Onunda dertleri var...Depresyondaki köpeğiniz sizinle konuşuyor...Tabi siz anlıyorsanız.

         

Köpeği olan bir çok hayvan severin de bildiği gibi köpekler gerçekten çok duygusal hayvanlardır. Çoğu zaman sizinle tüm duygularınızı paylaştığını hissedersiniz. Gülüp neşelendiğinizde o da koşar ve oynamaya başlar. Ağladığınızda, şaşırır, yanınıza gelip burnuyla elinizi dürter ve hatta eğer yetişebilirse göz yaşlarınızı bile yalar.

 

Evinizde çocuğunuzun uyandığını size ilk o haber verir, çocuk ağlarsa telaşlanır ve ne yapacağını şaşırır.

 

Sahipleriyle doğru sevgi kontağını kurabilmiş köpekler sürekli gözleri ile sahiplerini izler, gözleri kapalıysa en ufak bir seste kulaklarının kımıldadığını, dikildiğini ve içi rahat etmezse de ne oluyor diye sizi kontrol ettiğini fark edebilirsiniz.

 

Köpekler bu hissiyatları nedeniyle de yardıma ve sevgiye muhtaç yaşlılar ve çocuklarla harika bağlantılar kurabilirler. Ve onlar gerçekten karşılıksız olarak sevgilerini vermeye her zaman hazırdırlar.

 

İnsana aşık ve insansız yapamayan tek hayvan türü köpeklerdir. Başka hiçbir hayvan köpekler gibi değildir. O yüzden eğer köpeğinize yeteri kadar ilgi ve sevgi gösteremezseniz hızla depresyona girebilir. Depresyona giren bir köpekte, o neşeli, koşturup oynayan dostunuz gitmiş yerine sürekli uyuyan, yemeğini laf olsun diye atıştıran veya çok fazla yemek yiyen, uykusunda sürekli sayıklayan, huzursuz sürekli hareketler yapan huzurlu uyuyamayan bir köpek gelmiştir.

 

Devamını oku...

Köpek ve insan yaşı karşılaştırma

Köpek insan yaşı karşılaştırması

 

      Köpeklerde yaşlanma ırklara göre farklı sürelerde başlar. Köpekler alışılmış söylemden farklı olarak her sene bizim yaşımızla 7 yıl yaşlanmazlar. Ya da köpek yaşı insan yaşının 7 yılına karşılık gelmez. Köpekler doğduklarından itibaren önce ilk haftalarda ve aylarda çok hızlı gelişim gösterirler. Bir köpek yavrusu 1 hafta da bir çocuğun 3 ayda ulaşabileceği bir gelişim gösterir. Örneğin 3 aylık bir köpek yavrusu 10-12 yaşındaki bir çocukla aynı fiziksel gelişmeye sahiptir. Benzer şekilde bu gelişim aylar geçtikçe farklı oranlarla değişir. Yine bir pincher 12 aylıkken insan yaşı ile 18-20 yaşının özelliklerine sahipken, bir danua 12 aylıkken ancak 14-15 yaşındaki bir insanın yaşıyla denk gelir. Yine örneklemeye devam edersek 12 yaşındaki bir pincher 60 yaş civarındaki bir insanla aynı yaştayken bir Alman kurdu 12 yaşında  85-90 yaşındaki bir insanla aynı yaşlılıktadır. Köpeklerimizin hangi yaşlarında ergenliklerini tamamladıklarını, hangi yaşlarında yetişkin ve hangi yaşlarında da yaşlı olduklarını veteriner hekiminizin tavsiyelerine uymalısınız.. Çünkü içinde bulunduğu yaşa uygun beslenme, uygun eksersiz ve dikkat edilecek hastalıkları vardır. Dostumuzun yaşlılığını da sağlıklı geçirmesi için bu tavsiyelerin önemi büyüktür.


