Evlerde Evcil Hayvan Beslenmesi ve Guinea Pig
Evlerde evcil hayvan beslenmesi düşünüldüğünde hayvanları 2 gruba ayırabiliriz.
Bunlardan birinci gurupta köpek ve kediler var. Köpek en fazla sorumluluk isteyen ve bakımı en zor olan evcil hayvanımız. Kediler köpeklerden çok daha kolay bakılabiliyor ama herkes kediyi anlamıyor ve anlaşamıyor.
İkinci gurupta ise hamster, kavanozda beslenen Japon veya beta balıkları, kafes kuşları, akvaryum, civciv, ördek yavrusu, tavşan geliyor. Tüm bu hayvanlar ne yazık ki alındıktan sonra uzun soluklu olarak ailede birlikte paylaşım ve hayvan sevgisinin keyfine varılması anlamında çok iyi şeyler yaşatmıyor. Hamster bildiğiniz gibi gündüz uyuyan gece hareketli bir hayvan, en küçük bir korkuda baya iyi ısırabiliyor. Normal fareler gibi çok kolay firar edebiliyor ve eve kaçtığı anda evcil hayvanınız eve giren yabani fare kadar çok zararlı ve kontrolsüz hala geliyor. Çok güzel evcilleşseler bile ne yazık ki ömürleri kısa olduğu için evcilleşmiş dostumuzla keyifli çok kısa bir zaman geçirebiliyoruz. Fanus ta beslenen Japonlar bonsai etkisi ile büyümüyorlar, ve çoğu en yi bakıma rağmen kısa sürede ölüyor. Zaten balıklar için fanus yaşamaya uygun bir ortam değil. Betalar havayı dışarıdan aldıkları için, doğal ortamlarında çamurlu oksijensiz sularda yaşadıkları için ve erkekleri birbiri ile öldüresiye şiddette kavga ettikleri için Japon balığına göre nispeten fanuslarda yaşamaya biraz daha fazla uyum gösteriyorlar ve fazla strese girmiyorlar. Ama onlarda büyük akvaryumlara da daha mutlu ve sağlıklı oluyorlar. Evinize büyük güzel bir akvaryumda kursanız çocuklar için güzel bir paylaşım olması tartışılmazda olsa asla ellemeyecekleri bir hayvan gurubu olan akvaryum balıklarına karşı bir zaman sonra ilgilerini kaybediyorlar. Kuşlar, muhabbet kuşu papağan hepsi de çocuklar için önce hevesle merak edilen ama sonra evlerde buzdolabı üstüne ya da evde yem kabukları ve tüylerinin dökülmeyeceği kıyı köşeye hatta bazen de balkonlara itiliyor ve unutuluyorlar. Tavşan yavruları minicikken anne sütü emme döneminde şirin görünsün diye petshoplara getiriliyor ve bu tatlı görünüm aileleri etkileyip evlerine bir yavru tavşan alıyorlar. Bu minik tavşanın beslenmesi konusunda ya bilgi verilmediği ya da marul falan verin diye geçiştirildiği için zaten çoğu daha yavru iken şiddetli ishal olup ölüyorlar. Ölmeyipte kurtulanlar ise çok kısa sürede kocaman olup idrarları, dışkıları ile bulundukları ortamı batırıp koku yapıyorlar. Ayrıca yalnız beslenen tavşanlar yavruyken çok güzel evcilleşiyorlar fakat ergenlikle birlikte hormonların etkisi ile saldırganlaşıp garip huylar edinebiliyorlar. Sonuç itibariyle minicik yavru çok kısa sürede kocaman bir tavşan olup evde beslenemez hale geliyor. Tavuk civcivleri ve ördek civcivleri de bir başka facia! Yine görünümleri hoşa gittiği için alınıp eve gelen civcivler yine eksik veya hiç bilgilendirme yapılmadığı için ya besleme hatasından ya da ısı ışık, temizlik hatalarından kısa sürede hastalanıp ölüyorlar.
Tüm bu anlattığımız 2. gurup hayvanları çocukların hayvanları tanıması ve hayvan sevgisi ile doğru tanışması için hiç uygun seçenekler olmadığı için bir hız tümseği etkisi gösteriyorlar. Bir çok aile 1. guruptaki köpek veya kediyi alıp zorlukları karşısında pes edince veya 2. guruptaki hayvanlarla da kontak kuramayınca veya yavrular hataları veya ellerinde olmayan nedenlerle ölüverince bu sefer tüm aile biz hayvan bakamıyoruz diye üzülüyor ve hevesleri kaçıyor. Halbuki eve alınan hayvanla kontak kurulabilse, gerektiğinde sevilip işiniz varken kafesinde uslu uslu otursa, beslenmesi çok kolay ve temiz bulaşıksız besinlerden oluşsa, sizi asla ısırmasa, tuvalet vb artıkları kokmasa, kaçma eğilimi olmasa, insanla birlikte olmaktan bir köpek kadar hoşlansa bu hayvan hem yetişkinlere hem de çocukların hayvan sevgisi konusunda doğru başlangıç yapmaları konusunda yardımcı olur.
İşte bu bahsettiğim 2 gurubun tam ortasında yer alan ve gerçekten bir köpek veya kedi kadar akıllı ve evi dolduran ama?
click to read more
Bunlardan birinci gurupta köpek ve kediler var. Köpek en fazla sorumluluk isteyen ve bakımı en zor olan evcil hayvanımız. Kediler köpeklerden çok daha kolay bakılabiliyor ama herkes kediyi anlamıyor ve anlaşamıyor.
İkinci gurupta ise hamster, kavanozda beslenen Japon veya beta balıkları, kafes kuşları, akvaryum, civciv, ördek yavrusu, tavşan geliyor. Tüm bu hayvanlar ne yazık ki alındıktan sonra uzun soluklu olarak ailede birlikte paylaşım ve hayvan sevgisinin keyfine varılması anlamında çok iyi şeyler yaşatmıyor. Hamster bildiğiniz gibi gündüz uyuyan gece hareketli bir hayvan, en küçük bir korkuda baya iyi ısırabiliyor. Normal fareler gibi çok kolay firar edebiliyor ve eve kaçtığı anda evcil hayvanınız eve giren yabani fare kadar çok zararlı ve kontrolsüz hala geliyor. Çok güzel evcilleşseler bile ne yazık ki ömürleri kısa olduğu için evcilleşmiş dostumuzla keyifli çok kısa bir zaman geçirebiliyoruz. Fanus ta beslenen Japonlar bonsai etkisi ile büyümüyorlar, ve çoğu en yi bakıma rağmen kısa sürede ölüyor. Zaten balıklar için fanus yaşamaya uygun bir ortam değil. Betalar havayı dışarıdan aldıkları için, doğal ortamlarında çamurlu oksijensiz sularda yaşadıkları için ve erkekleri birbiri ile öldüresiye şiddette kavga ettikleri için Japon balığına göre nispeten fanuslarda yaşamaya biraz daha fazla uyum gösteriyorlar ve fazla strese girmiyorlar. Ama onlarda büyük akvaryumlara da daha mutlu ve sağlıklı oluyorlar. Evinize büyük güzel bir akvaryumda kursanız çocuklar için güzel bir paylaşım olması tartışılmazda olsa asla ellemeyecekleri bir hayvan gurubu olan akvaryum balıklarına karşı bir zaman sonra ilgilerini kaybediyorlar. Kuşlar, muhabbet kuşu papağan hepsi de çocuklar için önce hevesle merak edilen ama sonra evlerde buzdolabı üstüne ya da evde yem kabukları ve tüylerinin dökülmeyeceği kıyı köşeye hatta bazen de balkonlara itiliyor ve unutuluyorlar. Tavşan yavruları minicikken anne sütü emme döneminde şirin görünsün diye petshoplara getiriliyor ve bu tatlı görünüm aileleri etkileyip evlerine bir yavru tavşan alıyorlar. Bu minik tavşanın beslenmesi konusunda ya bilgi verilmediği ya da marul falan verin diye geçiştirildiği için zaten çoğu daha yavru iken şiddetli ishal olup ölüyorlar. Ölmeyipte kurtulanlar ise çok kısa sürede kocaman olup idrarları, dışkıları ile bulundukları ortamı batırıp koku yapıyorlar. Ayrıca yalnız beslenen tavşanlar yavruyken çok güzel evcilleşiyorlar fakat ergenlikle birlikte hormonların etkisi ile saldırganlaşıp garip huylar edinebiliyorlar. Sonuç itibariyle minicik yavru çok kısa sürede kocaman bir tavşan olup evde beslenemez hale geliyor. Tavuk civcivleri ve ördek civcivleri de bir başka facia! Yine görünümleri hoşa gittiği için alınıp eve gelen civcivler yine eksik veya hiç bilgilendirme yapılmadığı için ya besleme hatasından ya da ısı ışık, temizlik hatalarından kısa sürede hastalanıp ölüyorlar.
