YÜRÜYÜP GİDENLER VE DURUP BİR ŞEYLER YAPANLAR

yuruyup_gidenlerİnsanları çeşitli şekillerde ikili zıt tanımlamalara tabi tutabiliriz. İyi-kötü, güzel-çirkin, dürüst-dolandırıcı vb. bir çok zıtlık insanların dünyasında yerini bulur. Hayvanlar söz konusu olduğunda insanları yine iki ana gruba ayırabiliriz ; Hayvan severler ve hayvan sevmezler. Ama insanları tanımlarken sadece iki zıt özellikle tanımlama yapmak her zaman hatadır. Çünkü bir insan tam olarak kötü olamayacağı gibi, tam olarak iyi de olamaz. Muhakkak bazı yönlerden iyi ve bazı yönlerden kötü özellikleri bir insanı oluşturur. 

Devamını oku...

Sigara tüm canlılara zararlıdır


sigara_ve_kediHer gün basında ve televizyonlarda sigaranın zararları konusunda haberler ve makaleler okuruz. Sigara içmek ve içilen ortamlarda bulunmak sigara dumanına maruz kalmak insanlar için başta akciğer kanseri olmak üzere bir çok hastalığa neden olabilir.

Ama evcil hayvanlarımızın da aynı bizim organlarımıza benzer organları olduğunu, onların da akciğerleriyle solunum yaptıklarını ve bulundukları ortamda sigara içildiğinde en az çocukların etkilendikleri kadar etkilenebileceklerini hiç düşündünüz mü?

Gün geçmiyor ki kliniğime solunum sistemi hastalığına yakalanmış veya astım olmuş bir muhabbet kuşu veya kanarya gelmesin. Bu kuşların çoğunun sahiplerine sorduğumda hayvanların bulunduğu ortamda sigara içildiğini ve kuşun zarar göreceğinin hiç akıllarına gelmediğini söylüyorlar. Aynı sorun sadece kuşlar için değil, köpekler, kediler, iguana,hamster veya guinea pigler tüm hayvanlar için geçerlidir. Bir çok hayvan sigara dumanın etkisi sonucu akciğer veya diğer solunum sistemi hastalıklarına yakalanır.

Hatta fazla sigara içilen ortamlarda bulunan akvaryumlardaki havalandırma ile suya karışan duman balıkların da zarar görmesine neden olabilir. Çok sigara içilen bir ortamda bulunan akvaryumda balıklarınız hastalanıyorsa veya ölüyorsa hiç şaşırmayın.

Yıllar önce tüm hayvanlara olan merakımın sonucu arada kanarya derneklerinin yarışmalarına da katılırdım. O zamanlar bu yarışmalar kahve benzeri insanların toplanıp bol bol çay sigara içtikleri yerlerdi. Kapalı yerlerde sigara içme yasağı da henüz çıkmamıştı. Ben sigara içmediğim halde, kuş sevgisi ile birkaç defa bu etkinliklere çağrıldığım için katılmış ve tüm gece boyunca sigara dumanını solumaktan boğazlarım ağrımış ve tüm elbiselerime leş gibi sigara kokusu sinmişti. Düşünün bu anlattığım ortamda tavana yükseğe özel bir düzeneğe asılmış yüzlerce yavru veya yetişkin kanarya kafeslerinde gece boyunca dururdu. Gecenin ilerleyen saatlerinde artık mekanın tavan kısmı yoğun sigara dumanı olurdu ve o minik kuşlar o ortamda şakımaya devam ederlerdi. Sonra o kuşların çoğu hastalanır ve sahipleri o kadar güzel ve ihtimamlı bakıyoruz, vitaminlerini, yemlerini hatta ilaçlarını düzenli veriyoruz, neden kuşumuz hastalanıyor diye düşünüp dururlardı.Ne yazık ki bu kuşlar ancak sigara yasağı yasası ile sigara dumanından kurtuldular. O zamanlar insanların aklına bu hayvancıkların sigara dumanından zarar görebileceği o küçücük pembe ciğerlerinin 24 saat dumansız temiz havaya ihtiyacı olduğunu düşünemediler.