Köpek doğuştan saldırgan olmaz

              Doğuştan saldırgan ırk yok saldırganlaştırılan köpek var

             Saldırgan mizac, köpek tarafından öğrenilen bir durumdur. Her tür köpek ve canlı, koşullar ve komutlar doğrultusunda zararlı hale gelebilir ve getirilebilir. Bu konuda hızla önemli uygulamalar yapılması gerekiyor. Cani insanların elinde saldırgan hale getirilen köpekler derhal kötü insanların elinden kurtarılmalıdır. Ancak asıl problem yapılacak uygulama neticesinde bu ırklardan olup da çevreyle problemsiz yaşayan köpekler ve onlarla mutlu bir hayat süren insanların uğrayabileceği mağduriyet. Aklı selimin bilgi ve vicdanla durumu çözeceğini ümit ediyor, naçizane mesleki ve insani fikir ve önerilerimi paylaşmak istiyorum.- Hayvanlardaki davranış bozukluğu kötü ve ruh sağlığına aykırı ortamlarda ve insan tarafından öğretilerek ortaya çıkar. Aynı şeyi terörist ve katil yetiştirerek birbirlerine de yapacak kadar caniliklerini ispat etmiş tek canlı türü insandır.
- İnsan dahi bu caniliğini genetik olarak kendinden sonraki kuşaklara aktaramaz. Yani katillerin akrabalarına veya ırkdaşlarına katil muamelesi yapılamaz. Bu nedenle herhangi bir davranış problemi göstermediği halde ırk özellikleri nedeniyle sadece dış görünümü birbirine benzeyen canlıların köpek olduğu için suçlu ve tehlikeli muamelesi görmesi adalete ve vicdana uygun değil.
- Profesyonel olarak alınacak tedbirler ve akılcı uygulamalarla insana ve başka canlılara zarar verecek yönde saldırganlaştırılmış tüm hayvanların tespit edilmesi sağlanmalıdır.
- Saldırganlık olarak tanımladığımız davranış bozukluğunu gösteren köpekler profesyonel olarak veteriner hekimler ve hayvan davranış uzmanları tarafından rehabilite edilmeli ve insanoğlunun bu canlıya verdiği zararı gidermek için insandan daha aciz olan bu canlılara yardım edilmelidir.
- Bunun tüm maliyeti duruma yol açan insana ödetilmelidir. İnsan tarafından bu duruma getirilerek mağdur olan canlının bir kez daha cezalandırılarak mağdur edilmesi vicdana aykırıdır.
- Evcil hayvanlara zarar vererek onları saldırgan hale getiren insanlar tespit edilmeli ve uzman doktorlar tarafından incelenerek akıl sağlıkları kontrol edilmelidir. Eğer ruhsal hastalıkları varsa bu insanların tedavileri ve iyiliştirilmeleri sağlanmalı ancak tekrar hayvan beslemeleri engellenmelidir.
- Akıl sağlıkları yerindeyse durumları suç olarak değerlendirilmeli; hayvana ve insana karşı suçlu sayılmalıdırlar. Çünkü sadece hayvana değil, onu saldırgan hale getirerek insana da büyük zarar verebilirler.
- İnsan tarafından eğitilerek saldırgan mizaca sahip hale getirilebilen tüm hayvan ırklarını beslemek isteyenlerin uzman kurullarca değerlendirilmesi ve ruhsatlandırılması sağlanmalıdır.
- Bu hayvanların sosyalizasyonları ve çevreyle uyumları düzenli olarak denetlenmeli takip edilmelidir. Hayvanı besleme ruhsatı almadan besleyen ve ruhsat aldıktan sonra da gerekli durumlara uymayanları cezalandırılması zorunlu olmalıdır.
- Şu anki uygulama ve durumda zararlı olduğu düşünülerek toplatılması kararlaştırılan ancak çevreleriyle sosyal sorunu olmayan; insan ve diğer canlılarla dost ve uyumlu bir şekilde yaşayan köpeklerin sahipleriyle birlikte profesyonel bir şekilde ve yönetmeliklerle federe edilerek kulüpleştirilmeleri sağlanmalıdır.HAYVAN SAHİPLERİ EĞİTİLMELİ - Üretimleri, satışları ve kısırlaştırılmaları bu federe sistemler dahilinde denetim altında gerçekleştirilmelidir. Bu köpek ırklarının bunun dışındaki tüm koşullarda ve yerlerde üretilmeleri ve satılmaları engellenmelidir.
- Zaman içinde tüm köpek, kedi ve diğer evcil hayvan ırklarının kulüplerinin kurulması sağlanmalı ve bu canlıların ehil olmayan insanlar tarafından üretilmeleri, satılmaları ve sahiplendirilmeleri uzun vadede tamamen ortadan kaldırılmalıdır.
- Tüm evcil hayvanların diğer canlılara zarar vermeyecek şekilde sosyalize edilmeleri dost bir şekilde beslenmeleri ve yaşatılmaları denetlenmelidir.
- Bunun için de veteriner hekimlerin, evcil hayvan eğitim merkezleri veya bu merkezlere sahip olarak yapılandırılacak evcil hayvan kulüplerinin bu hayvanlarla sürekli iletişim halinde ve program altında onları ve sahiplerini takip ettikleri sistemler kurulmalı ve bu sistemler işler halde tutulmalıdır.
- Tüm bunları gerçekleştirmek için hayvan sahiplerinin, hayvan hakları koruyucularının, veteriner hekimlerin, akademik kurumların, evcil hayvan davranış uzmanlarının, profesyonel hayvan yetiştiricilerinin ve konuyla ilgili devlet kuruluşlarının ortaklaşa kurullar oluşturması son derece faydalı ve çözüme yönelik olacaktır.
- Bu konuda uygulama yapacak olanlara akılcı ve bilimsel destek verilmelidir. İlgili kurumların ve sivil toplum örgütlerinin bu konuyla ilgili olarak yapacakları uygulamaların da sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için birbirilerinin bünyesinde temsilcilerinin olması sağlanmalıdır.