Tüm bu anlattığımız 2. gurup hayvanları çocukların hayvanları tanıması ve hayvan sevgisi ile doğru tanışması için hiç uygun seçenekler olmadığı için bir hız tümseği etkisi gösteriyorlar. Bir çok aile 1. guruptaki köpek veya kediyi alıp zorlukları karşısında pes edince veya 2. guruptaki hayvanlarla da kontak kuramayınca veya yavrular hataları veya ellerinde olmayan nedenlerle ölüverince bu sefer tüm aile biz hayvan bakamıyoruz diye üzülüyor ve hevesleri kaçıyor. Halbuki eve alınan hayvanla kontak kurulabilse, gerektiğinde sevilip işiniz varken kafesinde uslu uslu otursa, beslenmesi çok kolay ve temiz bulaşıksız besinlerden oluşsa, sizi asla ısırmasa, tuvalet vb artıkları kokmasa, kaçma eğilimi olmasa, insanla birlikte olmaktan bir köpek kadar hoşlansa bu hayvan hem yetişkinlere hem de çocukların hayvan sevgisi konusunda doğru başlangıç yapmaları konusunda yardımcı olur.
İşte bu bahsettiğim 2 gurubun tam ortasında yer alan ve gerçekten bir köpek veya kedi kadar akıllı ve evi dolduran ama?
Guinea Pig ve İguana Birlikte Beslemek Çok Keyifli
Guinea pigler otla beslenen ve bunu sindirebilen canlı grubu olarak bizlerden çok farklı bir sindirim sistemine ve sindirim sistemi florasına sahiptir. Bu flora dediğimiz mikroorganizmalardan oluşan canlı grubu selüloz dahil bizim sindiremediğimiz bir bitkisel içeriği parçalayarak otçul hayvanların değerlendirebileceği forma hazır hale getirirler. Normal beslenme tipi böyle olan bir canlıya biz doğada asla yemeyeceği besinleri vermeye başlarsak yıllardır genetik olarak gelişimi ile oluşmuş olan sistemini bozabiliriz. Kolay sindirilebilen ekmek, şeker, şekerli benzer gıdalar selülozu sindirebilen ve guineapiglerin sindirim sistemindeki en önemli çalışanların yerine bu besinleri sindirebilenlerin aşırı üremesine neden olur. Ekmek vb besinler çok fazla ve hızlı sindirilmeye başladığı zaman bir yandan alışılmadık artıklar ve fermentasyon artışı bir yandan da diğer yararlı mikroorganizmanın baskılanması ile tüm sindirim sistemindeki düzeni alt üst edebiliriz. Sindirim sisteminde yararlı mikroorganizmalardan oluşan bu sistem bozulduğu anda şiddetli ishallerle seyreden çok ciddi sorunlar sonucu ya aniden ya da bir türlü önünü alamadığınız genel durum bozukluğu ve şiddetli ishallerle guinea piginizi kaybedersiniz.
Guinea pigler dahil tüm beslediğim hayvanlarda her zaman yaptığım ilk araştırma söz konusu hayvanın doğada nasıl bir ortamda yaşadığı, hangi habitatla beslendiği vb konulardır. Guinea pigler normalde yaşadıkları ortamda asla ekmek gibi mayalanmış ve pişirilmiş undan oluşan besinler bulamazlar.
Benzer durum kuşlar içinde geçerli! Karga, serçe gibi kuş türleri yarı leşçil, hem böcek hem de tohumlarla beslenebilerek yaşam sistemine uyum sağladıkları için bunların ıslanmış ekmek vb yemesi çok fazla sorun yaratmaz. Ama Muhabbet kuşu, hint bülbülü ve kanarya gibi türler sadece tohumlarla, filizlenmiş tohumlar ve çok az yeşillikle beslendikleri için asla onlara da ekmek vb vermemelisiniz.
Guinea piglere benzer sindirim sistemleri hatta sindirim floraları olan diğer canlılardan atlar, inekler vb de de benzer sorun vardır. Özellikle inek, koyun gibi geviş getiren hayvanlarda bizim işkembe dediğimiz Rumen içinde inanılmaz özel bir mikroorganizma sistemi vardır. Hatta ibu hayvanlar tedaviler veya yanlış beslenmelerle mikroflorası çökmüş hayvanlar için özel Rumen mikroflorası dışarıdan toz vb suplement olarak verilir ve yine iyi huylu mikroorganizmaların Rumen ortamına hakim olması ve sindirim fabrikasının salıklı çalışmaya devam etmesi sağlanmaya çalışılır.
Atlar vb hayvanlarla, guinea pigler, tavşanlarda inek vb geviş getiren hayvanların rumenine yerleşen yararlı mikroorganizmalar barsağın aşırı genişlemiş kısmı olan secum da yerleşir ve benzer görevi üstlenirler.
Sonuç olarak çok severek yese bile guinea piglere doğal olmayan hiçbir şey vermeyin.
Yazmama gerek var mı bilmiyorum ama sadece ekmek konusunu anlattık ama zaten diğer, kek, cips, çikolata, kraker vb yine doğal olmayan veya guinea pigler için üretilmeyen hiçbir besin maddesini guinea piglere vermemelisiniz.
Bu arada şunu da belirteyim uzun süredir ekmek vb vermenize rağmen hiç sorun çıkmamış olabilir. Ama sorun çıktığı zaman çok geç kalmış olursunuz. Amacımız sorunları en aza hatta sıfıra indirgemektir.
Basitçe düşündüğümüzde bu hayvanların rasyonlarında her daim kuru ot ve saman bulunması gerekiyor bu kesin. Bunun yanında tahılları dengeli olarak tüketebileceği bir pelet yem veya tahıl karışımı önlerinde hep sınırsız bulundurulmalı! Ayrıca yeşil otlardan uygun olanları, sebze ve meyveleri de düzenli, taze ve gerektiği kadar her gün verebilirsek bence bir sorun çıkmaz. Sadece bazı besinleri fazla vermemek önemli: Bunlarda örnek tahıllarda fiğ, bakla, bezelye vb rasyona uygun katılmalı, sebze ve meyvelerde emin olmadığınız çeşitleri deneme yapmamalı veya aniden fazlaca vermemelisiniz
Guinea pig beslemelisiniz neden mi?
Eğer hayvanları seviyorsanız mutlaka bu değişik hayvanla tanışmalısınız.
Guinea pig, diğer isimleri ile Kobay veya Cavy dediğimiz bu hayvan kemirgenler ailesinden bir türdür. Tavşan, hamster, gonzales, sincap vb diğer bir çok kemirgen evcil hayvanı hepiniz tanıyorsunuz. Ama bu çok özel hayvanla tanışmalı ve beslemelisiniz.
Nedir bu hayvanı özel yapan:
Tüm kemirgenlerde görülen negatif ve beslenmesini zorlaştıran özellikler bu hayvanda görülmez.
İdrarı ve dışkısı kokmaz.
Kemirgen ailesinde olmasına rağmen kemirme huyu yoktur.
Bulunduğu barınağının üzerini kapatmasanız bile asla kaçmaya çalışmaz.
Ne yaparsanız yapın, ne?
click to read more
Guinea pigler dahil tüm beslediğim hayvanlarda her zaman yaptığım ilk araştırma söz konusu hayvanın doğada nasıl bir ortamda yaşadığı, hangi habitatla beslendiği vb konulardır. Guinea pigler normalde yaşadıkları ortamda asla ekmek gibi mayalanmış ve pişirilmiş undan oluşan besinler bulamazlar.
Benzer durum kuşlar içinde geçerli! Karga, serçe gibi kuş türleri yarı leşçil, hem böcek hem de tohumlarla beslenebilerek yaşam sistemine uyum sağladıkları için bunların ıslanmış ekmek vb yemesi çok fazla sorun yaratmaz. Ama Muhabbet kuşu, hint bülbülü ve kanarya gibi türler sadece tohumlarla, filizlenmiş tohumlar ve çok az yeşillikle beslendikleri için asla onlara da ekmek vb vermemelisiniz.