Artık herkes sigaranın zararlı olduğunu biliyor. Sigara içenlerin diğer insanlara göre daha sağlıksız olacaklarını da biliyor. Sigara içilen ortamlarda bulunan yetişkin, çocuk ve hayvanların da dumana maruz kalarak zarar görebileceklerini de biliyor. Lütfen bencil olmayın; Ya sigarayı bırakın ya da sadece kendinize zarar verebilecek şekilde içmeye devam edin.

Birbirlerinin mamalarını yemeye ne kadar meraklılar

birbirlerinin_mamasn_yemeEğer evinizde hem kediniz hem de köpeğiniz varsa onların birbirlerinin mamasına olan merakıyla uğraşıp duruyorsunuzdur.Özellikle köpekler kedi mamasını yeme konusunda inanılmaz ısrarcılardır. Kedinizin mamasını verdiğinizde kısa bir süre bile gözünüzü ayırdığınızda hele ki kediniz köpeğe tepki vermiyorsa siz ne olduğunu anlamadan kedinin tabağındaki mama köpeğiniz tarafından süpürülür. Köpeğin kedi mamasına merakı kedi mamalarının içeriğindeki yağ ve protein oranı açısından kediye uygun ve daha zengin olmasından kaynaklanır. Kedi maması köpeğe daha lezzetli gelir. Köpeğimize kedi maması versek zararı olur mu sorusuna gelirsek; evet öncelikle kedi mamaları kedilerin beslenmesine uygun içerik, vitamin vb ile hazırlanır. Köpek mamaları ise köpeklere uygun içeriktedir. Ayrıca hemen her zaman kilo bazında kedi maması köpek mamalarına göre daha pahalıya gelir. Yani özetle : köpeğiniz hem ona uygun olmayan hem de daha pahalı beslenmemiş olur. Kedilerde de köpek mamasına merak oluşabilir ama köpeğe göre çok daha az rastlanır. Kedideki köpek maması yeme davranışı sadece kıskançlıkla gelişen komik bir davranış tipidir.Bir kedi evdeki diğer kedinin ya da bir köpek diğer bir köpeğin de  mamasını yeme eğilimindedir. 

Genleriyle oynuyorlar mı

genleriyle_oynuyorlarDeğişik ve ilginç bir hayvan türü söz konusu olduğunda hemen her zaman çevremizdekiler genleriyle oynayarak bu hayvanları elde ediyorlar derler. Köpeklere bakarsak; çok büyük bir köpek türü olan Napolitan Mastifler, yada minicik chihuahua türleri, çok uzun tüyleri ile maltız veya Shi-tzular gibi her değişik köpek türünde aynı şey söylenir. Yada guinea pig türlerinden örneğin Peruvianların inanılmaz uzunluktaki tüylerini görenlerde hemen ''Genleriyle oynayarak üretiyorlar bu hayvanları! diye yapıştırırlar.

Evcil hayvan türlerinin tamamının kaynağı doğadaki atalarıdır. İnanılmaz güzellikteki tüm süs hayvanları yıllar öncesinde doğada yaşayan ve hala daha doğada yaşamaya devam eden daha gösterişsiz, doğada kamufle olmaya müsait çok canlı renklere sahip olmayan, yalnızca hayatta kalabileceği özelliklerin yıllardır doğal seleksiyon dediğimiz hayatta kalma başarısı ile kendilerinden sonraki bireylere aktarıldığı atalarıdır. Düşündüğünüzde bir yaban tavşanı doğaya uygun kahverengi kırçıllı rengi ile yaşadığı doğal ortamda kendisini avlayabilecek düşmanlarından korunabilecek renk, desene kavuşmuştur. Sadece renk ve desenle sağlana kamuflaj avantajı değil aynı zamanda avcılardan kaçabilecek kadar iyi koşan her tavşanda hayatta kalacağı iyi soyunu sürdürerek iyi koşan tavşanların tür için de çoğalmasına neden olur. Bu yaban hayatında denizlerden göllere, uçan kuş vb hayvanlardan karada yaşayan tüm yaban hayvanlarına hatta şehirlerde yaşayan, yaban güvercinleri,serçeler,karga ve martılar dahil tüm hayvanlar için geçerlidir.