İşte biz çocukken böyleydik

               İşte biz çocukken böyleydik ..

 

                                   Herkes köpek yavrularına kediciklere yardım ederdi...kışın aç kuşlara vermek için evdeki bayat ekmeklerimizi sıcak su ile ıslatır babamızla parklara koyardık...hep balkonlarımızdaki saksılarda kumrularımız oldu...balkonumuza yuva yapan kırlangıçların yuvasının altındaki dışkılarını hiç üşenmeden ve kızmadan her gün temizlerdi annelerimiz…parklarda karga yavrusu bulduğumuzda önce iki yudum su içirip sonra onu anne babasına kavuşturmak için onlarca karganın saldırısına göğüs gerip kedilerin ulaşamayacağı uygun bir yere bırakırdık... sokakta bir köpek veya kedi gördüğümüzde önüne hemen su koyar ve evdeki yiyeceklerden ne aşırıp verebiliriz diye bakmak için koşa koşa eve giderdik hemen…hep sokaklarımızda karabaşlarımız sarı kızlarımız olurdu..evlerimizden okula giderken onlar için bir parça peynir,kek, ekmek alırdık yanımıza cebimize koyarak...annemiz anlayamazdı hep önlüklerimizin ceplerinde kırıntı ve artıkların olmasını… eskiden köpek kedi sahiplenmek diye bir şey yoktu..zaten onlar bizim yavrularımızdı ve hep çevremizde bizlerle birlikte yaşarlardı..çevremizde ne kadar köpek kedi yavrusu varsa hepsine bakmaya çalışırdık...hatalarda yapardık, kedi yavrularına bakkaldan aldığımız soğuk sütleri açardık içmeleri için.... köpeklerin üzerindeki keneleri saatlerce toplar taşla ezip onu yüzlerce keneden kurtarmaya çalışırdık...hiç mikrop kapmadık, hiç hasta olmadık bu yüzden...ama veteriner hekim olunca anladık aslında biraz daha dikkatli olmamız gerektiğini.. evlerimizde tavşan, civciv besledik..ama büyüyünce akıbetinin ne olduğunu çocukken anlayamayacağımız şekilde bir yerlere gönderilmelerini çaresiz izledik…sincap, kirpi ,semender, kurbağa, kertenkele ve yılan gibi yaban hayvanlarını evlatlık aldık besledik…ama o zamanlar bile bakış açımızın doğruluğunu şimdi daha iyi anladığım bir davranışla hep doğaya geri saldık yaban hayvanlarını..onlar oraya aitti çünkü.. şimdilerde petshoplarda yaban hayvanının satılması normal bir şey gibi geliyor hiç düşünmüyorlar onlar bizim ülkemizin, Dünyanın tabi zenginlikleri diye..ama biz daha çocukken bilirdik onların doğada yaşamaları gerektiğini..