Guinea piglere benzer sindirim sistemleri hatta sindirim floraları olan diğer canlılardan atlar, inekler vb de de benzer sorun vardır. Özellikle inek, koyun gibi geviş getiren hayvanlarda bizim işkembe dediğimiz Rumen içinde inanılmaz özel bir mikroorganizma sistemi vardır. Hatta ibu hayvanlar tedaviler veya yanlış beslenmelerle mikroflorası çökmüş hayvanlar için özel Rumen mikroflorası dışarıdan toz vb suplement olarak verilir ve yine iyi huylu mikroorganizmaların Rumen ortamına hakim olması ve sindirim fabrikasının salıklı çalışmaya devam etmesi sağlanmaya çalışılır.
Atlar vb hayvanlarla, guinea pigler, tavşanlarda inek vb geviş getiren hayvanların rumenine yerleşen yararlı mikroorganizmalar barsağın aşırı genişlemiş kısmı olan secum da yerleşir ve benzer görevi üstlenirler.
Sonuç olarak çok severek yese bile guinea piglere doğal olmayan hiçbir şey vermeyin.
Yazmama gerek var mı bilmiyorum ama sadece ekmek konusunu anlattık ama zaten diğer, kek, cips, çikolata, kraker vb yine doğal olmayan veya guinea pigler için üretilmeyen hiçbir besin maddesini guinea piglere vermemelisiniz.
Bu arada şunu da belirteyim uzun süredir ekmek vb vermenize rağmen hiç sorun çıkmamış olabilir. Ama sorun çıktığı zaman çok geç kalmış olursunuz. Amacımız sorunları en aza hatta sıfıra indirgemektir.
Basitçe düşündüğümüzde bu hayvanların rasyonlarında her daim kuru ot ve saman bulunması gerekiyor bu kesin. Bunun yanında tahılları dengeli olarak tüketebileceği bir pelet yem veya tahıl karışımı önlerinde hep sınırsız bulundurulmalı! Ayrıca yeşil otlardan uygun olanları, sebze ve meyveleri de düzenli, taze ve gerektiği kadar her gün verebilirsek bence bir sorun çıkmaz. Sadece bazı besinleri fazla vermemek önemli: Bunlarda örnek tahıllarda fiğ, bakla, bezelye vb rasyona uygun katılmalı, sebze ve meyvelerde emin olmadığınız çeşitleri deneme yapmamalı veya aniden fazlaca vermemelisiniz
Guinea pig beslemelisiniz neden mi?
Eğer hayvanları seviyorsanız mutlaka bu değişik hayvanla tanışmalısınız.
Guinea pig, diğer isimleri ile Kobay veya Cavy dediğimiz bu hayvan kemirgenler ailesinden bir türdür. Tavşan, hamster, gonzales, sincap vb diğer bir çok kemirgen evcil hayvanı hepiniz tanıyorsunuz. Ama bu çok özel hayvanla tanışmalı ve beslemelisiniz.
Nedir bu hayvanı özel yapan:
Tüm kemirgenlerde görülen negatif ve beslenmesini zorlaştıran özellikler bu hayvanda görülmez.
İdrarı ve dışkısı kokmaz.
Kemirgen ailesinde olmasına rağmen kemirme huyu yoktur.
Bulunduğu barınağının üzerini kapatmasanız bile asla kaçmaya çalışmaz.
Ne yaparsanız yapın, ne?
Guinea Piglerde Beslenme ve Sindirim Sistemi
Guinea pigler sindirim sistemlerinde özellikle secum dediğimiz barsak bölümünde türlerine özel bir microfolara barındırırlar. Bu mikroorganizma kültürü guinea pigin kendisi gibi benzer diğer otçullarda olduğu gibi selülozu sindirmesine ve böylece saman, kuru ot vb bitkisel içerikleri parçalayarak kompenentlerine ayırırlar ve guinea pigin kullanabileceği hale getirirler. Yani bir nevi mikrobiyal sindirim yaparlar. Zaten guinea pig vb otçul hayvanlarda bu mikrofloranın bozulması durumunda ishaller ve geriye dönüşsüz patojen mikroorganizmaların iyi huylu iş gören floraya baskın gelmesi ile öldürücü hastalıklar oluşur. Bu durumda da doğru antibiyotiklerle floraya zarar vermeden patojen mikroorganizmaları baskılayan tedaviler yaparak ayrıca ek olkarak pre-biyotikler ve pro-biyotikler vererek guinea piglerin sindirim sisteminin normal floraya kavuşmasını ve iyileşmesini sağlamaya çalışırız.
Guinea piglerin sindirim sistemindeki mikrobiyal sinidirimde görev yapan mikroorganizmaların doğru sayıda kalması için kaba yem dediğimiz özellikle samanın ve diğer kuru otların bol ve sınırsız şekilde verilmesi gerekir. Sadece tahıllarla beslenen guinea piglerde uzun süre yaşarlar ama belli bir zamandan sonra sindirim sisteminde bu kaba yem içindeki selülozu sindiren mikroorganizmaların sayısı ciddi oranda düşer ve guinea pig beslenmesinde ve yaşamasındaki en önemli olay olan mikrobiyal sindirimi yapamaz hale gelir. Sindirim sistemindeki yararlı mikroorganizmalar düşmesi demek aslında toplam mikroorganizma oranında azalması demektir. Bu da her an aniden bu oran içindeki patojenlerin ortamı ele geçirmesine ve ani ishallerin, köpüklü pis kokulu ishallerin oluşmasına neden olur. Bu şekilde oluşan enfeksiyonlar çoğu zaman guinea piglerde çok hızlı seyreder ve sindirim sisteminde ciddi tahribatlara neden olarak ya ani (akut) ölümlere ya da bir türlü iyileşmeyen ishallere neden olurlar.
Bu mikrofolaranın bozulmasında en büyük etkenlerden birisi de selülozik mikroorganizmaların (selülozu yani saman vb kaba yemi sindiren) bir işlev görmediği çok kolay sindirilen ekmek, kek vb besinlerin verilmesidir. Ekmek vb verilmesi yararlı mikrofloranın gerilemesine ve toplam mikroorganizma oranında az sayıda kalmasına neden olur.
Unutulmamalıdır ki yeşilliklerin fazla verilmesi de bazen mikroflorayı bozabilir. Çünkü yeşil besinler sindirilmeden vücut sıcaklığında hızla çürüme ve kokuşma eğilimindedir. İçerikleri nedeniyle bazen gaz oluşturabilirler.
Guinea piginizin sindirim siteminin iyi çalışması için dikkat etmeniz gerekenler:
1-Saman-Kuru ot her zaman önünde ed-libitum(yani sınırsız) bulunacak. Asla eksik kalmayacak gün içinde sürekli yiyecekler.
2-Yeşillik, sebze vermeden önce kuru ot, saman ve kuru tahıl vb kapları kontrol edilecek varsa bile az da olsa ekleme yapılarak guinea pigin ilgisi çekilip bunlardan yemesini sağlanacak. Ancak kuru ot vb yedikten 10-15 dk sonra yeşillik, sebze ve meyve verilecek. Böylece sindirim sisteminde bu yaş gıdalar tek başlarına bir porsiyon oluşturmayıp kuru ot vb ike karışarak sinidirim bölümlerine hareket edecekler. Bu şekilde en iyi, en verimli ve en sorunsuz sindirim oluşabilecek.
3-Hiçbir zaman, ekmek, pasta börek vb guinea piglerinde doğasında olmayan besinler verilmeyecek. Bu hayvanlar her ne kadar evcilleştirilmiş de olsalar yine de Bazı özellikleri doğadaki guinea piglerle aynı kalmıştır. Bunların en başında da sindirim sistemi ve beslenme özellikleridir.
4-Sebze, meyve ve yeşillikleri buzdolabından çıktığı gibi değil, oda sıcaklığında biraz bekletip vermelisiniz.
5-Hiçbir zaman, bozulmuş, çürük, siyahlaşmış, küflenmiş kuru veya yaş bir gıdayı guinea piginize vermemelisiniz.
6-Kuru otu mümkün olduğu kadar otluklarda, samanı ve tahıl karışım yemlerini devrilmeyen kaplarda vermelisiniz ve eğer zemine dökülen ve dışkısı özellikle idrarı ile nemlenen kuru gıdalar olursa kafesinden uzaklaştırmanız iyi olur.
7-Yaş gıda dediğimiz meyve, sebze ve yeşillikleri guinea piginize çok fazla miktarlarda bir anda vermemelisiniz. Günde 2-3 defa yaş gıda beslemesi yeterlidir. Kefesi,ne koyduğunuz yaş gıdalarında özellikle yaz aylarında tüketilmeyen kısımlarını kararıp çürümeden eskimeden kaldırmalısınız.