Yaban hayatında bu şekilde doğal seleksiyon söz konusu iken evcil hayvanlarda ise suni seleksiyon dediğimiz bu hayvanları besleyen insanların beğendikleri özelliklerde olan hayvanları seçerek eşleştirmesi ile istedikleri özelliklerde hayvanlar elde etmeye çalışmalrı durumu vardır. Örneklersek: Yıllarca süren seçrek eşleştirmelerle çok uzun tüylü beyaz tavşanlar elde edilmiş ve tekrar tekrar dikkatli, kayıtlı eşleştirmelerle elde edilen bu tür ve benzerleri safkanlaştırılmıştır. Safkanlaştırma demek artık o hayvan türünün kendisi gibi bireyler doğurmasıdır. Çevremizde gördüğümüz tüm evcil hayvanlar hayvan meraklılarının yıllarca seçerek ürettiği ve hala daha üretmeye devam ettiği evcil hayvanlardır. Bu seçerek üretme çoğu zaman daha güzelleşme üzerine olur. Daha uzun tüylü, tüysüz, daha canlı renkler, yeni renkler, uzun bacaklı, kısa bacaklı, kıvırcık tüylü, büyük kafalı, basık yüzlü veya uzun yüzlü aklınıza gelebilecek hemen her özelliği eğer o hayvanın genleri içinde varsa dikkatli seçerek yapılan eşleştirmelerle elde edbilirsiniz. Bazen de özellikle doğada zararlı olabilcek mutasyon dediğimiz tüysüzlük, beyaz renkete olma gibi ani gelişen gen farklılaşmalarını kullanılarak ama yine sadece bunları seçerek eşleştirip doğada yaşayamayacak özelliklerde ama çok güzel evcil hayvanlar üretilmektedir.

Sonuç olarak tüm evcil hayvanların üretiminde asla genlerle oynama söz konusu değildir. İnsanlar beğendikleri özelliklere sahip anne ve babaları eşleştirip o özellikteki yavruları elde ederek kendi istekleri veya hedefleri doğrultusunda her türden hayvandan binlerce farklı varyete dediğimiz ırklar elde etmişlerdir.

Sokak hayvanları için barınak mı? Rehabilitasyon merkezi mi?

sokak_kedi_kopek

Özellikle 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun da yayınlanmasından sonra sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için bir çok belediyede Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezleri açılıyor.

Ama gözden kaçan önemli bir ayrıntı; Aslında Bu merkezlerin isminin ''Barınak'' olmadığı, ''Rehabilitasyon Merkezi'' olduğu ve kontenjanının sadece sokakta yaşayan değil, bakıma muhtaç, sakat veya saldırgan hayvanlarla kısıtlı olması gerektiğidir! Ayrıca dişi ve erkek sokak köpekleri de kısırlaştırma amaçlı geçici olarak barınaklarda kalabilir. Sokaktan her bulunan köpek yardıma muhtaçtır elbette ama üst üste köpek vb hayvanları sıkışık aynı yere koyduğunuzda çeşitli salgın hastalıkların çıkmaması imkânsızdır. Hele ki aşısız yavrular için barınaklar öldürücü virüs hastalıkları açısından hiç uygun yerler değildir. Ayrıca kalabalık barındırma durumunda hiyerarşik köpek sürü psikolojisinde ezilme, dayak yeme, ısırılma, hatta diğer köpekler tarafından öldürülme, yaralanma, aç kalma, hastalıklara yakalanma riski en yüksek seviyededir. Geçmişte bir çok barınakta bu yüzden çıkan salgın hastalıkların örneklerini veteriner hekim meslektaşlarım ve barınaklarda görevli ve gönüllü çalışanlar çok iyi bilirler. Bunlar arasında E.canis, Leishmaniasis, Parvo virus, Distemper , Leptosprirozis en önemli salgın ve bulaşıcı hastalıklardır. Bunların yanında kene, pire ve uyuz salgınları da hiç hafife alınacak düzeyde değildir.