               Biz çocukken böyleydik işte..ama biz hala çocukluğumuzdaki gibiyiz..Ya siz !? kendinize sorun: Ya siz nasılsınız?!

               Ne oldu size, ne oldu bu insanlara!... neden artık gözleri kabuk kabuk yara olmuş bir kedi yavrusunun yanından yüzlerce insan çoluk çocuk geçiyor da neden sadece bir çocuk ağlayarak annesi ile yavruya bir şey oldu mu kör oldu mu diye endişelenerek veteriner hekime getiriyor. Diğerleri görmüyor mu yavrunun çaresizliğini!? Asıl kör olan onlar mı yoksa?                    

               Duygusal körlük bu olsa gerek!? Kedicik gözleri kabuk kabuk, uzun süredir aç ve susuz miyavlamaktan sesi kısılmış öylece kaldırımda duruyor. Neden yanından yürüyüp geçiyorsunuz? O orada çaresiz dururken nasıl devam ediyorsunuz hayatlarınıza?! Bu muhtaç hayvanın yanından yürüyüp giderken hatta ‘’Elleme çocuğum pis kedi!’’ derken onlara nasıl öğreteceksiniz merhameti, sevgiyi, insanlığı, iyiliği ?

               Köpek yavrusu yola fırlıyor ve normalden çok hızlı giden bir araba zaten yolların ve arabaların ne demek olduğunu bilmeyen yavrucağa çarpıyor ve yolun kıyısına savrulan yavru acılar içinde bağırıyor. Bu yavruya çarpan arabanın sahibi arkasına bile bakmadan basıp gidiyor. Hiç vicdan azabı hissetmiyor! Çocuklara, insanlara bile çarpıp kaçıyorlar diyeceksiniz.! Aynı şey işte! Bugün o minik korunmasız yavruya çarpıp giden insan yarın da benzerini bir insana yapıyor. Çünkü gün geçtikçe vicdan duygusu derinlere itiliyor. Bencillik, umursamazlık, duyarsızlık yüzeye çıkıyor. Köpeğe çarpan araba sahibi basıp gidiyor… sonra…yavrucak yolun kıyısına savrulmuş ağlıyor… etrafta onlarca insan var.. onlarca insanın birkaç tanesi koşup bakıyor yavruya.. o anda ne yapacağını düşünen sorumluluk ve sevgi kırıntıları kalmış insanlarda var aralarında ama çoğu amaaan! birileri nasıl olsa ilgilenir deyip hızlı hızlı yürüyüp geçiyor acılar içindeki yavrunun yanından!

               Birileri ise Hah! Bir it daha ezildi..ne olacaktı ki habire üreyip duruyorlar her taraf sokak köpeği doldu,, birkaç tanesi gebersin ki sayıları azalsın diyor içinde söylenerek! Etraftan yardım etmeye çalışanlara da sinir oluyor.. insan olarak onun yapmadığını birileri yapmaya çalışıyorlar diye düşünmüyor hiç! Açıklanamaz garip bir şekilde hem ezilen köpek yavrusundan hem de ona yardım etmeye çalışan insanlardan nefret ediyor.

               Bazıları büyük bir iş yapmış gibi kendilerinin dışında sorumluluk yükleyebilecekleri birilerini arıyor hemen telefonla ve vicdanları rahat hayatlarına devam ediyorlar. Çünkü hayvanlara yardım etmek sadece belediyelerin ve hayvan korumacıların sorumluluğunda diye düşünüyor.

