YÜRÜYÜP GİDENLER VE DURUP BİR ŞEYLER YAPANLAR

yuruyup_gidenlerİnsanları çeşitli şekillerde ikili zıt tanımlamalara tabi tutabiliriz. İyi-kötü, güzel-çirkin, dürüst-dolandırıcı vb. bir çok zıtlık insanların dünyasında yerini bulur. Hayvanlar söz konusu olduğunda insanları yine iki ana gruba ayırabiliriz ; Hayvan severler ve hayvan sevmezler. Ama insanları tanımlarken sadece iki zıt özellikle tanımlama yapmak her zaman hatadır. Çünkü bir insan tam olarak kötü olamayacağı gibi, tam olarak iyi de olamaz. Muhakkak bazı yönlerden iyi ve bazı yönlerden kötü özellikleri bir insanı oluşturur. 

 

Hayvan sevgisi açısından baktığımızda insanların bir kısmı tüm hayvanlar için sevgi doludur, onlar hayvanları insanlardan veya bitkilerden ayırmazlar. Tüm canlıları bir bütün olarak görebilirler ve hepsini sevmenin güzelliğini ve zevkini yaşarlar. Bazı insanlar ise 'Ben yalnızca kedileri severim' veya 'Sadece köpekleri severim, kedilerden nefret ederim!' derler. Kimisi hayvan sevgisini iyice abartıp akvaryum balıklarının neden akvaryumlara kapatıldığını sorgularlar. Büyük bir grup insan ise hayvanları sevmiyor değildir, onlardan nefret etmez ama çekinir, korkar, yaklaşamaz veya beslemeyi düşünemez. Eşlerinin veya çocuklarının yüksek sevgi ve ısrarı ile bir hayvanla bazen birlikte yaşayabilirler. En son grubumuz ise hayvanlardan korkmanın veya çekinmenin ötesinde onlardan nefret edenler , hayvanların insanların dünyasında ne aradığını asla anlayamayanlar, yaşadıkları çevrede hiçbir hayvanın olmasını istemeyenlerdir. Hatta bu nefretlerini eyleme döküp hayvanları öldürmeye, yok etmeye fiilen veya düşünceleri her an hazır olan insanlardır bunlar. Bu grubun içine girebilecek sapkın ve hain yaratılışa sahip insanlarda vardır. Ama onların hayvanlara yaptığı eziyetleri ve acımasızlığı anlatmak başlı başına bir konudur ve bu insanlar tüm duyarlı insanların zaten lanetlediği bir insan grubunu oluştururlar.

Hayvan sevgisi açısından basitçe ayırabileceğimiz tüm bu insanlar bir arada kentlerde veya benzer yerleşim alanlarında kendileri isteseler de istemeseler de hayvanlar ve bitkilerinde varolduğu bir dünyayı paylaşarak yaşıyorlar. Direk olarak kendimizin sahiplenerek bahçemizde, evimizde veya kafeslerde beslediğimiz hayvanların dışında sokaklarda veya evlerimizin, bahçelerimizin çevresinde gün boyunca karşılaştığımız, bazen farkına varmaksızın yanından geçtiğimiz, bazen sevgiyle gözlemlediğimiz, kendilerine özel yaşamları olan hayvancıklar var. Biz farkına varmasak da onlar da aynı bizim gibi veya bazen bizden çok daha ciddi yaşam mücadeleleri vermektedirler. Onların dünyasında şartlar çok daha zordur. Ölüm çok kolaydır. Bazen günlerce bir lokma yiyecek bulamadığı için, bazen acı bir fren sesinden sonra veya frensiz bir tekerleğin altında kalarak ya da sadece sığınacak bir yer bulamadıkları için yağmurdan veya soğuktan ölebilirler.

İşte böyle günlük yaşamımız içinde günün herhangi bir saatinde yolumuzun üstüne veya bahçemize, işyerimizin önüne bazen yaralı, hasta veya kanadı kırık bir hayvancık çıkar gelir. Bazen duraksamaz geçip gider. Bazen de azıcık oyalanır, yanından gelip geçen insanlara bir umutla bakar, çoğu zaman hem muhtaç ve acılı hem de açtır. Küçük bir parça ekmeğe bile inanılmaz enerji ile kuyruk sallayarak minnettarlığını göstermeye çalışır. Bazen yerden kalkamayacak kadar kötü durumdadır, çamurların içinde yatıp kalmıştır, kırık bacağını taşımaktan yorulmuş, aç ve umutsuzdur. Ölmek ister ama ölemez.

Tam bu anda biraz evvel iki zıt karakter ile tanımlanamaz dediğimiz insan için tam bu şekilde tanımlanabilir bir özellik ortaya çıkar. İnsanlar ikiye ayrılır ; YÜRÜYÜP GİDENLER VE DURUP BİR ŞEY YAPANLAR....

replika rolex