Köpekler aynı kurtlar gibi geniş alanlarda sürü hiyerarşik sistemi ile mutlu mesut yaşarlar. Ama dar alanlarda bu hiyerarşik düzen kurulamaz. Baskın köpekler sürekli her kontakta diğer çekinik köpekleri baskılamaya çalışırlar. Çekinik köpekler dar alanlarda baskın köpeğin içgüdüsel lider olduğu alanın dışına çıkamadığı için sürekli sanki onun alanını ihlal ediyormuş ve liderliğine karşı bir tehditmiş gibi görünür ve çok şiddetli kavgalar, yemek yedirmeme, hatta bazı köpeklerin ufacık bir alanda esir gibi kalmasına kadar giden kötü durumlar oluşur. Hatta bu çekinik ezilen köpekler çok ciddi yaralanmalara ve öldürülmeye kadar giden zararlar görürler.

Sokaklardaki yaşam köpekler için çok zordur. Doğada yaşayan kurtlar içinde zor şartlar farklı şekilde de olsa vardır. Sonuçta doğada ve şehir yaşamında kurt ve köpek gibi sürü hayvanlarının yaşam şartları onların üreme ve davranışlarıyla dengeyi oluşturur. Tüm hayvan populasyonlarına iyi veya kötü her türlü müdahale o populasyonun dengesini bozar. Bu durum ileriye dönük olarak o populasyon için çok daha ciddi sorunlara neden olabilir. Mesela köpeklerde virütik bir hastalık olan parvo(Kanlı ishal )vb hastalıkların eskiye nazaran çok daha fazla artması bu tür bir kötü sonuçtur. Leishmaniasis hastalığı da hızla artmaktadır.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na göre sokaklarda yaşayan sahipsiz kedi ve köpeklerin yakalanıp, kısırlaştırılıp, kuduz ve parazit tedavileri yapılıp, kulaklarına küpe takıldıktan sonra yakalandığı yere geriye bırakılmasını hükmediyor. Ama tüm bu işlemlerin eksiksiz yapılması gerekiyor ki doğru bir sonuca ulaşılsın. Yani bir hayvanı sadece kısırlaştırıp küpe takıp salmak , Kısırlaştırılan hayvanı başka bir bölgeye salmak, küpe numarası ve kayıtlarını düzgün tutmamak sokak köpeği probleminde düzensizlikleri artıran ve kontrol mekanizmasını engelleyen yanlış ve eksik uygulamalardır. Çok uzun süredir sokak köpekleri için mikroçip uygulaması şartı getirilmiştir. Kulak küpesi değişik nedenlerle kulaktan çıkıp düşebilirken mikroçip kalıcı bir kimliklendirme sağlar. Bir sokak köpeğinin kısırlaştırılmış olduğunu uzaktan anlamak açısından kulağında küpe olması tabi ki avantajdır. ama bu küpelerin düştüğü, çıkarıldığı veya düzgün numaralandırılmış kayıt sistemi ile takılmadığı durumlarda bir köpeğin nerede yakalandığı, hangi belediye tarafından kısırlaştırıldığı, aşılarının ne durumda olduğunun anlaşılması mümkün değildir. Hala daha belediyelerde görev yapan bazı meslektaşlarım diğer bölgelerden kendi bölgelerine hiç bir işlem yapılmadan veya kısırlaştırılıp kulak küpesi takılıp salınan köpekler konusunda rahatsızlıklarını belirtmektedirler. bu şekilde mikroçip takılmış bir köpek gerçekten takişp edilebilecektir. Ama ne yazık ki mikroçip bakanlık tarafından belediyelere verilmesine rağmen hala daha yaygınlaşamamıştır. Keza sahipli köpekler içinde mikroçip kimliklendirmede en güvenilir yöntemdir. Bir köpeğin kim tarafından üretildiği, kime satıldığı veya verildiğinin takibi yapılabilecek ve hatta alan kişinin sokağa terketmesi durumlarında yasalarda hükmü olan gerekli cezai işlemler için yine mikroçipin gerçek ve işe yarar bir delil olarak iş göreceği aşikardır.