8-Guinea piginizi acaba şunu da yer mi diye merak edip değişik şeyler yedirmeye çalışmayın unutmayın kliniğimize gelen ishal olmuş ve bazen kaybettiğimiz guinea piglerin çoğunun geçmişinde bu tür denemeler vardır.
9-Kuru ot, saman, tahıl karışım ve talaşı güvendiğiniz yerlerden alınız. Fare ve sıçanların gezdiği bir depo veya marangozhaneden alınan bu tür ürünler başta paratüberküloz olmak üzere bir çok kemirgen hastalığını guinea piglerinize bulaştırabilir.
Dostunuzu nasıl besleyeceğinizi veteriner hekiminize mutlaka danışınız.
Kedi ve köpeklerinizin ve diğer tüm evcil hayvanlarınızın sağlıklı ve uzun bir ömür sürmesi,,tüy,kas,eklem, kemik vb tüm vücudunun sağlıklı kalması, enerjisinin pozitif olması ve mutlu olması, yaşlılığını daha az problemli geçirmesi vb her konuda daha iyi olabilmesi için beslenme konusu çok önemlidir. Veteriner hekiminiz diş hastalıkları,cerrahi, iç hastalıkları,psikoloji vb her türlü sağlık probleminde size nasıl danışmanlık yapıyorsa, aynı zamanda diyetisyen olan hekiminize dostunuzu nasıl besleyeceğinizi sormayı unutmayız
Guinea piglerde yenebilen otlar ve beslenme tavsiyeler
Yenebilen otlar diye tanımladığımız ot grupları içinde genelde çok sert olmayan otları tercih etmek mantıklı olacak!
Bunları da gruplamak istiyorum.
1.grup: Hiç korkmadan bolca verebilecekleriniz: Hindiba ve yeşil çayır otları
2,grup: hindiba kadar olmasa da her bir tavşana günde iki defa birer sapıyla 2 yaprak verebileceğiniz: Ebegümeci, leylek gagası, kapurcak(Gelincik), çıngırak otu, yabani yulaf, yabani fiğ
3.grup: daha az miktarda yani sabah akşam birer yaprak verebileceğiniz: Labada, semiz otu, kuzu kulağı, dut yaprağı, arapsaçı(Rezene), acı yonca(yabani yonca-beyaz veya pembe çoklu çiçek açar) dereotu ve maydanoz da aynı şekilde sabah akşam birer sap verilebilir.
Sebze ve meyveleri düşünürsek:
Bu az verilecekler grubuna şu meyve ve sebzeleri de katabiliriz:-kereviz kökü ve yaprağı-ıspanak-pazı-şalgam- turp-brokoli-karnabahar-ayva-karpuz-kavun-kırmızı biberi de ekleyebiliriz(bu sebzelerden kökleri ilk defa veriyorsanız bir kesme şeker boyutunda-daha sonra normal mönüde 2 kesme şeker boyutunda her günlük mönüye katabilirsiniz.Yeşil kabak her zaman lifli olması ve su tutması nedeniyle mönüde normal miktarda bulunabilir. Yeşil tatlı biber, dolmalık biber, elma ve kabak yeşil otu bol verdiğiniz zamanlarda günde 1 kere, yeşillik yoksa veya günde bir kere verecekseniz- sabah yeşillik akşam sebze meyve karışımı verilecek.
Labada-pazı-ıspanak benzer gruba?
click to read more
Guinea piglerin sindirim sistemindeki mikrobiyal sinidirimde görev yapan mikroorganizmaların doğru sayıda kalması için kaba yem dediğimiz özellikle samanın ve diğer kuru otların bol ve sınırsız şekilde verilmesi gerekir. Sadece tahıllarla beslenen guinea piglerde uzun süre yaşarlar ama belli bir zamandan sonra sindirim sisteminde bu kaba yem içindeki selülozu sindiren mikroorganizmaların sayısı ciddi oranda düşer ve guinea pig beslenmesinde ve yaşamasındaki en önemli olay olan mikrobiyal sindirimi yapamaz hale gelir. Sindirim sistemindeki yararlı mikroorganizmalar düşmesi demek aslında toplam mikroorganizma oranında azalması demektir. Bu da her an aniden bu oran içindeki patojenlerin ortamı ele geçirmesine ve ani ishallerin, köpüklü pis kokulu ishallerin oluşmasına neden olur. Bu şekilde oluşan enfeksiyonlar çoğu zaman guinea piglerde çok hızlı seyreder ve sindirim sisteminde ciddi tahribatlara neden olarak ya ani (akut) ölümlere ya da bir türlü iyileşmeyen ishallere neden olurlar.
Bu mikrofolaranın bozulmasında en büyük etkenlerden birisi de selülozik mikroorganizmaların (selülozu yani saman vb kaba yemi sindiren) bir işlev görmediği çok kolay sindirilen ekmek, kek vb besinlerin verilmesidir. Ekmek vb verilmesi yararlı mikrofloranın gerilemesine ve toplam mikroorganizma oranında az sayıda kalmasına neden olur.
Unutulmamalıdır ki yeşilliklerin fazla verilmesi de bazen mikroflorayı bozabilir. Çünkü yeşil besinler sindirilmeden vücut sıcaklığında hızla çürüme ve kokuşma eğilimindedir. İçerikleri nedeniyle bazen gaz oluşturabilirler.
Guinea piginizin sindirim siteminin iyi çalışması için dikkat etmeniz gerekenler:
1-Saman-Kuru ot her zaman önünde ed-libitum(yani sınırsız) bulunacak. Asla eksik kalmayacak gün içinde sürekli yiyecekler.
2-Yeşillik, sebze vermeden önce kuru ot, saman ve kuru tahıl vb kapları kontrol edilecek varsa bile az da olsa ekleme yapılarak guinea pigin ilgisi çekilip bunlardan yemesini sağlanacak. Ancak kuru ot vb yedikten 10-15 dk sonra yeşillik, sebze ve meyve verilecek. Böylece sindirim sisteminde bu yaş gıdalar tek başlarına bir porsiyon oluşturmayıp kuru ot vb ike karışarak sinidirim bölümlerine hareket edecekler. Bu şekilde en iyi, en verimli ve en sorunsuz sindirim oluşabilecek.
3-Hiçbir zaman, ekmek, pasta börek vb guinea piglerinde doğasında olmayan besinler verilmeyecek. Bu hayvanlar her ne kadar evcilleştirilmiş de olsalar yine de Bazı özellikleri doğadaki guinea piglerle aynı kalmıştır. Bunların en başında da sindirim sistemi ve beslenme özellikleridir.
4-Sebze, meyve ve yeşillikleri buzdolabından çıktığı gibi değil, oda sıcaklığında biraz bekletip vermelisiniz.
5-Hiçbir zaman, bozulmuş, çürük, siyahlaşmış, küflenmiş kuru veya yaş bir gıdayı guinea piginize vermemelisiniz.
6-Kuru otu mümkün olduğu kadar otluklarda, samanı ve tahıl karışım yemlerini devrilmeyen kaplarda vermelisiniz ve eğer zemine dökülen ve dışkısı özellikle idrarı ile nemlenen kuru gıdalar olursa kafesinden uzaklaştırmanız iyi olur.
7-Yaş gıda dediğimiz meyve, sebze ve yeşillikleri guinea piginize çok fazla miktarlarda bir anda vermemelisiniz. Günde 2-3 defa yaş gıda beslemesi yeterlidir. Kefesi,ne koyduğunuz yaş gıdalarında özellikle yaz aylarında tüketilmeyen kısımlarını kararıp çürümeden eskimeden kaldırmalısınız.
8-Guinea piginizi acaba şunu da yer mi diye merak edip değişik şeyler yedirmeye çalışmayın unutmayın kliniğimize gelen ishal olmuş ve bazen kaybettiğimiz guinea piglerin çoğunun geçmişinde bu tür denemeler vardır.
9-Kuru ot, saman, tahıl karışım ve talaşı güvendiğiniz yerlerden alınız. Fare ve sıçanların gezdiği bir depo veya marangozhaneden alınan bu tür ürünler başta paratüberküloz olmak üzere bir çok kemirgen hastalığını guinea piglerinize bulaştırabilir.
Dostunuzu nasıl besleyeceğinizi veteriner hekiminize mutlaka danışınız.
