeği alan aileye doğru düzgün bilgilendirme yapmıyorlar veya yapamıyorlar. O yüzden bu konuda sadece bilinçsiz ve düşünmeden yavruyu alan aileler sorumlu değil. Bu konuda deneyimi olan ve bu deneyimini kötü amaçlı kullanan satıcılar yavruların akıbetini düşünmeden 25 günlük annesinin memesinden ayırıp bir yavruyu satabildikleri gibi, hasta, bakımsız, aşısız vb hem yavrunun geleceği ve sağlığı için hem de hevesle ailelerine yeni bir yavru alan insanlar için sorun olabilecek durumlar yaratıyorlar. Eğitim konusunda hiç bir bilgileri olmayan ebeveynler köpek yavrusunun ilk günlerinde tuvalet, gece ağlama vb sorunlarına doğru tepkileri veremedikleri için yavruda onların ne istediğini anlayamıyor ve kısa süre sonra yavrudan istemeyerek de olsa ayrılmak zorunda kalıyorlar.
Her zaman barınak veya sokak köpekleri ile ilgili bilgileri ve deneyimleri değerlendirdiğinizde; bulundukları şehre göre değişmek üzere sokak köpeklerinin ancak %5-10 luk kısmının terier, golden,alman kurdu vb gibi safkan ve onların melezleri olduğunu görüyoruz. Geriye kalan büyük kısım bizim sokak köpeği dediğimiz aslında her bölgenin kendine özel çoban köpeklerinin oluşturduğu bir populasyondur. Bu populsyonunda kaynağı tamamen köy ve kasabalardaki kontrolsüz üreyen köpeklerdir. Sokak köpeği sorununa katkı koymak amacıyla yıllardır sokak köpeği kısırlaştırıyorum. Kısırlaştırdığım köpekler arasında safkan, cins köpek dediğimiz ırklardaki köpek o kadar az ki lafı bile olamaz. Belediyeler ve hayvanları koruma derneklerinin de yaptığı kısırlaştırmaları incelersek orada da aynı durumu görebiliriz.
Sonuç olarak; Her ne kadar cins köpek denilen ve bir hevesle alınıp sokaklara düşen köpeklerin durumu içler acısı da olsa sokak köpeği sorunun esas kaynağı kırsal kesimlerdeki kontrolsüz üremelerdir. Bu konuda ciddi bir kısırlaştırma çalışması yapılmadığı sürece yıllardır süren sokak köpeği sorunu devam edecektir.
Sokak köpeklerinin hayatların kurtarmanın tek yolu: Kısırlaştır-Aşıla-İşaretle-Kayıt altına al ve Serbest bırak
Çocukluğumuzdan beri sokaklarda yaşayan köpeklerimizin zehirlenip öldürüldüğüne o kadar çok şahit oldum ki! Bir akşam birlikte koşup oynadığımız Karabaşı sabah kaskatı çöpün yanında bulurduk. Sonraları yeni yasa ve yönetmeliklerin çıkması ve hayvanları koruma derneklerinin de daha sistemli ve bilinçli çalışması ile bu tür olaylar gittikçe daha nadir olmaya başladı. Ama bir türlü bitmedi ne yazık ki!
Ama sokak köpeklerinin çektiklerine artık bir son vermek gerektiğini yavaş yavaş da olsa anlatabiliyoruz son zamanlarda!
Sokak köpeklerinin öldürülmesinin acımasız bir katliam olmasının yanında sözde kuduz korkusu ve salgınlarının önlenmesinde de bir işe yarmadığını öğreniyorlar yavaş yavaş!
En güzel çözümün bu köpeklerin uygun ve zarar vermeyen yöntemlerle yakalanması, kısırlaştırılması, kuduz aşılarının yapılıp, parazitlerinden temizlendikten sonra kulaklarına işaret amacıyla o köpeğe özel numaralı küpelerin takılarak, belediyelerde kayıt altına alınıp yine yakalandığı ilk yere salınmasıdır.
Sokakta yaralı bir köpek veya kedi bulduğunuzda ne yapmalısınız?
Bulduğunuz köpek veya kedi kaza vb nedeniyle şokta olabilir ve sizin yaklaşmanızı kötü amaçlı zannederek korkup sizi ısırabilir. Acele etmeden onu sakinleştirerek konuşarak yaklaşmalısınız. Kuyruk sallayan bir köpek ısırmaz. Ama vücuduna dokunduğunuzda canı acırsa tepki verebilir. Kediler ise tepkilerini belli etmeden can acısı ile saldırganlaşabilirler. Öncelikle orada ne zamandır yattığını bilmediğiniz için içmesi için su vermelisiniz. Bu hareketiniz onun size güvenmesini de sağlayacaktır. Yemek vb vermekle uğraşmayın yaralı bir hayvan yemek yemeyi düşünmez ama su içebilir.Daha sonra en güzeli köpekte yüzüne kedide tüm vücuduna havlu vb bir örtü örtüp köpekte civardan bulduğunuz büyük bir karton veya örtüyü sedye olarak kullanıp üzerine yatırarak kedide ise kutuya veya taşıma boxına koyarak acil olarak bir veteriner kliniğine götürmenizdir.
Eğer çok ağır yaralanmış görünüyorsa tanıdığınız veteriner hekiminize acil telefon edip yardım isteyebilirsiniz. Eğer bir petiniz yoksa ve hiçbir veteriner hekim tanımıyorsanız; o civardaki işyerlerine yakınlarda veteriner klinik var mı diye sorabilirsiniz.
