Kedilerde Agresiflik-Saldırganlık
Bazı kediler zaman zaman veya kalıcı olarak agresif davranışlar göstermeye başlayabilirler. Bu davranışlar; evdeki insanlara veya diğer hayvanlara saldırı, korku, eşyalara tırmanma, bulunduğu yeri koruma, bazen ağrı, hatta aşırı hevesli oyunlardır. Bu tip sorunlarda genelde kısırlaştırma ve/veya davranışlarını değiştiren ve saldırganlığı önleme amaçlı ilaçların kullanılması yoluna gidilir.
Bazı saldırganlık davranışları doğal ve normaldir. Örneğin kedinin kişiliğine bağlı aşırı avcılık içgüdüsü ile eşyalara atlama, ayaklarınıza atlama, aşırı hareketli oyunlar vb kedinin kişiliğine bağlı normal davranışlar olarak kabul edilebilir. Ama kedinizin davranışları kendisine, size ve çevreye zarar verecek ve sizin evdeki normal hayatınızı engelleyecek tarzda ise o zaman bir problem var demektir.
Kedilerde saldırganlık farklı şekillerde belirti gösterebilir. Bir kedide değişik saldırganlık veya davranış bozuklukları bir arada olabilir veya tek tek de olabilir. Genelde davranış bozukluğunun kökenine inme, nedenini bulma için profesyonel destek alma gerekmektedir.
Ama kedininiz saldırganlığı bu normal sayılabilecek davranışlardan farklıysa o zaman bir veteriner hekime danışmanız yararlı olacaktır. Veteriner hekiminiz sorunun nereden kaynaklandığını bulmaya çalışacak ve aynı zamanda sorun çözülene kadar kedinizin hem kendisine, hem size, hem de çevresine zarar vermesini engellemeniz için size bazı yöntemler ve davranışlar konusunda bilgi verecektir.
Saldırganlık çeşitleri:
1- Fear/defensive aggression (korku savunmacı saldırganlık) Genelde veteriner kliniğine giderken veya klinikte gösterdiği davranış tipidir. Kuyruk arka bacaklarının arasında, kulaklar geriye doğru yatık, vücut içinde bulunduğu taşıma kutusunun dibinde büzüşmüş vaziyettedir.
2- Intercat aggression: Bu saldırganlık tipi ev içinde veya dışında diğer kedilere karşı olan saldırganlık tipidir.
3- Intermale aggression: En sık rastlanan saldırganlık türüdür. Erkek kedilerde bölge ve yemek koruma, dişileri koruma amaçlı saldırganlıktır. Erkek kedilerin kavgalarının çoğu bu gruba girer. Özellikle çiftleşme dönemi deidğimiz ocak-mart ayları arasında erkek kediler erkeklik hormonununda etkisi ile bölgelerine giren tüm erkek kedilerle kavga ederler. Bu dönemde ev kedileri de dışarıdaki fenomen ve seslerden etkilenir ve agresifleşebilirler. Hatta kısırlaştırılmış erkek kediler bile bu dönemlerde kısırlaştırılmamış kediler kadar olmasa da benzer davranışlar gösterebilirler.
4- Pain aggression: Kedinin canı acıdığında gösterdiği saldırganlık tipidir. Kediyi elinize alırken, taşırken yada bir yerine dokunduğunuzda, canını yaktığınızda aniden agresifleşip elinize ve size saldırabilir. Kedilerin çoğu karın bölgesine ve arka bacaklarına dokunulmasından hoşlanmaz. Başını ve vücudunun üst kısmını rahatça sevdiğiniz kediniz arka tarafına ellediğinizde bir anda tanınmaz hale gelip ellerinizi tırmıklayıp ısırabilir.
5- Play aggression: Daha çok oyun sırasında yavru kedilerin birbirlerine saldırmasında görülen davranışlardır. Birbirlerine zarar verecekmiş gibi görünür ama en şiddetli görünen davranışlarda bile her iki kedi tekrar tekrar birbiriyle yarı oyun yarı kavga oynamaya devam ederler.