Kedi ve köpeklerinizin ve diğer tüm evcil hayvanlarınızın sağlıklı ve uzun bir ömür sürmesi,,tüy,kas,eklem, kemik vb tüm vücudunun sağlıklı kalması, enerjisinin pozitif olması ve mutlu olması, yaşlılığını daha az problemli geçirmesi vb her konuda daha iyi olabilmesi için beslenme konusu çok önemlidir. Veteriner hekiminiz diş hastalıkları,cerrahi, iç hastalıkları,psikoloji vb her türlü sağlık probleminde size nasıl danışmanlık yapıyorsa, aynı zamanda diyetisyen olan hekiminize dostunuzu nasıl besleyeceğinizi sormayı unutmayız
Guinea piglerde yenebilen otlar ve beslenme tavsiyeler
Yenebilen otlar diye tanımladığımız ot grupları içinde genelde çok sert olmayan otları tercih etmek mantıklı olacak!
Bunları da gruplamak istiyorum.
1.grup: Hiç korkmadan bolca verebilecekleriniz: Hindiba ve yeşil çayır otları
2,grup: hindiba kadar olmasa da her bir tavşana günde iki defa birer sapıyla 2 yaprak verebileceğiniz: Ebegümeci, leylek gagası, kapurcak(Gelincik), çıngırak otu, yabani yulaf, yabani fiğ
3.grup: daha az miktarda yani sabah akşam birer yaprak verebileceğiniz: Labada, semiz otu, kuzu kulağı, dut yaprağı, arapsaçı(Rezene), acı yonca(yabani yonca-beyaz veya pembe çoklu çiçek açar) dereotu ve maydanoz da aynı şekilde sabah akşam birer sap verilebilir.
Sebze ve meyveleri düşünürsek:
Bu az verilecekler grubuna şu meyve ve sebzeleri de katabiliriz:-kereviz kökü ve yaprağı-ıspanak-pazı-şalgam- turp-brokoli-karnabahar-ayva-karpuz-kavun-kırmızı biberi de ekleyebiliriz(bu sebzelerden kökleri ilk defa veriyorsanız bir kesme şeker boyutunda-daha sonra normal mönüde 2 kesme şeker boyutunda her günlük mönüye katabilirsiniz.Yeşil kabak her zaman lifli olması ve su tutması nedeniyle mönüde normal miktarda bulunabilir. Yeşil tatlı biber, dolmalık biber, elma ve kabak yeşil otu bol verdiğiniz zamanlarda günde 1 kere, yeşillik yoksa veya günde bir kere verecekseniz- sabah yeşillik akşam sebze meyve karışımı verilecek.
Labada-pazı-ıspanak benzer gruba?
Guinea Piglerde Coccidiosis
Guinea piglerde Coccidiosis
Coccidiozis guinea piglerde ishalle seyreden gözden kaçırılıp fark edilmediğinde ve tedavide geç kalındığında aşırı dehidrasyon-sıvı kaybı veya diğer zayıf düşmeye bağlı nedenlerle ölümlerin görülebildiği ve guinea pigler arasında da çok hızlı bulaşan bir hastalıktır.
Coccidiosiz tavşanlar, köpekler gibi bir çok evcil hayvanda olduğu gibi guinea piglerde de ciddi kanlı ishalle seyreden hastalığa neden olabilir. Her hayvanda farklı coccidiyosiz etkeni vardır. Guinea piglerde coccidiyosiz etmeni
Eimeria caviae
’dır. Bu hastalığın etkeni aynı sıtma mikrobu gibi tek hücrelilerden (Protozoon) oluşan bir hücre parazitidir. Tek hücreli parazitler vücutta hastalık oluşturdukları sisteme ait hücreler içine yerleşir ve bölünerek sayıları arttığı zaman hücreyi patlatarak diğer hücrelere yayılırlar. Bu hücre parazitlerinden sıtma etkeni olan plasmodium türü protozoonlar kırmızı kan hücrelerine(Eritrosit) yerleşir. Bu hücreler içinde eşeysiz üreyerek belli aralarda hücreleri patlatarak diğer hücrelere saldırır. Bu dönemlerde sıtma hastalığında şiddetli ateş nöbetleri oluşur. Aynı sıtma hastalığındaki duruma benzer şekilde coccidiosiz etkeni protozoonlar ise parazit olarak bağırsak epitel hücrelerine yerleşirler. Hücre içinde eşeysiz üreyerek(şizogoni) hücreyi doldurur ve en sonunda patlatırlar. Epitel hücresi patladıktan sonra yeni üremiş çok sayıda protozoon paraziti sporozoit formuna dönüşerek dışkıyla dışarıya atılır. İşte bu hücrelerin patlaması fazla sayıda olduğu zaman kanamalara ve ishallere neden olur ve guinea pigler bu hastalığa özel sindirilmemiş barsak içeriği,kan ve barsak sıyrıntıları içeren dışkı çıkarırlar. Hastalığın çabuk fark edilip önlemlerin alınmaması veya tedavide gecikmeler sonucu ciddi sıvı kaybı (Dehidrasyon) sonucu guinea piginizi kaybedebilirsiniz.
Unutmayın bu hastalığın birincil nedeni barsak florasında hastalık etkeninin normaldeki miktarından daha fazla çoğalmasıdır. Guinea piglerin barsak epitel hücrelerinde üreyen ve hücreleri patlatan yeni protozoon etkenlerinin dış ortama dayanıklı sporozoit dediğimiz hale dönüşmesi ve hayvanların dışkısı ile atılması ve aynı guinea pigin veya diğer guinea piglerin bu parazitle bulaşmış dışkılarla fazla iç içe olması, dışkıları yemeleri veya ayaklarına bulaşan parazitleri kendilerini temizlemek için yalanırken ağız yoluyla almaları sonucu bu sporozoitler yine barsak içinde açılıp epitel hücrelerine girmesi ile biyolojik döngü devam eder. Bu üreme döngüsü içinde çok daha başka ayrıntılı dönemler vardır ama genel olarak bu hücre parazitini tanıyabilmeniz için özetle açıklıyorum. Yoksa zaten bir çok bilgiye ayrıntıları ve bilimsel terimlerle internetten ulaşabiliyorsunuz.
Bildiğiniz gibi barsak ve mide florasını oluşturan mikroorganizmalar yararlı ve patojen dediğimiz türlerden oluşur ve guinea piglerde barsak florasında yararlı dediğimiz mikroorganizmaların sayısı patojenlere göre daha baskın olduğu sürece sindirim sistemi sorunsuz çalışır ve sindirim sistemi hastalıkları oluşmaz. Ama bir çok nedene bağlı olarak sindirim sistemi florasını oluşturan mikroorganizmalarda denge patojenlerin üstün olduğu duruma doğru değişmeye başladığında ishal vb sorunlar başlar.
O yüzden bu tür durumlarda erken teşhis koyulup
patojen mikroorganizmalar lehine olan denge aşırı yükselmeden bu patojenlere etkili olan ama yararlı mikroorganizmalara nispeten daha az zarar veren antibiyotikler vb ilaçlarla önlem alınmaya çalışılır. Gecikilen her an bu denge gittikçe bozulur ve tedavi güçleşir. Özellikle guinea piglerde bu denge çok çabuk bozulur ve hızla kötüye gittiği için ishallerin hemen fark edilmesi ve çabuk önlem alınması çok önemlidir.
Coccidiosis etkenleri de bu bahsettiğimiz patojen diyebileceğimiz hastalık yapabilen etkenlerdendir ve normal olarak tüm canlılarda canlının türüne özel coccidiyozis etkenleri normal barsak florasında zaten bulunur. O yüzden barsak florasında tüm mikroorganizma oranına göre diğer patojenler gibi coccidiyozisin de yüzdesinin yükselmemesi gerekmektedir.
Guinea piglerde Coccidiozisden korunmak için neler yapabiliriz:
Öncelikle bu etkenin daha öncede bahsettiğim gibi barsak florasını oluşturan mikroorganizmalar içindeki hastalık yapmayan sayılarını korumak gerekiyor.
Bunu sağlamak için:
1-Guinea piglerin altlıklarını çok sık ve fazla kirlenmeden değiştirmek gerekiyor.
2-Guinea pig beslenmesinde özellikle kalın barsak(Secum) içindeki mikrobiyal sindirimi sağlayan yararlı selülozik ve diğer bakteri ve mikro organizmaların sayısının korunması gerekir. Bunun için beslenmedeki besin değerleri ve içerik oranları(rasyon) çok önemlidir. Örneğin bir guinea pige ekmek vermek bu kolay besinle beslenen mikroorganizmaların sayısını aşırı artırıp selülozik mikroorganizmalar dediğimiz otçullardaki mucize sindirimi sağlayan mikroorganizmaların geride kalmasını ve hızla çökmesine neden olur. Böylece bu hayvanlarda hem sindirim sistemi hareketleri artar ve ishal görülebilir hem de ileriye dönük zamanda kaba yem dediğimiz kuru ot, saman vb besinleri sindirmeleri güçleşir.