Bu arada Belediyelerin sadece sokak köpek ve kedilerine hizmet vermek için açtığı acil ambulans hizmetlerinin de olduğu Veteriner klinikleri ve hastaneleri vardır. Telekom 11811 arayarak bölgenize en yakın Belediye Veteriner hizmetlerinin telefonuna ulaşıp sokak köpek ve kedileri için yardım alabilirsiniz.
Köpek ve kedilerinizi Belediye Veteriner işleri Müdürlüğüne kaydettirmeyi unutmayın.
Tüm sahipli köpek ve kedilerin kendi bölgelerindeki Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğüne kaydının yapılması yasal olarak bir zorunluluktur. Köpek veya kedinizi götürmeden sadece aşı karnesi ile yapacağınız başvurularda cüzi bir rakam alınarak size üzerinde bir numara olan markalar verilecektir. Dostlarınızla ilgili herhangi bir şikayet durumunda görevliler tarafından size ilk sorulan kayıt olup olmadığı ve kuduz aşısının uygulanıp uygulanmadığıdır.
Dostunuzla birlikte yaşamınızda sorun yaşamamak için lütfen bu kayıt işlemini ihmal etmeyiniz.
Amatör köpek üretimi yapmamalısınız.
Bir çok safkan ırk köpeği almak istediğinizde değişen fiyatlarda para ödemek zorunda kalırsınız. Bu sadece Türkiye’de değil tüm dünyada böyledir. Yüksek bir bedel ödeyip bir köpek alan bazı insanlar bu işin karlı olduğunu düşünüp dişi köpeklerini yavrulatma ve benzer fiyatlara satma planları yaparlar.
Bazen de kızım annelik içgüdüsünü tatsın diye de yavrulatmak isteyenler olur. Ne yazık ki dişi bir köpeğin doğumu, sonrasında yavruların bakımı ve yavruların elden çıkarılması aşamalarında göz ardı edilen çok fazla faktör vardır.
Bir örnekle açıklamak istersem: Bir Golden retriever’i üretip satmak veya annelik duygusunu tatsın diye yavrulattığınızda şunu hiç bir zaman unutmayın 6 ile 9 arası yavru doğurur. Ve çoğunlukla da 9 yavru doğurur. Gebelik 63-68 gün sürer ve arkasından da 45 gün kadar emzirme dönemi vardır. Bu dönemde anneyi ve sonlarına doğru da hem anneyi hem de yavruları çok kaliteli mamalarla beslemek zorundasınız. Eğer safkan ırkları bu şekilde beslemezseniz anne de sorunlar çıktığı gibi, yavrularda da ilerleyen yaşlarda beslenme eksikliğine bağlı kalça çıkığı, raşitizm gibi ortopedik hastalıklardan, gelişme geriliklerine kadar bir çok sorunlar ortaya çıkar.
Yavrular çok kısa sürede gelişip, havlamaya ve etrafa tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu durum ev ortamında çok fazla ama bahçede bile zorluklar yaratmaya başlar.
Diyelim bunların hepsini hallettiniz. Bu seferde gözünün içine bakıp büyüttüğünüz kızınızın o güzelim 9 yavrusundan sadece 2-3 tanesini kendi seçtiğiniz güvendiğiniz birilerine satabilirsiniz. 2-3?
Yaban Hayvanları ile Karşılaşma ve Yaralı Hayvana Yardım
Yaban hayvanları ile karşılaşma, yaralı hayvana yardım etme, doğru davranışlar, yakalanma, beslenmesi, kliniklerde tedavi, operasyon, bakımı, rehabilitasyon ve doğaya salınması
Değişik zamanlarda önüme düşen veya bir kedinin ağzından çocukların kurtardığı serçe, karga, kerkenez, çulluk veya baykuş yavruları kliniğimize gelir. Arada sincap, sansar yavruları vb bir çok yaban hayvanı duyarlı hayvan severler tarafından kliniğimize getirildiğinde hep çabamız bu yaban hayvanını en kısa sürede kırığını veya hastalığını iyileştirip veya yavruysa ölmeden serpilmesini sağlayıp doğaya salmaktır.
Genelde kliniğimize Kızıl şahinler kanadı kırılmış veya saçma atan tüfeklerle yaralanmış olarak gelir. Kızıl şahinler bilindiği gibi avcı kuşlardır ve avladıkları kuş, tavşan, fare vb ile beslenirler. Bu şahinler küçük boy bir kartal boyutundadır ve insanların yaşadığı alanlarda da yaşamlarını sürdürebilirler. Köylerin ve yerleşim yerlerinin çevresindeki arazilerde elektrik direkleri, ağaçlar ve çitlerin üzerinde kızıl şahin görmek her zaman mümkündür. Ayrıca av peşindeyken kanatları açık bir şekilde aynı yerde havada asılı kalışları gerçekten şaşırtıcıdır. İşte bu şekilde gerek konduğu yerde gerekse uçarken tıpkı bir uçurtma gibi durdukları için kötü niyetli, bilinçsiz insanların silahlarına hedef olurlar. Keklik vb bir hayvanı vurmak çok zorken kızıl şahinleri çocuğun eline tüfek versen kolayca vurabilir. İnsanlar eti bile yenmeyen bu kuşları sadece kolay olduğu için ve ellerinde silah varken karşılarına çıktığı için acımasızca vururlar. Ayrıca tahnit denilen hayvanların doldurulması işi içinde bu hayvanların peşine düşen insanlar vardır.