6- Predatory aggression: Yırtıcı/avcı saldırganlık diye tanımlanabilir. Kedilerin avcılık içgüdüleri ile avladıkları kuş, fare vb diğer küçük canlıların aniden üzerine atlamaları, pençeleri ve ağzı ile avı yakalamaları, sallayarak öldürmeleri hatta yemelerini içeren tüm davranışlardır. Bu davranışlar sahibinin ellerini, ayaklarını hatta yüzünü de hedef alabilir. Yada diğer kedileri de hedef alabilir. Yavrular annelerinden bu davranışları öğrenerek avcı özelliklerini kazanırlar. Ev kedilerinde bu davranışlar her kedide görülmez. Bazı kediler eve giren en ufak sinek, kelebeğe bile tam bir avcı gibi saldırırken bazıları hiç umursamaz. Hatta kuşlarla, guinea piglerle, farelerle kucak kucağa yatan, dost olan onlara zarar vermeyen kediler de vardır.
7- Redirected aggression: Buna yönlendirilmiş saldırganlık diyebiliriz. Bu durumda kedi bir kediye saldırma eğilimindeyken o kediye değil de onun sahibine saldırır. Veya yine bir kediye saldırma eğilimindeyken onun yerine yanındaki başka bir kediye saldırır. İki kedi arasında gerginlik oluştuğunda genelde çevrede bulunan diğer genç ve sessiz tabiatlı kedilerde yakınlardaysa gerginleşen kedilerden hiç sebepsiz dayak yiyebilirler.
8- Territorial aggression: Bölgesel saldırganlık?
click to read more
Bazı saldırganlık davranışları doğal ve normaldir. Örneğin kedinin kişiliğine bağlı aşırı avcılık içgüdüsü ile eşyalara atlama, ayaklarınıza atlama, aşırı hareketli oyunlar vb kedinin kişiliğine bağlı normal davranışlar olarak kabul edilebilir. Ama kedinizin davranışları kendisine, size ve çevreye zarar verecek ve sizin evdeki normal hayatınızı engelleyecek tarzda ise o zaman bir problem var demektir.
Kedilerde saldırganlık farklı şekillerde belirti gösterebilir. Bir kedide değişik saldırganlık veya davranış bozuklukları bir arada olabilir veya tek tek de olabilir. Genelde davranış bozukluğunun kökenine inme, nedenini bulma için profesyonel destek alma gerekmektedir.
Ama kedininiz saldırganlığı bu normal sayılabilecek davranışlardan farklıysa o zaman bir veteriner hekime danışmanız yararlı olacaktır. Veteriner hekiminiz sorunun nereden kaynaklandığını bulmaya çalışacak ve aynı zamanda sorun çözülene kadar kedinizin hem kendisine, hem size, hem de çevresine zarar vermesini engellemeniz için size bazı yöntemler ve davranışlar konusunda bilgi verecektir.
Saldırganlık çeşitleri:
1- Fear/defensive aggression (korku savunmacı saldırganlık) Genelde veteriner kliniğine giderken veya klinikte gösterdiği davranış tipidir. Kuyruk arka bacaklarının arasında, kulaklar geriye doğru yatık, vücut içinde bulunduğu taşıma kutusunun dibinde büzüşmüş vaziyettedir.
2- Intercat aggression: Bu saldırganlık tipi ev içinde veya dışında diğer kedilere karşı olan saldırganlık tipidir.
3- Intermale aggression: En sık rastlanan saldırganlık türüdür. Erkek kedilerde bölge ve yemek koruma, dişileri koruma amaçlı saldırganlıktır. Erkek kedilerin kavgalarının çoğu bu gruba girer. Özellikle çiftleşme dönemi deidğimiz ocak-mart ayları arasında erkek kediler erkeklik hormonununda etkisi ile bölgelerine giren tüm erkek kedilerle kavga ederler. Bu dönemde ev kedileri de dışarıdaki fenomen ve seslerden etkilenir ve agresifleşebilirler. Hatta kısırlaştırılmış erkek kediler bile bu dönemlerde kısırlaştırılmamış kediler kadar olmasa da benzer davranışlar gösterebilirler.
4- Pain aggression: Kedinin canı acıdığında gösterdiği saldırganlık tipidir. Kediyi elinize alırken, taşırken yada bir yerine dokunduğunuzda, canını yaktığınızda aniden agresifleşip elinize ve size saldırabilir. Kedilerin çoğu karın bölgesine ve arka bacaklarına dokunulmasından hoşlanmaz. Başını ve vücudunun üst kısmını rahatça sevdiğiniz kediniz arka tarafına ellediğinizde bir anda tanınmaz hale gelip ellerinizi tırmıklayıp ısırabilir.