3-Bazen kuru gıdaların az verildiği durumlarda yeşil otun fazla verildiği durumlarda da benzer durum oluşabilir.
4-Marul ve salatalık gibi besin değerleri?
click to read more
Coccidiozis guinea piglerde ishalle seyreden gözden kaçırılıp fark edilmediğinde ve tedavide geç kalındığında aşırı dehidrasyon-sıvı kaybı veya diğer zayıf düşmeye bağlı nedenlerle ölümlerin görülebildiği ve guinea pigler arasında da çok hızlı bulaşan bir hastalıktır.
Coccidiosiz tavşanlar, köpekler gibi bir çok evcil hayvanda olduğu gibi guinea piglerde de ciddi kanlı ishalle seyreden hastalığa neden olabilir. Her hayvanda farklı coccidiyosiz etkeni vardır. Guinea piglerde coccidiyosiz etmeni
Eimeria caviae
’dır. Bu hastalığın etkeni aynı sıtma mikrobu gibi tek hücrelilerden (Protozoon) oluşan bir hücre parazitidir. Tek hücreli parazitler vücutta hastalık oluşturdukları sisteme ait hücreler içine yerleşir ve bölünerek sayıları arttığı zaman hücreyi patlatarak diğer hücrelere yayılırlar. Bu hücre parazitlerinden sıtma etkeni olan plasmodium türü protozoonlar kırmızı kan hücrelerine(Eritrosit) yerleşir. Bu hücreler içinde eşeysiz üreyerek belli aralarda hücreleri patlatarak diğer hücrelere saldırır. Bu dönemlerde sıtma hastalığında şiddetli ateş nöbetleri oluşur. Aynı sıtma hastalığındaki duruma benzer şekilde coccidiosiz etkeni protozoonlar ise parazit olarak bağırsak epitel hücrelerine yerleşirler. Hücre içinde eşeysiz üreyerek(şizogoni) hücreyi doldurur ve en sonunda patlatırlar. Epitel hücresi patladıktan sonra yeni üremiş çok sayıda protozoon paraziti sporozoit formuna dönüşerek dışkıyla dışarıya atılır. İşte bu hücrelerin patlaması fazla sayıda olduğu zaman kanamalara ve ishallere neden olur ve guinea pigler bu hastalığa özel sindirilmemiş barsak içeriği,kan ve barsak sıyrıntıları içeren dışkı çıkarırlar. Hastalığın çabuk fark edilip önlemlerin alınmaması veya tedavide gecikmeler sonucu ciddi sıvı kaybı (Dehidrasyon) sonucu guinea piginizi kaybedebilirsiniz.
Unutmayın bu hastalığın birincil nedeni barsak florasında hastalık etkeninin normaldeki miktarından daha fazla çoğalmasıdır. Guinea piglerin barsak epitel hücrelerinde üreyen ve hücreleri patlatan yeni protozoon etkenlerinin dış ortama dayanıklı sporozoit dediğimiz hale dönüşmesi ve hayvanların dışkısı ile atılması ve aynı guinea pigin veya diğer guinea piglerin bu parazitle bulaşmış dışkılarla fazla iç içe olması, dışkıları yemeleri veya ayaklarına bulaşan parazitleri kendilerini temizlemek için yalanırken ağız yoluyla almaları sonucu bu sporozoitler yine barsak içinde açılıp epitel hücrelerine girmesi ile biyolojik döngü devam eder. Bu üreme döngüsü içinde çok daha başka ayrıntılı dönemler vardır ama genel olarak bu hücre parazitini tanıyabilmeniz için özetle açıklıyorum. Yoksa zaten bir çok bilgiye ayrıntıları ve bilimsel terimlerle internetten ulaşabiliyorsunuz.
Bildiğiniz gibi barsak ve mide florasını oluşturan mikroorganizmalar yararlı ve patojen dediğimiz türlerden oluşur ve guinea piglerde barsak florasında yararlı dediğimiz mikroorganizmaların sayısı patojenlere göre daha baskın olduğu sürece sindirim sistemi sorunsuz çalışır ve sindirim sistemi hastalıkları oluşmaz. Ama bir çok nedene bağlı olarak sindirim sistemi florasını oluşturan mikroorganizmalarda denge patojenlerin üstün olduğu duruma doğru değişmeye başladığında ishal vb sorunlar başlar.
O yüzden bu tür durumlarda erken teşhis koyulup
patojen mikroorganizmalar lehine olan denge aşırı yükselmeden bu patojenlere etkili olan ama yararlı mikroorganizmalara nispeten daha az zarar veren antibiyotikler vb ilaçlarla önlem alınmaya çalışılır. Gecikilen her an bu denge gittikçe bozulur ve tedavi güçleşir. Özellikle guinea piglerde bu denge çok çabuk bozulur ve hızla kötüye gittiği için ishallerin hemen fark edilmesi ve çabuk önlem alınması çok önemlidir.
Coccidiosis etkenleri de bu bahsettiğimiz patojen diyebileceğimiz hastalık yapabilen etkenlerdendir ve normal olarak tüm canlılarda canlının türüne özel coccidiyozis etkenleri normal barsak florasında zaten bulunur. O yüzden barsak florasında tüm mikroorganizma oranına göre diğer patojenler gibi coccidiyozisin de yüzdesinin yükselmemesi gerekmektedir.
Guinea piglerde Coccidiozisden korunmak için neler yapabiliriz:
Öncelikle bu etkenin daha öncede bahsettiğim gibi barsak florasını oluşturan mikroorganizmalar içindeki hastalık yapmayan sayılarını korumak gerekiyor.
Bunu sağlamak için:
1-Guinea piglerin altlıklarını çok sık ve fazla kirlenmeden değiştirmek gerekiyor.
2-Guinea pig beslenmesinde özellikle kalın barsak(Secum) içindeki mikrobiyal sindirimi sağlayan yararlı selülozik ve diğer bakteri ve mikro organizmaların sayısının korunması gerekir. Bunun için beslenmedeki besin değerleri ve içerik oranları(rasyon) çok önemlidir. Örneğin bir guinea pige ekmek vermek bu kolay besinle beslenen mikroorganizmaların sayısını aşırı artırıp selülozik mikroorganizmalar dediğimiz otçullardaki mucize sindirimi sağlayan mikroorganizmaların geride kalmasını ve hızla çökmesine neden olur. Böylece bu hayvanlarda hem sindirim sistemi hareketleri artar ve ishal görülebilir hem de ileriye dönük zamanda kaba yem dediğimiz kuru ot, saman vb besinleri sindirmeleri güçleşir.
3-Bazen kuru gıdaların az verildiği durumlarda yeşil otun fazla verildiği durumlarda da benzer durum oluşabilir.
4-Marul ve salatalık gibi besin değerleri?
Guineapiglerde Üremeyle İlgili Bilgiler
Guineapiglerde üreme konusunda dikkat edilecek birkaç konu var. Bunlardan en önemlisi guineapiglerde gebelik ve doğum çok zordur. Bebekler büyük, tamamen ıslak ve koşmaya hazır çok hareketli vaziyette doğarlar. Anne genelde 2-4 arasında yani fazla yavruya gebe kalır ve bu yüzden ağırlığı ikiye katlanabilir. Bu durumda dolaşım sistemine ve iç organlara baskı uygulanmasına neden olur. Gebe guineapiglere en iyi şekilde baksanız bile distosia, hipokalsemia, prolapsus uterus, abort veya gebelik toksemisi gelişebilir.
Guineapiglerin gebe kalma oranını etkileyen bazı durumlar vardır. Yanlışlıkla veya kısa süreli erkek ve dişi guineapig bir araya geldiğinde eğer uygun dönemdeyse çok kısa süren bir çiftleşme sonrasında kolayca gebelik oluşabilir.
Ayrıca guineapigler doğurdukları gün ve devam eden 2 gün içinde tekrar kızgınlığa (östrus-çiftleşme uygunluğu) gelir ve o dönemde erkek yanındaysa çiftleşip tekrar gebe kalabilir. O yüzden doğum sırasında yanında erkek bulunmamalıdır. Arka arkaya sık gebelikler bir dişi kobay için aşırı derecede zordur ve tavsiye edilmez.
Dişi guineapigler 4 haftalıkken cinsel olgunluğa erişirler ve gebe kalabilirler. İnsanlarda bile bazı erkek ve kadınların erken ergenliğe girdiği göz önüne alındığında bazen 24 günlük dişiler bile çiftleşmeye hazır cinsel olgunluğa gelebilirler. O yüzden bu yavru dişilerin bulunduğu ortamdan en geç 3 haftalıktan erken erkeklerin çıkarılması en uygunudur.