Kızıl şahinler kliniğimize geldiğinde genelde kanatları kırıktır. Kırıklar ya saçma darbeleri ile ya da yere düştüklerinde oluşur. Bize getirilen kuşlar eğer geç bulunduysa ya da bulan kişi bir süre beslemeye çalıştıysa genelde kanattaki kırık kemikler nekroza uğramış olur ve tekrar canlılığını yakalamak ameliyatla fiske edilse bile mümkün olmaz. Bazen kanatlarında sorun olmayan vücudunda yara olan kuşlar geldiğinde ise bu seferde kuşun bakımı sırasında dar ve temizlenmeyen yerlerde tutulduğu için tüyleri dışkısı ile aşırı bulaşmış ve tüy olma özelliğini kaybetmiş olur. Tüylerin kirlenip, kırılması operasyon sonrası kırıklarını ve yaralarını iyileştirebildiğimiz kuşlarda doğaya salmada sorun teşkil eder ve tüylerin yenilenmesi kuşa zaman kaybettirip kanatlarının uçma becerisinin ve gücünün azalmasına neden olur. Böyle kuşların özellikle kanat tüyleri kendini yeniledikten veya dikkatli bir şekilde kırık,,işe yaramaz tüyler yolunup yenileri çıktıktan sonra geniş üzeri ağla kaplı alanlarda uçuş eksersizleri sonrası uçmayı başarıp avlanabilecek hale gelince doğaya salınabilirler. Aksi taktirde doğru düzgün uçamayan bir avcı kuş, bir köpek ve benzeri bir hayvana av olabilir, insanlara yakalanabilir, en önemlisi de av yakalayamayacağı için aç kalıp kısa sürede ölür.
Bulunan yaban hayvanlarının ne yediği de doğru saptanmalıdır. Bulunur bulunma kliniklere götürülen yaban hayvanlarında bir şey yedirmeden götürülebilir ama bir süre bakım yapılacaksa hayvanın etçil mi otçul mu olduğu kuş türü ise ne yiyebileceği iyi düşünülüp saptanmalıdır. Kliniğimize kutunun içine koyduğu şahinin önüne ekmek verenler var.
Sonuç olarak yaban hayvanlarının hepsinde bulunmuş veya yakalanmış bir hayvan hayvanının doğaya geri bırakılmasında önemli bazı aşamalar ve kriterler vardır.
Bunlar sırasıyla;
1- Yaban hayvanının bulunduğu zaman doğru şekilde yakalanması:
2- Kliniklere gelen hayvanların muayenesi, tedavi ve operasyonlarının yapılması.(Vet.Hek için)
3- Tedavi, operasyon sonrası tedaviler ve bakım sırasında rehabilitasyonu.(Vet.Hek için)
4- İyileşme sonrasında doğada yaşayabilecek kondisyonu ve beceriyi tekrar kazanması için (özellikle yabani kuşlarda) üzeri ağ ile kaplanmış geniş alanlarda tutulması
5- Her yaban hayvanının bulunduğu veya yaşamasına uygun doğal alana salınması
1- Yaban hayvanının bulunduğu zaman doğru şekilde yakalanması:
Yaban hayvanları doğal olarak bir insanın kendisini yakalamasına, tutmasına karşı direnç gösterirler ve ya kaçarlar, yada saldırıp kendilerini korumaya çalışırlar. Bu sırada hem kendi yaralarını veya kırıklarını daha kötü hale sokabilirler hem de tutmaya çalışan kişiyi ciddi bir şekilde yaralayabilirler.
Doğru yakalama yöntemleri nelerdir? İmkanlar olduğu zaman büyük hayvanlar sakinleştirici ilaç atan tüfek vb ile uyuşturularak, uygun kepçeler vb ile kuşlar ve diğer yaban hayvanları yakalanabilir. Yada dayanıklı deri eldivenlerle tutulabilirler. Ama imkanların olmadığı durumlarda ne yapacağız? Öncelikle tüm yaralı hayvanların sokak kedi ve köpekleri dahil canı yandığı için çok kötü durumda bile olsalar kendilerini koruyacaklarını ve bu koruma sırasında dişleri, pençeleri gibi silahlarını kullanacaklarını unutmamak lazımdır. Demek öncelikle her hayvana göre değişen bu silahlardan kendinizi korumalısınız. Örneğin bir şahini yakalayacaksanız en tehlikeli olan pençeleridir. Çünkü pençeleri ile canlı dokuyu tuttuğu zaman içgüdüsel olarak ve ayağının uygun hareket yapısı ve gücü ile inanılmaz keskin tırnaklarını etinize saplar ve ciddi yaralar açabilir. Ayrıca bu tip hayvanlar siz mücadele ettikçe pençelerini sıkmaya devam ederler. O yüzden pençelere yakalanmamak gerekir. Şahin vb vahşi kuşlarda pençeler kadar olmasa da gagaları da çok güçlüdür gerektiğinde gagasıyla sizi ısırabilir. Tüm yabani kuşlar gagalarını hem korunma hem de avlanmada kullanırlar. Bir defasında kliniğime yine yaralı getirilen bir Cüce Balabanın ayağındaki yarayı incelerken fazla yaklaştığımı fark etmemiştim ve o sivri gagası ile tam göz kapağımın üzerine öyle bir darbe indirdi ki ne olduğumu anlayamadım. Eğer aynı darbeyi direk gözüme indirseydi hiç şüphesiz ki şu an sol gözüm kördü. Bildiğiniz gibi Balaban kuşları sazlıklarda balık vb küçük canlıları hızla uzatabildikleri göründüğünden uzun boyunları ve zıpkın gibi gagaları ile avlarlar. Aynı şekilde leyleklerde gagalarını çok iyi kullanır ve tahmin ettiğinizden daha uzağa uzatarak gagalayabilirler. Pelikanlar, ördekler ve kazlar gagalarını iyi kullanan diğer yabani kuşlardır ve hem gagaları ile sert vuruşlar yapabilirler hem de ciddi ısırıklara neden olabilirler. Bu tür kuşların başları yine havlu ile arka tarafından tutularak kontrol altına alınabilir.