              Ama tüm bu insanlar bu acı çeken yavrunun yanından yürüyüp giderken birisi durup bir şeyler yapıyor…yavruya yaklaşıyor, acısını hissediyor, onun gözlerinden akamayan yaşlar bu insanın sevgi dolu gözlerinden süzülürken yavruyu sakinleştiriyor önce…sonra yavaşça acı çektirmeden daha sakin bir yere alıyor. Yaralarına bakıyor iğrenmeden, rahatsız olmadan..ama tedavi etmek için değil…yavrunun durumunu anlayabilmek ve telefon açıp danışacağı veteriner hekime bilgi verebilmek için…sonra hayvan beslemesi şart değil her duyarlı insanın kayıtlı acil telefon numaraları arasında bulunması gereken veteriner hekim telefonunu çeviriyor. Ne yapması gerektiğini doğru yerden öğreniyor. Kültürlü ve medeni insan olarak biliyor ki : Dünyada bir köpeğin sağlık durumu ve ne yapılması gerektiğini veteriner hekimden daha iyi bilecek meslek sahibi yoktur..

               Sonra…sonra…yavruyu elindeki tüm imkanlarını kullanarak ve gerekeni yaparak bir araçla veteriner hekime ulaştırıyor..veteriner hekim kendisine gelen acılar içindeki yavruyu önce ağrı kesiciler ile rahatlatıp, röntgen vb elindeki tüm imkanlarını kullanarak yavrunun tedavisini yapıyor acılarını dindiriyor…klinikte uygun bir yerde sakince dinlenmeye çekilebilecek hale gelen yavru nihayet huzur içinde uyumaya başlıyor. Daha sonraki günlerde yine bu durup bir şeyler yapmayı bilen insanın köpeği alması ve yine üşenmeyerek şartlarını zorlayıp gerekirse evindeki bir odayı veya bir köşeyi ayırıp bu yaralı köpeğe bakabilmek için tüm enerjisini kullanarak bu yavruya yapılabilecek en iyisi yapmaya çalışıyor. Bu bakımın kolay olmadığını biliyor ama yapması gerekenin bu olduğunu da biliyor. O anda bu yavrunun ona ihtiyacı var ve başka birisinin bunu yapması mümkün değil! Bundan dolayı mutsuz olmuyor, endişe duymuyor bu durum ona dert oluşturmuyor ve hiç söylenmeden insanlık görevini yerine getiriyor. Ve yarın öbür gün benzer bir durum oluştuğunda yine aynısını yapacak..

             Yavru kaza sonrası acılar içinde şaşkın ne olduğunu anlamamış vaziyette yatarken yanından yürüyüp geçenlere bakıp neden durup bir şeyler yapmıyorsunuz dediğini gözlerinden okuyabilen bir insan tarafından kurtarılınca yine o güzelim sevgi dolu bakışları ile kendisini kucaklayıp tedaviye getiren insana ve iyileştiren veteriner hekime bakıp işte siz insanlığın ne olduğunu bana gösterdiniz, o yüzden ben insanları çok seviyorum ve evcilleştiğim günden beri hep sizin yanınızda yaşamak için çabaladım durdum.

               İnsana aşık, insansız yaşayamayan, insanların yaptıklarına koşulsuz katlanan ve insanı karşılıksız inanılmaz bir sevgiyle ödüllendiren tek hayvan olan köpek bir kez daha yanından yürüyüp gidenleri affedip durup bir şey yapanları kutluyor…

Çok minik ve çok tatlılar ama…

  Çok minik ve çok tatlılar ama…

    Minicik beyaz veya alacalı bir tavşan yavrusu, gülümseyen sevimli bir ördek yavrusunu gördüğümüzde bir hayvan bu kadar mı tatlı olur diye düşünürüz.. O coşkuyla o minik yavruyu satın alıp evimize götürebiliriz. Yada minik tatlı bir yavru sevdiğiniz kız arkadaşınız veya küçük çocuğunuzu mutlu etmek için çok güzel bir hediye gibi görünebilir.

    Bütün bu düşünceler harikadır ve sizleri anlıyorum. Ama bu minik yavruların ilerde büyüyeceklerini ve yetişkin olacaklarını hesaba katmalısınız ve lütfen aldığınız gün bakımı, beslenmesi vb konularında        Veteriner hekiminize danışınız.

replika rolex