Normalde cinsel olgunluk:
Dişilerde; 4-6 hafta
Erkeklerde; 3-5 hafta
Bu dönemlerden önce erkekler aktif olmasa da yine de en iyi uygulama erkek yavruları 3 haftalıktan önce dişi yavrulardan ayırmaktır.
Çok genç guineapig gebelikleri dişi için çok zordur.Gelişmekte olan ve olgunlaşan bedenleri için ihtiyaçları olan besinleri ve diğer maddeler anne karnında gelişmekte olan cenine yönlendirilir. Bilerek üreme hiç önerilmemekle birlikte nadiren bu şekilde genç çiftleşmiş dişilerde gebelik sorunsuz devam edip sağlıklı yavrular doğurabilir. Ama yine de genelde yavrular zayıf doğar ve anne de gelişemediği için küçük ve gelişmemiş kalır.
Evcil hayvan satılan petshoplarda sizin satın aldığınız yavru boyutlarında da guineapigler üreme özelliklerini kazanmış yaşa gelmişlerdir. Bilinçli ve bu işi doğru düzgün yapan üreticiler yavruların birbirleri ile erken dönemde çiftleşmemesi için yavruları anne sütünden kesildikleri anda ayrı yerlerde barındırırlar. Aynı yerde bir arada tutulan ve satışa sunulan veya nereden geldiği belli olmadığı için önceden çiftleşmiş olabilecek bir guineapig evinize getirildikten kısa bir süre sonra doğurabilir. Bu kadar küçük yaşta bir dişinin gebe kalması ve yavrulaması sonucu hem anne doğum anında ölebilir hem de yavrular gelişmemiş ve zayıf olacağı için anne tarafından bakılmaz veya hatta yenebilirler.
Çocuğunuzla birlikte mutlu olmak için evinize aldığını bir hayvanla bu tip deneyimler yaşamak çok üzücüdür. O yüzden Guineapig vb hayvanları güvendiğiniz yerlerden hatta en iyisi anne altı diye tarif edebileceğimiz güvendiğiniz üreticilerden alınız. Bu arada unutmayın çok sayıda hayvanın bir arada serbest bakıldığı veya üretildiği üretimhaneler her zaman kaçak gebeliklere, hatalı üremelere ve hastalıklara daha fazla açıktır.
Güç veya problemli gebeliklerde genellikle sezaryen için hazırlıklı olunmalıdır. Ama sezaryen operasyonları sonrası bu hayvanların hayatta kalma oranları çok düşüktür. özellikle dişi kısırlaştırmaları deneyimli bir veteriner hekim tarafından yapılsa bile riskleri vardır.
Erkek guineapig kastrasyon operasyonları dişilere göre tecrübeli ve bu konuda uzmanlığı olan veteriner hekimler tarafından yapıldığında problemsiz sonuçlanır ve dişiler kısır erkeklerle gebelik söz konusu olmadan birlikte yaşayabilir.
Guineapiglerde istenmeyen bir gebeliğin oluşmaması için en güvenli seçenek farklı cinsiyetteki guineapigleri çok disiplinli bir şekilde ayrı tutmaktır. Normalde de her yaşta guinepiglerde tüm doğumlar her zaman riskler taşır.
Yaşı normal bir guineapiginiz gebe kaldıysa en güvenli yol gebeliğinin doğuma kadar normal şekilde sürdürülmesidir. Sağlıklı ve uygun yaştaki gebe guineapiglerde bile ani korku, ele fazla alma, yıkama veya elde tutarken karına gereksiz basınç uygulama, elden çok alçak mesafe bile olsa düşürme erken doğumlara(düşük) veya yukarıda saydığım diğer sorunlara neden olabilir. Gebelik döneminde herhangi bir şüpheli durum ve komplikasyon oluşursa acil gecikmeden guineapigler konusunda tecrübesi olan bir veteriner hekimle bağlantı kurulmalıdır.
Dişi guineapiglerde östrus(Çiftleşme zamanı)
Dişi guineapiglerde östrus sıklığı 15-17 gündür. Çoğu dişide doğumdan hemen sonra 2-15 saat arasında tekrar östrus oluşur ve tekrar çiftleşip hamile kalabilir. Bu arka arkaya gebelikler çok stresli ve dişi için çok yorucu olacağı için hiç uygun değildir. Bu tip arka arkaya gebeliklerin önüne geçmek için erkek guineapigi doğumdan önce dişinin yanından almalısınız. Bir arada duran erkek dişi guineapiglerde gebeliğin tespiti ile erkeğin alınması en uygunudur. ama guineapigi besleyen sahibinin tecrübesine göre bu süre değişebilir. Guineapigler konusunda gerçekten tecrübeli bir üretici dişinin doğumunun başlamak üzere olduğunu anlayabilir. Hareketleri yavaşlar, çok az hareket eder, iştahı azalır, çok sakindir, genelde kendine tavuk gibi otlardan bir yuva yapar. ama bu belirtileri yakalama konusunda yeterli tecrübeniz yoksa kesinlikle riske girmeyerek erkek ve gebe olduğundan şüphelendiğiniz dişiyi fazla gecikmeden yani doğum şekillenmeden ayırmalısınız.
Guineapiglerde yukarıda bahsettiğimiz östrus dönemi 24-48 saat sürer ama genelde ilk 6-11 saat içinde dişi erkeğe çiftleşmek için izin verir ve gebelik oluşur.
Dişilerde östrus yani çiftleşmeye uygun olduğu zamanlar dışında vajinada mokoz bir tıkaç vardır bu tıkaç vajina-cervix girişini kapatır. Bu tıkaç yaklaşık 10-21 günde bir tekrarlanarak (periyodik olarak) çözülür yani guineapig çiftleşmeye uygun hale gelir.
Dişi guineapiglerde bu tıkacın açılıp açılmadığı kontrol edilip çiftleşmeye uygun olduğu saptanabilir. Ama bunu anlamak tecrübe ister. Tıkaç ''Y'' şeklinde ayrılır ve yaklaşık 24 saat açık kalır. Sonra tekrar kapanmaya başlar ve kısa sürede kapanır.
Bütün bu anlattıklarımdan sonra tekrar hatırlatmalıyım ki; Her gebelik risk taşır. Özellikle güç, problemli doğumlar ve gebelik toksemisi dişinin hayatını tehlikeye sokar. En çok görülen ve ölüm oranı yüksek sorun gebelik toksemisidir.
Gebelik toksemisinin klinik belirtileri;
Guineapig doğum öncesi veya doğum sonrası yemek yemeyi bırakır. Depresif, hareketsiz, apatik, ilgisiz tüyleri bakımsız olduğu yerde durma eğilimindedir. Salivasyonu çok artabilir, ketoasidotik duruma gelirse solunumunda tipik keton kokusu gelebilir. İleri dönemde kas spazmları sonrası ölüm oluşabilir. Sıcak havalarda gebelik toksemisi daha sık görülür.
Yavru almayı düşündüğünüz dişi guineapigin yaşı çok önemlidir. Bu konuda üreticiler arasında değişik deneyimler ve düşünceler vardır. Kimi üreticiler erken çiftleştirmenin sorunsuz olduğunu söylerken kimisi de erken çiftleştirmede sorunlar yaşadığını söyler. Hatta geç çiftleştirilen dişilerde kalça kemiklerinde kaynaşma olduğu ve bu yüzden dişilerin doğum güçlüğü yaşadığı da gelen bilgiler arasındadır.
Çok genç gebelikler hayvan için de zordur. Gelişmekte olan ve olgunlaşan bedenleri için yiyecekler genç cenine yönlendirilir. Kasıtlı üreme önerilmemekle birlikte bazen genç kobaylar başarılı bir şekilde gebelik süreleri gerçekleştirebilirler. fazla sayıda guineapigin bir arada tutulup iyi kontrol edilmediği üretim yerlerinde sıklıkla cinsiyet karıştırılır ve istenmeyen-planlanmamış gebeliklere neden?
click to read more
Guineapiglerin gebe kalma oranını etkileyen bazı durumlar vardır. Yanlışlıkla veya kısa süreli erkek ve dişi guineapig bir araya geldiğinde eğer uygun dönemdeyse çok kısa süren bir çiftleşme sonrasında kolayca gebelik oluşabilir.
Ayrıca guineapigler doğurdukları gün ve devam eden 2 gün içinde tekrar kızgınlığa (östrus-çiftleşme uygunluğu) gelir ve o dönemde erkek yanındaysa çiftleşip tekrar gebe kalabilir. O yüzden doğum sırasında yanında erkek bulunmamalıdır. Arka arkaya sık gebelikler bir dişi kobay için aşırı derecede zordur ve tavsiye edilmez.