5- Play aggression: Daha çok oyun sırasında yavru kedilerin birbirlerine saldırmasında görülen davranışlardır. Birbirlerine zarar verecekmiş gibi görünür ama en şiddetli görünen davranışlarda bile her iki kedi tekrar tekrar birbiriyle yarı oyun yarı kavga oynamaya devam ederler.
6- Predatory aggression: Yırtıcı/avcı saldırganlık diye tanımlanabilir. Kedilerin avcılık içgüdüleri ile avladıkları kuş, fare vb diğer küçük canlıların aniden üzerine atlamaları, pençeleri ve ağzı ile avı yakalamaları, sallayarak öldürmeleri hatta yemelerini içeren tüm davranışlardır. Bu davranışlar sahibinin ellerini, ayaklarını hatta yüzünü de hedef alabilir. Yada diğer kedileri de hedef alabilir. Yavrular annelerinden bu davranışları öğrenerek avcı özelliklerini kazanırlar. Ev kedilerinde bu davranışlar her kedide görülmez. Bazı kediler eve giren en ufak sinek, kelebeğe bile tam bir avcı gibi saldırırken bazıları hiç umursamaz. Hatta kuşlarla, guinea piglerle, farelerle kucak kucağa yatan, dost olan onlara zarar vermeyen kediler de vardır.
7- Redirected aggression: Buna yönlendirilmiş saldırganlık diyebiliriz. Bu durumda kedi bir kediye saldırma eğilimindeyken o kediye değil de onun sahibine saldırır. Veya yine bir kediye saldırma eğilimindeyken onun yerine yanındaki başka bir kediye saldırır. İki kedi arasında gerginlik oluştuğunda genelde çevrede bulunan diğer genç ve sessiz tabiatlı kedilerde yakınlardaysa gerginleşen kedilerden hiç sebepsiz dayak yiyebilirler.
8- Territorial aggression: Bölgesel saldırganlık?
Kedim Sokağa Çıkmalı Mı?
Evet kediler sokağa, parklara yada çevredeki doğal alanlara çıkmalıdır. Bu onların ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından çok yararlıdır. İstedikleri zaman güneşlenirler, Ağaçlara tırmanır, ağaç gövdelerinde tırnaklarını bilerler, kuş ve böcek peşinde koşarlar, diğer kedilerle saatlerce oynar veya kavga ederler. Bütün bunların hepsi onlar için çok yararlı faaliyetlerdir.
Sokağa çıkan kedileri şehir yaşamında bir çok tehlike bekler. Bunların en başında ne yazık ki ara sokaklarda bile çok hızlı kullanılan araba ve diğer ulaşım araçlarıdır. Gün geçmiyor ki kliniğimize trafik kazası geçirmiş bir kedi gelmesin.
Bu arada ikinci sıradaki tehlike insanlar hatta çocuklardır. Ne yazık ki kedilerin başına gelen bir çok yaralanma insanlar tarafından hainlikle veya çocuklar tarafından bilinçsizlik, eğitimsizlik ile oyun olarak meydana getirilir. İnsanların ve çocukların kedilere yaptığı ve kliniğimize getirilen olayların örneklerini burada sizi üzmemek için yazmayacağım. Ama gerçekten bazen insanlar bir şey yapmasa kedilerin çoğunun sokaklarda çok daha mutlu ve sağlıklı yaşayacaklarını düşündürecek kadar ilginç ve kötü hareketlerdir bunlar.
Diğer tehlikeleri sayarsak eğer kedinizin aşıları düzenli yapılmıyorsa ve eksikler varsa sokakta kontak kurduğu diğer aşısız kedilerden bir çok virutik hastalığı ve iç-dış parazitleri kolayca alabilir. Veteriner hekim kontrolünde olan kedinizde ve hekimin tavsiyelerini tam yerine getirdiğinizde sağlık konusunda sokağa çıkmasından riskler son derece azalır.