Yabani kuşların hemen hepsini yakalarken elinize bir deri eldiven giymek çok yararlı olur. Yanınızda eldiven dahil hiçbir şey yoksa o zaman bir battaniye veya havluyu kuşun üzerine atıp kanatları kapalı şekilde çiçek buketi duruşunda kuşu omuzlarını da kapsayacak şekilde yanlardan çok sıkmadan ama kurtulamayacak sıkılıkta tutmalısınız. Bu arada pençelerinin de size ulaşamayacağı yerde olmasına dikkat etmelisiniz.
Tilki, sansar ve gelincik gibi canlıların muayenesi için genelde çok kalın güvenli eldivenler, havlular kullanılır. Bu tip hayvanları yakalarken özelikle ısırılmamalısınız. Isırılma durumunda kuduz ve tetanoz konusunda mutlaka bir hastane ile bağlantıya geçmelisiniz. Bu tip yaban hayvanlarını kendinize ve ona zarar vermeden mümkünse bez ama yoksa naylon çuvala koyarak ağzını sıkıca bağlayıp güvenli bir şekilde veteriner kliniklerine getirebilirsiniz. Bu çuvallar içinde hayvan kaçamaz, kendine zarar veremez ve çuvalların hava alması nedeniyle sıkıntısız bir şekilde taşınabilir. En iyi olan tarafı ise çuvalın içindeyken kliniğe gelen hayvanlara muayene öncesi sakinleştirici enjeksiyon kolayca uygulanabilir. Aksi taktirde hayvanı kutu veya benzeri bir yerden çıkarmaya çalışırken kaçma ihtimali çok fazladır. Ayrıca kutuda kendini çuvalda olduğu kadar güvende hissetmez.
Diğer iri yaban hayvanlarında örneğin Karacalarda yine bir battaniye ile sarılıp kalkmasına engel olunacak şekilde tutularak kliniğe getirilmesi gerekir.
6- Kliniklere gelen hayvanların muayenesi, tedavi ve operasyonlarının yapılması.(Vet.Hek için)
Veteriner hekim olarak kliniğinize yabani bir hayvan getirildiğinde getiren kişiden bilgileri-anamnezi çok iyi almalısınız.
-Nereden, hangi durumda ve ne zaman bulunmuş.
-Yakalarken zarar vermişler mi?
-Bulunduğu bölge neresi ve çevrenin özellikleri nedir?
-Bir şey içirilmeye çalışılmış mı?
-Bir şey yedirilmeye çalışılmış mı?
-Herhangi bir ilaç verilmiş mi?
Ayrıca yabani hayvanda olsa mutlaka kayıt almalısınız. Böylece hayvanın sonraki tedavi vb aşamalarında ihtiyaç duyabileceğiniz ve aklınıza gelmeyen bir bilgiyi dosyadan bulabilir yada gerekli olursa hayvanı getiren veya bulan kişiyi telefonla arayıp kuşu bilgi sorabilirsiniz.
Tüm yabani hayvanların klinikteki muayenesinde hayvanın kaçmaması, kendini oradan oraya atıp yaralanmaması, sizi yaralamaması için gerekli hareketsiz tutma yöntemlerini kullanmalısınız. Muayene öncesi ve sırasında hayvanın sakinleşmesini sağlayarak mümkün olduğunca şiddetli ışık ve ses olmayan sakin bir ortamda yavaş hareketlerle sabırla muayeneninizi sürdürmelisiniz.
Şahin vb yabani kuşların muayenesini yaparken her zaman pençelerini birbirine birleştirip tıbbi flaster ile bantlıyorum ve sonra muayeneye geçiyorum. Aksi taktirde muayene sırasında her zaman fırsatını bulduğunda size hamle yapacak ve çoğu zaman başarılı olup sizi yaralayacaktır.