Dişi guineapigler 4 haftalıkken cinsel olgunluğa erişirler ve gebe kalabilirler. İnsanlarda bile bazı erkek ve kadınların erken ergenliğe girdiği göz önüne alındığında bazen 24 günlük dişiler bile çiftleşmeye hazır cinsel olgunluğa gelebilirler. O yüzden bu yavru dişilerin bulunduğu ortamdan en geç 3 haftalıktan erken erkeklerin çıkarılması en uygunudur.
Normalde cinsel olgunluk:
Dişilerde; 4-6 hafta
Erkeklerde; 3-5 hafta
Bu dönemlerden önce erkekler aktif olmasa da yine de en iyi uygulama erkek yavruları 3 haftalıktan önce dişi yavrulardan ayırmaktır.
Çok genç guineapig gebelikleri dişi için çok zordur.Gelişmekte olan ve olgunlaşan bedenleri için ihtiyaçları olan besinleri ve diğer maddeler anne karnında gelişmekte olan cenine yönlendirilir. Bilerek üreme hiç önerilmemekle birlikte nadiren bu şekilde genç çiftleşmiş dişilerde gebelik sorunsuz devam edip sağlıklı yavrular doğurabilir. Ama yine de genelde yavrular zayıf doğar ve anne de gelişemediği için küçük ve gelişmemiş kalır.
Evcil hayvan satılan petshoplarda sizin satın aldığınız yavru boyutlarında da guineapigler üreme özelliklerini kazanmış yaşa gelmişlerdir. Bilinçli ve bu işi doğru düzgün yapan üreticiler yavruların birbirleri ile erken dönemde çiftleşmemesi için yavruları anne sütünden kesildikleri anda ayrı yerlerde barındırırlar. Aynı yerde bir arada tutulan ve satışa sunulan veya nereden geldiği belli olmadığı için önceden çiftleşmiş olabilecek bir guineapig evinize getirildikten kısa bir süre sonra doğurabilir. Bu kadar küçük yaşta bir dişinin gebe kalması ve yavrulaması sonucu hem anne doğum anında ölebilir hem de yavrular gelişmemiş ve zayıf olacağı için anne tarafından bakılmaz veya hatta yenebilirler.
Çocuğunuzla birlikte mutlu olmak için evinize aldığını bir hayvanla bu tip deneyimler yaşamak çok üzücüdür. O yüzden Guineapig vb hayvanları güvendiğiniz yerlerden hatta en iyisi anne altı diye tarif edebileceğimiz güvendiğiniz üreticilerden alınız. Bu arada unutmayın çok sayıda hayvanın bir arada serbest bakıldığı veya üretildiği üretimhaneler her zaman kaçak gebeliklere, hatalı üremelere ve hastalıklara daha fazla açıktır.
Güç veya problemli gebeliklerde genellikle sezaryen için hazırlıklı olunmalıdır. Ama sezaryen operasyonları sonrası bu hayvanların hayatta kalma oranları çok düşüktür. özellikle dişi kısırlaştırmaları deneyimli bir veteriner hekim tarafından yapılsa bile riskleri vardır.
Erkek guineapig kastrasyon operasyonları dişilere göre tecrübeli ve bu konuda uzmanlığı olan veteriner hekimler tarafından yapıldığında problemsiz sonuçlanır ve dişiler kısır erkeklerle gebelik söz konusu olmadan birlikte yaşayabilir.
Guineapiglerde istenmeyen bir gebeliğin oluşmaması için en güvenli seçenek farklı cinsiyetteki guineapigleri çok disiplinli bir şekilde ayrı tutmaktır. Normalde de her yaşta guinepiglerde tüm doğumlar her zaman riskler taşır.
Yaşı normal bir guineapiginiz gebe kaldıysa en güvenli yol gebeliğinin doğuma kadar normal şekilde sürdürülmesidir. Sağlıklı ve uygun yaştaki gebe guineapiglerde bile ani korku, ele fazla alma, yıkama veya elde tutarken karına gereksiz basınç uygulama, elden çok alçak mesafe bile olsa düşürme erken doğumlara(düşük) veya yukarıda saydığım diğer sorunlara neden olabilir. Gebelik döneminde herhangi bir şüpheli durum ve komplikasyon oluşursa acil gecikmeden guineapigler konusunda tecrübesi olan bir veteriner hekimle bağlantı kurulmalıdır.
Dişi guineapiglerde östrus(Çiftleşme zamanı)
Dişi guineapiglerde östrus sıklığı 15-17 gündür. Çoğu dişide doğumdan hemen sonra 2-15 saat arasında tekrar östrus oluşur ve tekrar çiftleşip hamile kalabilir. Bu arka arkaya gebelikler çok stresli ve dişi için çok yorucu olacağı için hiç uygun değildir. Bu tip arka arkaya gebeliklerin önüne geçmek için erkek guineapigi doğumdan önce dişinin yanından almalısınız. Bir arada duran erkek dişi guineapiglerde gebeliğin tespiti ile erkeğin alınması en uygunudur. ama guineapigi besleyen sahibinin tecrübesine göre bu süre değişebilir. Guineapigler konusunda gerçekten tecrübeli bir üretici dişinin doğumunun başlamak üzere olduğunu anlayabilir. Hareketleri yavaşlar, çok az hareket eder, iştahı azalır, çok sakindir, genelde kendine tavuk gibi otlardan bir yuva yapar. ama bu belirtileri yakalama konusunda yeterli tecrübeniz yoksa kesinlikle riske girmeyerek erkek ve gebe olduğundan şüphelendiğiniz dişiyi fazla gecikmeden yani doğum şekillenmeden ayırmalısınız.
Guineapiglerde yukarıda bahsettiğimiz östrus dönemi 24-48 saat sürer ama genelde ilk 6-11 saat içinde dişi erkeğe çiftleşmek için izin verir ve gebelik oluşur.
Dişilerde östrus yani çiftleşmeye uygun olduğu zamanlar dışında vajinada mokoz bir tıkaç vardır bu tıkaç vajina-cervix girişini kapatır. Bu tıkaç yaklaşık 10-21 günde bir tekrarlanarak (periyodik olarak) çözülür yani guineapig çiftleşmeye uygun hale gelir.
Dişi guineapiglerde bu tıkacın açılıp açılmadığı kontrol edilip çiftleşmeye uygun olduğu saptanabilir. Ama bunu anlamak tecrübe ister. Tıkaç ''Y'' şeklinde ayrılır ve yaklaşık 24 saat açık kalır. Sonra tekrar kapanmaya başlar ve kısa sürede kapanır.
Bütün bu anlattıklarımdan sonra tekrar hatırlatmalıyım ki; Her gebelik risk taşır. Özellikle güç, problemli doğumlar ve gebelik toksemisi dişinin hayatını tehlikeye sokar. En çok görülen ve ölüm oranı yüksek sorun gebelik toksemisidir.
Gebelik toksemisinin klinik belirtileri;
Guineapig doğum öncesi veya doğum sonrası yemek yemeyi bırakır. Depresif, hareketsiz, apatik, ilgisiz tüyleri bakımsız olduğu yerde durma eğilimindedir. Salivasyonu çok artabilir, ketoasidotik duruma gelirse solunumunda tipik keton kokusu gelebilir. İleri dönemde kas spazmları sonrası ölüm oluşabilir. Sıcak havalarda gebelik toksemisi daha sık görülür.
Yavru almayı düşündüğünüz dişi guineapigin yaşı çok önemlidir. Bu konuda üreticiler arasında değişik deneyimler ve düşünceler vardır. Kimi üreticiler erken çiftleştirmenin sorunsuz olduğunu söylerken kimisi de erken çiftleştirmede sorunlar yaşadığını söyler. Hatta geç çiftleştirilen dişilerde kalça kemiklerinde kaynaşma olduğu ve bu yüzden dişilerin doğum güçlüğü yaşadığı da gelen bilgiler arasındadır.
Çok genç gebelikler hayvan için de zordur. Gelişmekte olan ve olgunlaşan bedenleri için yiyecekler genç cenine yönlendirilir. Kasıtlı üreme önerilmemekle birlikte bazen genç kobaylar başarılı bir şekilde gebelik süreleri gerçekleştirebilirler. fazla sayıda guineapigin bir arada tutulup iyi kontrol edilmediği üretim yerlerinde sıklıkla cinsiyet karıştırılır ve istenmeyen-planlanmamış gebeliklere neden?