Kediler son derece temiz hayvanlar oldukları için sokaklardan evlerimize mikrop taşıma ihtimalleri azdır. Ama yine de sokağa çıkan bir kediniz varsa onun, yüzünüzü koyduğunuz yastığa yatmaması, sofranıza çıkmaması vb konularında daha özenli olmalısınız.
Sokağa çıkma konusu kedi ırklarına göre de farklılık gösterir. Örneğin bir İran veya British gibi safkan bir ırkın sokakta başına diğer yerli kedilerimize göre çok daha fazla şey gelebilir. Çünkü bu ırklar saflaştırılmak için seçerek eşleştirilirken doğada başarılı olma özellikleri ikinci planda kalmıştır. Arabalardan kaçma veya kendini koruma konusunda son derece başarısız olabilirler ve ayrıca yabancılar tarafından çalınma riski de yüksektir.
Kedinizle yaşadığınız bölge korunaklı bir site içinde veya cadde ve sokaklardan yani trafikten uzakta bir bölgedeyse o zaman kediniz için dış ortam harika bir keşif alanı haline gelecektir. Rahatlıkla gece veya gündüz kedinizi dışarıya bıraktığınızda içinizde endişe olmaz. Ama bunlara rağmen krısal bölgelerde de kediler için tehlikeler söz konusudur. Yeni yapılmakta olan bir inşaat alanındaki bir kireç kuyusu her zaman kediler için en tehlikeli yerlerden birisidir. Genelde kireç kuyularının üstü kapatılmaz veya ancak insanların içine düşmesini engelleyecek önlemlerle korunma altına alınmıştır. Kediler ise çok meraklıdır ve bulundukları çevrede hemen her şeyi inceleme eğilimindedirler. Ünlü ve gerçeği yansıtan özdeyişi kedi severler bilirler. ‘’Kediyi merak öldürür’’ Kedi merakına yenik düşüp girilmeyecek yerlere girebilir. Bahsettiğimiz kireç kuyularından birisine düşerse bulaşan kireç ile tüm vücudu yanabilir.ayrıca en kötüsü de gözleri kirece maruz kalırsa şiddetli keratitis sonucu kalıcı körlük oluşabilir. Erken tedavilerde bu tip kireç yanıklarından kaynaklanan keratitisleri tedavi edilebilir ama geçen her saat iyileşmeyi ne yazık ki daha da güçleştiriyor. Genelde kireç ile gözlerinde sorun oluşan kediler çok iyi göremedikleri için eve dönüşleri de gecikebiliyor. Bu anlattıklarımı dikkate alarak kedinizin gezdiği bölgede yeni inşaatların bulunması durumunda siz de kedinizin gezebileceği yerleri hayal edip ciddi bir keşfe çıkabilirsiniz. Bunun dışında kırsal bölgelerde özellikle sürü halinde gezen sahipsiz köpeklerin bulunması kediniz için risk yaratabilir. Sokak köpekleri tek tek dolaşırken çok fazla sorun yaratmazken sürü haline geldikleri zaman köken aldıkları kurtlara benzer?
click to read more
Sokağa çıkan kedileri şehir yaşamında bir çok tehlike bekler. Bunların en başında ne yazık ki ara sokaklarda bile çok hızlı kullanılan araba ve diğer ulaşım araçlarıdır. Gün geçmiyor ki kliniğimize trafik kazası geçirmiş bir kedi gelmesin.
Bu arada ikinci sıradaki tehlike insanlar hatta çocuklardır. Ne yazık ki kedilerin başına gelen bir çok yaralanma insanlar tarafından hainlikle veya çocuklar tarafından bilinçsizlik, eğitimsizlik ile oyun olarak meydana getirilir. İnsanların ve çocukların kedilere yaptığı ve kliniğimize getirilen olayların örneklerini burada sizi üzmemek için yazmayacağım. Ama gerçekten bazen insanlar bir şey yapmasa kedilerin çoğunun sokaklarda çok daha mutlu ve sağlıklı yaşayacaklarını düşündürecek kadar ilginç ve kötü hareketlerdir bunlar.