Tilki, sansar ve gelincik gibi canlıların muayenesi için genelde çok kalın güvenli eldivenler, havlular kullanılır. Ama genel durumu çok kötü olmayan yaralanmış bu tip yabani hayvanları en iyisi uygun sakinleştirici ilaçlarla ve doğru dozlarda uyutup öyle muayene edilmelidir. Sakinleştirici verilmiş hayvanlar eğer tedavi de kalacaksa uyanacakları bölme veya kafes ışıksız ve sakin bir yerde olmalı ve kendilerine kafeste çırpınırken zarar verebilecekleri ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bazen tedavi sonrası rehabilitasyon ve tedavinin devamını gerektirmeyecek durumlarda hayvanlar doğaya bekletilmeden salınabilir. Ayaklarına misina dolanmış kuşlar, ya da boynuna ya da vücuda naylon torba veya plastik malzemeler dolanmış tüm hayvanlar bu gruba girebilir. Muayene için uyutulmuş hayvanlar muayene sonrası tam kendilerine gelmeden doğaya bırakılmamalıdır. Yeni sakinleştirici enjektabl ilaç preparatları doğal hayata çok uygun olarak yaban hayvanını uyutup muayene ve kontroller bittikten sonra antidotunun enjekte edilmesi ile kısa sürede hayvanın uyanması sağlanabilmektedir
Muayene sırasında hekim bulduğu bir yara ile yetinmeyip başka yaralanma ve problemleri de olabileceğini düşünerek yaban hayvanının tüm vücudunu çok iyi muayene etmelidir. Bu muayene sırasında veya sonrasında gerekli gördüğü durumlarda röntgen vb destek alabileceği yöntemleri de kullanmalıdır. Hatta hiç yarası yok gibi görünen hayvanlarda bile röntgen çekildiğinde vücudunun bir çok yerinde saçma kurşunlarının bulunduğu olaylar az değildir. Bu saçma kurşunları yaraladıkları hayati organlara zarar verebilecekleri gibi vücut içinde kaldıkları yerde emilerek daha uzun sürede de olsa kurşun zehirlenmesine de neden olabilirler. Ayrıca bir eklemdeki aksamanın, çalışma güçlüğü veya fonksiyon kaybının yada bazen felçlerin nedeninin röntgendeki kemik ve eklemlerin durumundan ve saçma kurşunu gibi yabancı cisimlerin saptanması ile nedenini bulabilirsiniz.
Kanadı kırık kuşlarda operasyon ile kırık uçların fiksasyonu veya operasyonsuz fiksasyon sonrası kırık olan kanadın hareketini en az 2-3 hafta engellemek gerekir. Bunun için en iyi yöntem kanadı uygun pozisyonda sardıktan sonra kuşun vücudu üzerine sargı ve bantlarla askıya almaktır. Kanadı bu şekilde tespit etmezseniz kırık uçları hareket edeceği için düzgün bir kemik kaynaması oluşmaz ve iyileşen kanat ile kuş uçamaz.
Tedavileri düşünürken kuşlara her hayvan türüne özel hastalıkları göz ardı etmemeli ve gerektiğinde hayvanın genel durumu düzelttikten sonra kendi bilgi ve tecrübelerinizin dışında internet veya kitaplardan bilgi araştırmalı ve konu hakkında tecrübesi olan hekim arkadaşlarınıza danışmaya çekinmemelisiniz.
Kliniğinize gelen yaban hayvanları hastalıkları sırasında veya yaralanmaları sonrasında bir süre aç ve susuz kalabileceklerini unutmamalısınız. Bu konuda medikal destek vermeyi ihmal etmemelisiniz. Ayrıca sıcak havalarda getirilen hayvanlarda hyperthermi ve soğuk havalarda ise hypothermi oluşmuş olabileceğini de değerlendirip ona göre soğuk ve sıcak desteğini de sağlamalısınız.
Diğer iri yaban hayvanlarında örneğin Karacalarda yine bir battaniye ile sarılıp kalkmasına engel olunacak şekilde tutularak kliniğe getirilmesi ve klinikte yine muayene sırasında hareketsiz güvenli gibi duran bu tip hayvanların bir anda fırlayarak düşünemeyeceğiniz kadar yükseklere kendilerini?
click to read more
Değişik zamanlarda önüme düşen veya bir kedinin ağzından çocukların kurtardığı serçe, karga, kerkenez, çulluk veya baykuş yavruları kliniğimize gelir. Arada sincap, sansar yavruları vb bir çok yaban hayvanı duyarlı hayvan severler tarafından kliniğimize getirildiğinde hep çabamız bu yaban hayvanını en kısa sürede kırığını veya hastalığını iyileştirip veya yavruysa ölmeden serpilmesini sağlayıp doğaya salmaktır.
Genelde kliniğimize Kızıl şahinler kanadı kırılmış veya saçma atan tüfeklerle yaralanmış olarak gelir. Kızıl şahinler bilindiği gibi avcı kuşlardır ve avladıkları kuş, tavşan, fare vb ile beslenirler. Bu şahinler küçük boy bir kartal boyutundadır ve insanların yaşadığı alanlarda da yaşamlarını sürdürebilirler. Köylerin ve yerleşim yerlerinin çevresindeki arazilerde elektrik direkleri, ağaçlar ve çitlerin üzerinde kızıl şahin görmek her zaman mümkündür. Ayrıca av peşindeyken kanatları açık bir şekilde aynı yerde havada asılı kalışları gerçekten şaşırtıcıdır. İşte bu şekilde gerek konduğu yerde gerekse uçarken tıpkı bir uçurtma gibi durdukları için kötü niyetli, bilinçsiz insanların silahlarına hedef olurlar. Keklik vb bir hayvanı vurmak çok zorken kızıl şahinleri çocuğun eline tüfek versen kolayca vurabilir. İnsanlar eti bile yenmeyen bu kuşları sadece kolay olduğu için ve ellerinde silah varken karşılarına çıktığı için acımasızca vururlar. Ayrıca tahnit denilen hayvanların doldurulması işi içinde bu hayvanların peşine düşen insanlar vardır.