Ne yazık ki belediyelerin yasal anlamda kurmak zorunda olduğu barınakların hepsi de gerek şartları yerine getirmemektedir. Bazı barınaklar sokak hayvanları için gerekli şartları tam olarak sağlayarak hayvan refahını sağlarken bazıları göstermelik kurulup, kötü şartlarda köpek ve kedileri bir arada tutup genel olarak Belediye rehabilitasyon Merkezlerine olan güveni sarsmaktadırlar. Dileğimiz bu tip kötü diyebileceğimiz rehabilitasyon merkezlerinin de işlevlerini doğru olarak yerine getirebilecek şartlara en kısa sürede kavuşması ve hiç bir suçu olmayan hayvanların eziyet görmeden aç kalmadan, soğuk ve sıcak şartlarından kötü etkilenmeden yaşayabilecekleri gerçekten rehabilitasyon görevini yerine getiren barınaklar haline gelmesidir.

Türkiye'de belediyelerin yasa gereği açtığı sokak hayvanı rehabilitasyon merkezlerinin yanında kişilerin iyi niyetli çabalarıyla da olsa sokak hayvanlarına yardım için kurulan değişik boyut ve şekillerde hayvan barındırma yerleri mevcuttur. Bu yerlerin ruhsatı, denetlenmesi sorun olmaktadır. Kişilerin şahsi çabaları ile kurduğu bu tip barınaklarda (Bunlar rehabilitasyon merkezi değil gerçekten barınaktır.) kalan hayvanların sağlık ve barınma refahı hem onlara bakan kişiler açısından hem de orada kalan hayvanlar için çok zor şartlarda gerçekleşmektedir. Bir araya hayvanları toplamak eğer sistemli bazı önlemler alınmazsa sürü bulaşıcı hastalıklar, kontrolsüz üremelerle içinden çıkılmayacak durumlara neden olabilir. .bunun bir çok örneği geçmişte yaşandı. Bireysel çalışmalarla tabi ki bir çok hayvana yardım edilebilir ama en doğrusu bir araya gelinerek yapılan çalışmalardır. Türkiye'de bunun için kurulmuş bir çok dernek vardır. .bu derneklerde hayvanları seven onlar için bir şeyler yapmaya çalışan insanlar kendilerince bildikleri doğrularla çok ciddi çabalarla bir şeyler yapmaya çalışırlar. İmkanlar kısıtlıdır ve çok sayıda hayvana bakmak hem maddi hem manevi anlamda çok zordur. O yüzden bu çalışmalar gönüllülerin desteği ile devletin imkanları ile yapılmalıdır. Aksi taktirde hayvanlara yardımcı olmak isterken istemeyerek de olsa zarar verilebilir. Sokak hayvanları ile uğraşan ve onlara yardımcı olmaya çalışan her kesimden insanın birlik olup birbiriyle tartışmadan ortak paydalarda birleşmesi ve bir arada hareket etmesi doğru çözümlere götürecek ve hayvan refahı sağlanabilecektir. Ne yazık ki Türkiye'de bir araya gelip çözüm üretmesi ve birlikte çalışması gereken insanlar karşılarındaki insanların fikir ve düşüncelerini dinleme konusunda yeteri kadar olgun ve sağduyulu olamadıklarından bu birlikte çalışma sitemi en küçük üniteden en genişine kadar tam gerçekleşememektedir.