Diğer tehlikeleri sayarsak eğer kedinizin aşıları düzenli yapılmıyorsa ve eksikler varsa sokakta kontak kurduğu diğer aşısız kedilerden bir çok virutik hastalığı ve iç-dış parazitleri kolayca alabilir. Veteriner hekim kontrolünde olan kedinizde ve hekimin tavsiyelerini tam yerine getirdiğinizde sağlık konusunda sokağa çıkmasından riskler son derece azalır.
Kediler son derece temiz hayvanlar oldukları için sokaklardan evlerimize mikrop taşıma ihtimalleri azdır. Ama yine de sokağa çıkan bir kediniz varsa onun, yüzünüzü koyduğunuz yastığa yatmaması, sofranıza çıkmaması vb konularında daha özenli olmalısınız.
Sokağa çıkma konusu kedi ırklarına göre de farklılık gösterir. Örneğin bir İran veya British gibi safkan bir ırkın sokakta başına diğer yerli kedilerimize göre çok daha fazla şey gelebilir. Çünkü bu ırklar saflaştırılmak için seçerek eşleştirilirken doğada başarılı olma özellikleri ikinci planda kalmıştır. Arabalardan kaçma veya kendini koruma konusunda son derece başarısız olabilirler ve ayrıca yabancılar tarafından çalınma riski de yüksektir.
Kedinizle yaşadığınız bölge korunaklı bir site içinde veya cadde ve sokaklardan yani trafikten uzakta bir bölgedeyse o zaman kediniz için dış ortam harika bir keşif alanı haline gelecektir. Rahatlıkla gece veya gündüz kedinizi dışarıya bıraktığınızda içinizde endişe olmaz. Ama bunlara rağmen krısal bölgelerde de kediler için tehlikeler söz konusudur. Yeni yapılmakta olan bir inşaat alanındaki bir kireç kuyusu her zaman kediler için en tehlikeli yerlerden birisidir. Genelde kireç kuyularının üstü kapatılmaz veya ancak insanların içine düşmesini engelleyecek önlemlerle korunma altına alınmıştır. Kediler ise çok meraklıdır ve bulundukları çevrede hemen her şeyi inceleme eğilimindedirler. Ünlü ve gerçeği yansıtan özdeyişi kedi severler bilirler. ‘’Kediyi merak öldürür’’ Kedi merakına yenik düşüp girilmeyecek yerlere girebilir. Bahsettiğimiz kireç kuyularından birisine düşerse bulaşan kireç ile tüm vücudu yanabilir.ayrıca en kötüsü de gözleri kirece maruz kalırsa şiddetli keratitis sonucu kalıcı körlük oluşabilir. Erken tedavilerde bu tip kireç yanıklarından kaynaklanan keratitisleri tedavi edilebilir ama geçen her saat iyileşmeyi ne yazık ki daha da güçleştiriyor. Genelde kireç ile gözlerinde sorun oluşan kediler çok iyi göremedikleri için eve dönüşleri de gecikebiliyor. Bu anlattıklarımı dikkate alarak kedinizin gezdiği bölgede yeni inşaatların bulunması durumunda siz de kedinizin gezebileceği yerleri hayal edip ciddi bir keşfe çıkabilirsiniz. Bunun dışında kırsal bölgelerde özellikle sürü halinde gezen sahipsiz köpeklerin bulunması kediniz için risk yaratabilir. Sokak köpekleri tek tek dolaşırken çok fazla sorun yaratmazken sürü haline geldikleri zaman köken aldıkları kurtlara benzer?
Kedi Yavrularında Süt Anne Bulunması Durumunda Dikkat Edilecek Ayrıntılar
Öksüz yavrunun yaşı ve diğer yavruların yaşı önemli midir?
Eğer bulunan süt annenin kendi yavruları da varsa öksüz yavruyla aynı boylarda olmasına dikkat edilmelidir. Aksi taktirde yeni gelen yavru büyükse annenin diğer küçük yavrularını veya öksüz yavru küçükse bun sefer de bu evlatlık verilen yavrunun anne tarafından ihmal edilmesi söz konusu olabilir. Normalde anne kediler kendi yavruları arasındaki zayıf, küçük kalmış ya da hastalara özel ilgi göstermeme eğilimindedirler. Örneğin 4 yavrusu olan bir anne kedi yavrulardan birisi sağlıksız veya zayıfsa diğer 3 yavruyla ilgilenerek onları yaşatmaya çalışır. Doğanın kanunu güçlülerin yaşaması üzerinedir ve annenin içgüdülerine göre zayıf bir yavruyla ilgilenip diğer sağlıklı yavruları kaybetmek yanlıştır. Anne kedinin bu içgüdüsünü unutmayarak yukarıda da anlattığım gibi çok farklı boyda yavrusu olan bir anneyi süt anne olarak seçmeyin. Bu sadece minik öksüz yavruyu anneye elle tutarak 3-4 saatte bir emzirtmek ve belki de temizletmek şeklinde olabilir. Bu işlemin dışındaki dönemlerde yavru anneden ayrı bir yerde tutulabilir.