Kızıl şahinler kliniğimize geldiğinde genelde kanatları kırıktır. Kırıklar ya saçma darbeleri ile ya da yere düştüklerinde oluşur. Bize getirilen kuşlar eğer geç bulunduysa ya da bulan kişi bir süre beslemeye çalıştıysa genelde kanattaki kırık kemikler nekroza uğramış olur ve tekrar canlılığını yakalamak ameliyatla fiske edilse bile mümkün olmaz. Bazen kanatlarında sorun olmayan vücudunda yara olan kuşlar geldiğinde ise bu seferde kuşun bakımı sırasında dar ve temizlenmeyen yerlerde tutulduğu için tüyleri dışkısı ile aşırı bulaşmış ve tüy olma özelliğini kaybetmiş olur. Tüylerin kirlenip, kırılması operasyon sonrası kırıklarını ve yaralarını iyileştirebildiğimiz kuşlarda doğaya salmada sorun teşkil eder ve tüylerin yenilenmesi kuşa zaman kaybettirip kanatlarının uçma becerisinin ve gücünün azalmasına neden olur. Böyle kuşların özellikle kanat tüyleri kendini yeniledikten veya dikkatli bir şekilde kırık,,işe yaramaz tüyler yolunup yenileri çıktıktan sonra geniş üzeri ağla kaplı alanlarda uçuş eksersizleri sonrası uçmayı başarıp avlanabilecek hale gelince doğaya salınabilirler. Aksi taktirde doğru düzgün uçamayan bir avcı kuş, bir köpek ve benzeri bir hayvana av olabilir, insanlara yakalanabilir, en önemlisi de av yakalayamayacağı için aç kalıp kısa sürede ölür.
Bulunan yaban hayvanlarının ne yediği de doğru saptanmalıdır. Bulunur bulunma kliniklere götürülen yaban hayvanlarında bir şey yedirmeden götürülebilir ama bir süre bakım yapılacaksa hayvanın etçil mi otçul mu olduğu kuş türü ise ne yiyebileceği iyi düşünülüp saptanmalıdır. Kliniğimize kutunun içine koyduğu şahinin önüne ekmek verenler var.
Sonuç olarak yaban hayvanlarının hepsinde bulunmuş veya yakalanmış bir hayvan hayvanının doğaya geri bırakılmasında önemli bazı aşamalar ve kriterler vardır.
Bunlar sırasıyla;
1- Yaban hayvanının bulunduğu zaman doğru şekilde yakalanması:
2- Kliniklere gelen hayvanların muayenesi, tedavi ve operasyonlarının yapılması.(Vet.Hek için)
3- Tedavi, operasyon sonrası tedaviler ve bakım sırasında rehabilitasyonu.(Vet.Hek için)
4- İyileşme sonrasında doğada yaşayabilecek kondisyonu ve beceriyi tekrar kazanması için (özellikle yabani kuşlarda) üzeri ağ ile kaplanmış geniş alanlarda tutulması
5- Her yaban hayvanının bulunduğu veya yaşamasına uygun doğal alana salınması
1- Yaban hayvanının bulunduğu zaman doğru şekilde yakalanması:
Yaban hayvanları doğal olarak bir insanın kendisini yakalamasına, tutmasına karşı direnç gösterirler ve ya kaçarlar, yada saldırıp kendilerini korumaya çalışırlar. Bu sırada hem kendi yaralarını veya kırıklarını daha kötü hale sokabilirler hem de tutmaya çalışan kişiyi ciddi bir şekilde yaralayabilirler.
Doğru yakalama yöntemleri nelerdir? İmkanlar olduğu zaman büyük hayvanlar sakinleştirici ilaç atan tüfek vb ile uyuşturularak, uygun kepçeler vb ile kuşlar ve diğer yaban hayvanları yakalanabilir. Yada dayanıklı deri eldivenlerle tutulabilirler. Ama imkanların olmadığı durumlarda ne yapacağız? Öncelikle tüm yaralı hayvanların sokak kedi ve köpekleri dahil canı yandığı için çok kötü durumda bile olsalar kendilerini koruyacaklarını ve bu koruma sırasında dişleri, pençeleri gibi silahlarını kullanacaklarını unutmamak lazımdır. Demek öncelikle her hayvana göre değişen bu silahlardan kendinizi korumalısınız. Örneğin bir şahini yakalayacaksanız en tehlikeli olan pençeleridir. Çünkü pençeleri ile canlı dokuyu tuttuğu zaman içgüdüsel olarak ve ayağının uygun hareket yapısı ve gücü ile inanılmaz keskin tırnaklarını etinize saplar ve ciddi yaralar açabilir. Ayrıca bu tip hayvanlar siz mücadele ettikçe pençelerini sıkmaya devam ederler. O yüzden pençelere yakalanmamak gerekir. Şahin vb vahşi kuşlarda pençeler kadar olmasa da gagaları da çok güçlüdür gerektiğinde gagasıyla sizi ısırabilir. Tüm yabani kuşlar gagalarını hem korunma hem de avlanmada kullanırlar. Bir defasında kliniğime yine yaralı getirilen bir Cüce Balabanın ayağındaki yarayı incelerken fazla yaklaştığımı fark etmemiştim ve o sivri gagası ile tam göz kapağımın üzerine öyle bir darbe indirdi ki ne olduğumu anlayamadım. Eğer aynı darbeyi direk gözüme indirseydi hiç şüphesiz ki şu an sol gözüm kördü. Bildiğiniz gibi Balaban kuşları sazlıklarda balık vb küçük canlıları hızla uzatabildikleri göründüğünden uzun boyunları ve zıpkın gibi gagaları ile avlarlar. Aynı şekilde leyleklerde gagalarını çok iyi kullanır ve tahmin ettiğinizden daha uzağa uzatarak gagalayabilirler. Pelikanlar, ördekler ve kazlar gagalarını iyi kullanan diğer yabani kuşlardır ve hem gagaları ile sert vuruşlar yapabilirler hem de ciddi ısırıklara neden olabilirler. Bu tür kuşların başları yine havlu ile arka tarafından tutularak kontrol altına alınabilir.