Veteriner hekimlik hayatımda en baştan beri sokak hayvanları konusunda bir çok çalışma yaptım. Bundan aşağı yukarı 10 sene önce sevgili Reyhan Elbirliler ile birlikte Hayvanları Koruma Derneği Gönüllüleri Manisa (Hakdem) Derneğinin kuruluşunda yer aldım. İl Hayvan Koruma kurularında uzun süre görev aldım. Daha sonra 2 dönem Hayvan Hakları için Veteriner Hekimler Derneği'nde(Hayhaveder) başkanlık yaptım. Onlarca defa gerek toplantılarda, gerek televizyon programlarında değişik platformdaki hayvanları koruma dernek başkan ve üyeleri ile, Hayvan sağlığı Şube, Çevre Müdürlüğü ve Veteriner Hekimler Odası ile birlikte bir çok çalışmaya katıldım ve bu çalışmalarda yeni bir şeyler yapılması konusunda çözüm önerileri ile katkılarda bulundum. Ve hayvanları koruma konusunda çalışmaya devam edeceğim. Çünkü bu çalışmalarımın hem mesleğim , hem hayvan sevgim hem de insan olmamın bir gereği olduğunu düşünüyorum.

Barınaklardaki kedilerin durumuna gelirsek: Kediler sürü hayvanı değildir. O yüzden bir arada çok sayıda kediyi kapalı yerlerde barındırma kediler için sosyal ve sağlık açısından sorunlar yaratabilir. Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıklarında kapalı ortamlarda kediler arasında hızla çoğalması doğaldır. Örneğin bu şekilde kalabalık bir arada bulundurma işle kedi nezlesi hastalığı(Rhinotracheitis) hızla tüm kedilere yayılır. Her kedi nezlesi olan kedinin enfeksiyonunu iyileştirme amacı ile baskılama ile de kedilerde ki bu hastalığın tüm kedilerde bulaşma sonrası gittikçe yaygınlaşması insanın bir hayvan populasyonuna müdahalesinden kaynaklanan kötü bir sonuçtur. Rhinotracheitis tedavisi sonucu bu hastalık tam iyileşmediği için baskılanan kronik hastalık diğer sağlıklı kedilere de bulaşmaya devam eder ve sonuçta her geçen gün kliniklerimize çok daha fazla kedi nezleli yavru ve yetişkin kedi gelmeye başlar. Kedi populasyonunu ve Halk sağlığını bu kadar ilgilendiren bir konuda ciddi araştırma ve planlamalar yapılmalı ve doğru adımlar atılmalıdır. Son zamanlarda FIP dediğimiz Feline İnfeksiyöz Peritonitis, FIV (Feline İmmunodeficiency Virüs) vb hastalıklarında hızla sokak ve ev kedileri arasında yayıldığını kendi kliniğimde ve diğer meslektaşlarımla olan diyaloglarımda görmekteyim. Dolayısıyla kediler içinde en doğru yapılacak işlem yakalayıp kısırlaştırıp. kulağından küçük bir kısmı işaretleyip , operasyon sonrası bakımları bittikten sonra, kuduz aşıları, iç ve dış parazitleri uygulanıp yaşadıkları aynı yere geriye bırakılmasıdır. Kediler şehir yaşamına köpeklere çok daha iyi adapte olurlar. Ayrıca fare, hama böceği vb zararlı canlıları sayısını da kontrol altında tuttukları için sağlıklı kedilerin şehir yaşamında yararlı bir hayvan olduğunu düşünüyorum. Zaten aynı köpeklerde olduğu ''Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezleri'' Sağlıklı kediler için değil, kör, sakat, yaralı kediler için kullanılmalıdır. Ayrıca yine kısırlaştırılan kediler içinde geçici iyileşene kadar barınma sağlamalıdır.

replika rolex