Yavru kediler süt annesi yoksa veya süt anne emzirdikten sonra ayrı tutulacaksa nerede barındırılmalıdır?
Yavru ayrı bir kutuda termafor (sıcak su torbası) veya içine sıcak su koyulmuş lastik eldiven veya pet şişeler arasına yerleştirilmiş bir havlunun çukurunda ve üzerine tek kat havlu serilerek barındırılabilir.
Yavru kediyi süt anne ile sorun oluşmadan nasıl tanıştırmalıyız?
Öncelikle her anne kedi başka bir kedi yavrusunu kabul etmez. Bazı kedilerin annelik hormonu fazla salgılanır ve bu tip kediler halk arasında anaç diye tabir edilirler. Eğer anne kedi gergin, heyecanlı, saldırgan ve aşırı korumacı ise süt anneliğe uygun olmayabilir. Yavrusu olmayan bir anne kedi veya başka yavrusu olan bir anne kedi ile yeni (öksüz ) yavruyu tanıştıracağınız zaman adım adım yapmanız gereken birkaç taktik işlem vardır. Bunların en başında yavrunun cinsel organına ıslak bir pamuk dokunup idrarını yaptırmak ve bu idrarı birazcık vücuduna bulaştırmaktır. Anne kediler yavru 25-30 günlük olana kadar yavrularının idrar ve dışkılarını yalayarak temizler ve yerler. Böylece fazla hareket etmeyen yavruların yuvayı kirletmesini engellerler. Anne kedinin yavruyu bu temizleme içgüdüsünden yararlanarak yeni yavruyu ona benimsetebiliriz. Bu konuda ikinci bir yöntemde annenin kendi yavrularının idrarını yine pamukla yaptırıp bunu yeni (öksüz) yavruya bulaştırmaktır. Böylece hem anne yeni yavrunun kokusunu alamayacak hem de bir anda rutin bakım işlemine geçerek yavru-anne bakım ritüelini yaşadığı için yavruyu farkında olmadan kabullenmiş olacaktır. Emin olana kadar hemen tüm işlemlerde ortamda kalabalık, gürültü başka hayvan olmamalıdır. Ayrıca annenin öksüz yavruya her an saldırabileceği, ısırabileceği, tırmalayabileceği unutulmamalı ve her zaman yavruyu hemen uzaklaştırabilecek şekilde ve elimiz yavruyla annenin yarımda olsa arasında kalacak şekilde tutmalıyız. Yavruyu kabul ettirmenin diğer ve en önemli yöntemlerinden birisi de yeni yavrusu annenin sütüne bulaştırmak ve koruyarak tutarak uzun süre emzirtmektir. Bir çok anne kendisini emen ve sütünün kokusunu taşıyan bir yavruyu kendi yavrusu olarak benimser ve kabullenir. Bu tip süt anneye yavru alıştırmayı en doğrusu kedilerin vücut dilinden anlayan birisinin yapmasıdır. Bu dediklerime dikkat edilmez ve yavru direk önüne koyulursa anne yavruyu öldürebilir. Tüm işlemler sırasında hiç acele etmeden, yavruyu hırpalamadan, yüksek sesle konuşmadan anneyi telaşlandırıp panikletmeden yavaş ve sakin davranmalısınız.
Yavru veya annede kedi nezlesi vb hastalığı varsa ne yapmalı?