Yabani kuşların hemen hepsini yakalarken elinize bir deri eldiven giymek çok yararlı olur. Yanınızda eldiven dahil hiçbir şey yoksa o zaman bir battaniye veya havluyu kuşun üzerine atıp kanatları kapalı şekilde çiçek buketi duruşunda kuşu omuzlarını da kapsayacak şekilde yanlardan çok sıkmadan ama kurtulamayacak sıkılıkta tutmalısınız. Bu arada pençelerinin de size ulaşamayacağı yerde olmasına dikkat etmelisiniz.
Tilki, sansar ve gelincik gibi canlıların muayenesi için genelde çok kalın güvenli eldivenler, havlular kullanılır. Bu tip hayvanları yakalarken özelikle ısırılmamalısınız. Isırılma durumunda kuduz ve tetanoz konusunda mutlaka bir hastane ile bağlantıya geçmelisiniz. Bu tip yaban hayvanlarını kendinize ve ona zarar vermeden mümkünse bez ama yoksa naylon çuvala koyarak ağzını sıkıca bağlayıp güvenli bir şekilde veteriner kliniklerine getirebilirsiniz. Bu çuvallar içinde hayvan kaçamaz, kendine zarar veremez ve çuvalların hava alması nedeniyle sıkıntısız bir şekilde taşınabilir. En iyi olan tarafı ise çuvalın içindeyken kliniğe gelen hayvanlara muayene öncesi sakinleştirici enjeksiyon kolayca uygulanabilir. Aksi taktirde hayvanı kutu veya benzeri bir yerden çıkarmaya çalışırken kaçma ihtimali çok fazladır. Ayrıca kutuda kendini çuvalda olduğu kadar güvende hissetmez.
Diğer iri yaban hayvanlarında örneğin Karacalarda yine bir battaniye ile sarılıp kalkmasına engel olunacak şekilde tutularak kliniğe getirilmesi gerekir.
6- Kliniklere gelen hayvanların muayenesi, tedavi ve operasyonlarının yapılması.(Vet.Hek için)
Veteriner hekim olarak kliniğinize yabani bir hayvan getirildiğinde getiren kişiden bilgileri-anamnezi çok iyi almalısınız.
-Nereden, hangi durumda ve ne zaman bulunmuş.
-Yakalarken zarar vermişler mi?
-Bulunduğu bölge neresi ve çevrenin özellikleri nedir?
-Bir şey içirilmeye çalışılmış mı?
-Bir şey yedirilmeye çalışılmış mı?
-Herhangi bir ilaç verilmiş mi?
Ayrıca yabani hayvanda olsa mutlaka kayıt almalısınız. Böylece hayvanın sonraki tedavi vb aşamalarında ihtiyaç duyabileceğiniz ve aklınıza gelmeyen bir bilgiyi dosyadan bulabilir yada gerekli olursa hayvanı getiren veya bulan kişiyi telefonla arayıp kuşu bilgi sorabilirsiniz.
Tüm yabani hayvanların klinikteki muayenesinde hayvanın kaçmaması, kendini oradan oraya atıp yaralanmaması, sizi yaralamaması için gerekli hareketsiz tutma yöntemlerini kullanmalısınız. Muayene öncesi ve sırasında hayvanın sakinleşmesini sağlayarak mümkün olduğunca şiddetli ışık ve ses olmayan sakin bir ortamda yavaş hareketlerle sabırla muayeneninizi sürdürmelisiniz.
Şahin vb yabani kuşların muayenesini yaparken her zaman pençelerini birbirine birleştirip tıbbi flaster ile bantlıyorum ve sonra muayeneye geçiyorum. Aksi taktirde muayene sırasında her zaman fırsatını bulduğunda size hamle yapacak ve çoğu zaman başarılı olup sizi yaralayacaktır.
Tilki, sansar ve gelincik gibi canlıların muayenesi için genelde çok kalın güvenli eldivenler, havlular kullanılır. Ama genel durumu çok kötü olmayan yaralanmış bu tip yabani hayvanları en iyisi uygun sakinleştirici ilaçlarla ve doğru dozlarda uyutup öyle muayene edilmelidir. Sakinleştirici verilmiş hayvanlar eğer tedavi de kalacaksa uyanacakları bölme veya kafes ışıksız ve sakin bir yerde olmalı ve kendilerine kafeste çırpınırken zarar verebilecekleri ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bazen tedavi sonrası rehabilitasyon ve tedavinin devamını gerektirmeyecek durumlarda hayvanlar doğaya bekletilmeden salınabilir. Ayaklarına misina dolanmış kuşlar, ya da boynuna ya da vücuda naylon torba veya plastik malzemeler dolanmış tüm hayvanlar bu gruba girebilir. Muayene için uyutulmuş hayvanlar muayene sonrası tam kendilerine gelmeden doğaya bırakılmamalıdır. Yeni sakinleştirici enjektabl ilaç preparatları doğal hayata çok uygun olarak yaban hayvanını uyutup muayene ve kontroller bittikten sonra antidotunun enjekte edilmesi ile kısa sürede hayvanın uyanması sağlanabilmektedir
Muayene sırasında hekim bulduğu bir yara ile yetinmeyip başka yaralanma ve problemleri de olabileceğini düşünerek yaban hayvanının tüm vücudunu çok iyi muayene etmelidir. Bu muayene sırasında veya sonrasında gerekli gördüğü durumlarda röntgen vb destek alabileceği yöntemleri de kullanmalıdır. Hatta hiç yarası yok gibi görünen hayvanlarda bile röntgen çekildiğinde vücudunun bir çok yerinde saçma kurşunlarının bulunduğu olaylar az değildir. Bu saçma kurşunları yaraladıkları hayati organlara zarar verebilecekleri gibi vücut içinde kaldıkları yerde emilerek daha uzun sürede de olsa kurşun zehirlenmesine de neden olabilirler. Ayrıca bir eklemdeki aksamanın, çalışma güçlüğü veya fonksiyon kaybının yada bazen felçlerin nedeninin röntgendeki kemik ve eklemlerin durumundan ve saçma kurşunu gibi yabancı cisimlerin saptanması ile nedenini bulabilirsiniz.
Kanadı kırık kuşlarda operasyon ile kırık uçların fiksasyonu veya operasyonsuz fiksasyon sonrası kırık olan kanadın hareketini en az 2-3 hafta engellemek gerekir. Bunun için en iyi yöntem kanadı uygun pozisyonda sardıktan sonra kuşun vücudu üzerine sargı ve bantlarla askıya almaktır. Kanadı bu şekilde tespit etmezseniz kırık uçları hareket edeceği için düzgün bir kemik kaynaması oluşmaz ve iyileşen kanat ile kuş uçamaz.
Tedavileri düşünürken kuşlara her hayvan türüne özel hastalıkları göz ardı etmemeli ve gerektiğinde hayvanın genel durumu düzelttikten sonra kendi bilgi ve tecrübelerinizin dışında internet veya kitaplardan bilgi araştırmalı ve konu hakkında tecrübesi olan hekim arkadaşlarınıza danışmaya çekinmemelisiniz.
Kliniğinize gelen yaban hayvanları hastalıkları sırasında veya yaralanmaları sonrasında bir süre aç ve susuz kalabileceklerini unutmamalısınız. Bu konuda medikal destek vermeyi ihmal etmemelisiniz. Ayrıca sıcak havalarda getirilen hayvanlarda hyperthermi ve soğuk havalarda ise hypothermi oluşmuş olabileceğini de değerlendirip ona göre soğuk ve sıcak desteğini de sağlamalısınız.
Diğer iri yaban hayvanlarında örneğin Karacalarda yine bir battaniye ile sarılıp kalkmasına engel olunacak şekilde tutularak kliniğe getirilmesi ve klinikte yine muayene sırasında hareketsiz güvenli gibi duran bu tip hayvanların bir anda fırlayarak düşünemeyeceğiniz kadar yükseklere kendilerini?
Sokakta Yaralı Bir Köpek Bulduğunuzda Ne Yapmalısınız?
Sokakta yaralı bir köpek bulduğunuzda ne yapmalısınız?
Bulduğunuz köpek kaza vb nedeniyle şokta olabilir ve sizin yaklaşmanızı kötü amaçlı zannederek korkup sizi ısırabilir. Acele etmeden onu sakinleştirerek konuşarak yaklaşmalısınız. Kuyruk sallayan bir köpek ısırmaz. Ama vücuduna dokunduğunuzda canı acırsa tepki verebilir. Öncelikle orada ne zamandır yattığını bilmediğiniz için içmesi için su vermelisiniz. Bu hareketiniz onun size güvenmesini de sağlayacaktır. Yemek vb vermekle uğraşmayın yaralı bir hayvan yemek yemeyi düşünmez ama su içebilir.Daha sonra en güzeli yüzüne havlu vb bir örtü örtüp civardan bulduğunuz büyük bir karton veya örtüyü?
click to read more
Bulduğunuz köpek kaza vb nedeniyle şokta olabilir ve sizin yaklaşmanızı kötü amaçlı zannederek korkup sizi ısırabilir. Acele etmeden onu sakinleştirerek konuşarak yaklaşmalısınız. Kuyruk sallayan bir köpek ısırmaz. Ama vücuduna dokunduğunuzda canı acırsa tepki verebilir. Öncelikle orada ne zamandır yattığını bilmediğiniz için içmesi için su vermelisiniz. Bu hareketiniz onun size güvenmesini de sağlayacaktır. Yemek vb vermekle uğraşmayın yaralı bir hayvan yemek yemeyi düşünmez ama su içebilir.Daha sonra en güzeli yüzüne havlu vb bir örtü örtüp civardan bulduğunuz büyük bir karton veya örtüyü?