Sağlıklı yavru sağlıklı süt anne ve yavruları karşılaştırılmalıdır. Yavru kediyi (öksüz) süt annenin yanına koymadan önce hem anne ve hem de kendi yavruları varsa bu yavrulara bir sağlık problemi yaşatmamak için mutlaka yavruları iyi gözlemlemek ve veteriner hekime sağlığı konusunda danışmak lazımdır. Daha önceden sağlıklı 3 yavrusu olan bir anneye Rhinotrachetis (kedi nezlesi) olan bir yavruyu evlatlık verirseniz hem anneye hem de?
click to read more
Eğer bulunan süt annenin kendi yavruları da varsa öksüz yavruyla aynı boylarda olmasına dikkat edilmelidir. Aksi taktirde yeni gelen yavru büyükse annenin diğer küçük yavrularını veya öksüz yavru küçükse bun sefer de bu evlatlık verilen yavrunun anne tarafından ihmal edilmesi söz konusu olabilir. Normalde anne kediler kendi yavruları arasındaki zayıf, küçük kalmış ya da hastalara özel ilgi göstermeme eğilimindedirler. Örneğin 4 yavrusu olan bir anne kedi yavrulardan birisi sağlıksız veya zayıfsa diğer 3 yavruyla ilgilenerek onları yaşatmaya çalışır. Doğanın kanunu güçlülerin yaşaması üzerinedir ve annenin içgüdülerine göre zayıf bir yavruyla ilgilenip diğer sağlıklı yavruları kaybetmek yanlıştır. Anne kedinin bu içgüdüsünü unutmayarak yukarıda da anlattığım gibi çok farklı boyda yavrusu olan bir anneyi süt anne olarak seçmeyin. Bu sadece minik öksüz yavruyu anneye elle tutarak 3-4 saatte bir emzirtmek ve belki de temizletmek şeklinde olabilir. Bu işlemin dışındaki dönemlerde yavru anneden ayrı bir yerde tutulabilir.
Yavru kediler süt annesi yoksa veya süt anne emzirdikten sonra ayrı tutulacaksa nerede barındırılmalıdır?
Yavru ayrı bir kutuda termafor (sıcak su torbası) veya içine sıcak su koyulmuş lastik eldiven veya pet şişeler arasına yerleştirilmiş bir havlunun çukurunda ve üzerine tek kat havlu serilerek barındırılabilir.
Yavru kediyi süt anne ile sorun oluşmadan nasıl tanıştırmalıyız?
Öncelikle her anne kedi başka bir kedi yavrusunu kabul etmez. Bazı kedilerin annelik hormonu fazla salgılanır ve bu tip kediler halk arasında anaç diye tabir edilirler. Eğer anne kedi gergin, heyecanlı, saldırgan ve aşırı korumacı ise süt anneliğe uygun olmayabilir. Yavrusu olmayan bir anne kedi veya başka yavrusu olan bir anne kedi ile yeni (öksüz ) yavruyu tanıştıracağınız zaman adım adım yapmanız gereken birkaç taktik işlem vardır. Bunların en başında yavrunun cinsel organına ıslak bir pamuk dokunup idrarını yaptırmak ve bu idrarı birazcık vücuduna bulaştırmaktır. Anne kediler yavru 25-30 günlük olana kadar yavrularının idrar ve dışkılarını yalayarak temizler ve yerler. Böylece fazla hareket etmeyen yavruların yuvayı kirletmesini engellerler. Anne kedinin yavruyu bu temizleme içgüdüsünden yararlanarak yeni yavruyu ona benimsetebiliriz. Bu konuda ikinci bir yöntemde annenin kendi yavrularının idrarını yine pamukla yaptırıp bunu yeni (öksüz) yavruya bulaştırmaktır. Böylece hem anne yeni yavrunun kokusunu alamayacak hem de bir anda rutin bakım işlemine geçerek yavru-anne bakım ritüelini yaşadığı için yavruyu farkında olmadan kabullenmiş olacaktır. Emin olana kadar hemen tüm işlemlerde ortamda kalabalık, gürültü başka hayvan olmamalıdır. Ayrıca annenin öksüz yavruya her an saldırabileceği, ısırabileceği, tırmalayabileceği unutulmamalı ve her zaman yavruyu hemen uzaklaştırabilecek şekilde ve elimiz yavruyla annenin yarımda olsa arasında kalacak şekilde tutmalıyız. Yavruyu kabul ettirmenin diğer ve en önemli yöntemlerinden birisi de yeni yavrusu annenin sütüne bulaştırmak ve koruyarak tutarak uzun süre emzirtmektir. Bir çok anne kendisini emen ve sütünün kokusunu taşıyan bir yavruyu kendi yavrusu olarak benimser ve kabullenir. Bu tip süt anneye yavru alıştırmayı en doğrusu kedilerin vücut dilinden anlayan birisinin yapmasıdır. Bu dediklerime dikkat edilmez ve yavru direk önüne koyulursa anne yavruyu öldürebilir. Tüm işlemler sırasında hiç acele etmeden, yavruyu hırpalamadan, yüksek sesle konuşmadan anneyi telaşlandırıp panikletmeden yavaş ve sakin davranmalısınız.
Yavru veya annede kedi nezlesi vb hastalığı varsa ne yapmalı?
Sağlıklı yavru sağlıklı süt anne ve yavruları karşılaştırılmalıdır. Yavru kediyi (öksüz) süt annenin yanına koymadan önce hem anne ve hem de kendi yavruları varsa bu yavrulara bir sağlık problemi yaşatmamak için mutlaka yavruları iyi gözlemlemek ve veteriner hekime sağlığı konusunda danışmak lazımdır. Daha önceden sağlıklı 3 yavrusu olan bir anneye Rhinotrachetis (kedi nezlesi) olan bir yavruyu evlatlık verirseniz hem anneye hem de?
Evde Kediniz mi Var, Derdiniz Var!
Evde kediniz mi var derdiniz var!
Tabi ki dert derken belki de kiminize göre tatlı bela cinsinden bir dert bu!
Öncelikle ev yaşamında kedinin girmeyeceği veya üzerine çıkamayacağı hiçbir yer yoktur. Ona göre her yer tırmanılmaya veya üzerine atlanmaya uygundur.
Aniden tül perdeler atlayıp tırnaklarını tutunmaya çalışabilir. O sırada perdenin yırtılması ve yavaş yavaş yırtılan perdeden aşağıya kayması veya tırnaklarıyla yırtılmış perdede asılı kalması hiç önemli değildir.
Koltukların arkalarından aniden yemek masasına atlamak veya bir anda okuduğunuz gazetenizin tam ortasına rugby oyuncusu gibi dalıvermek kediler için normal davranış olarak görülür.
Diz üstü veya masaüstü?
click to read more
Tabi ki dert derken belki de kiminize göre tatlı bela cinsinden bir dert bu!
Öncelikle ev yaşamında kedinin girmeyeceği veya üzerine çıkamayacağı hiçbir yer yoktur. Ona göre her yer tırmanılmaya veya üzerine atlanmaya uygundur.
Aniden tül perdeler atlayıp tırnaklarını tutunmaya çalışabilir. O sırada perdenin yırtılması ve yavaş yavaş yırtılan perdeden aşağıya kayması veya tırnaklarıyla yırtılmış perdede asılı kalması hiç önemli değildir.
Koltukların arkalarından aniden yemek masasına atlamak veya bir anda okuduğunuz gazetenizin tam ortasına rugby oyuncusu gibi dalıvermek kediler için normal davranış olarak görülür.
Diz üstü veya masaüstü?
Kedinin Kızgınlık Döneminin İlginç Bir Özelliği
Kedinin kızgınlık döneminin ilginç bir özelliği
Yetişkin kedilerin kızgınlık dediğimiz çiftleşme dönemi 6 ayda bir gelir ve yaklaşık 5-7 gün sürer. Bazı dişi kedilerde 6 ayda bir gelen bu dönem aralıklı olarak 3-4 gün mola vererek haftalarca sürebilir. Kedi ve tavşanların dişilerinde görülen bir üreme özelliği ile yumurtalarını ancak çiftleşme uyarısı ile yumurta?
click to read more
Yetişkin kedilerin kızgınlık dediğimiz çiftleşme dönemi 6 ayda bir gelir ve yaklaşık 5-7 gün sürer. Bazı dişi kedilerde 6 ayda bir gelen bu dönem aralıklı olarak 3-4 gün mola vererek haftalarca sürebilir. Kedi ve tavşanların dişilerinde görülen bir üreme özelliği ile yumurtalarını ancak çiftleşme uyarısı ile yumurta?