Sokak hayvanları için barınak mı? Rehabilitasyon merkezi mi?

barinak_mi_rehabilitasyon_merkezi_miÖzellikle Hayvanları Koruma Kanunu'nda yayınlanmasından sonra sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için bir çok belediyede rehabilitasyon merkezleri açılıyor.

Ama gözden kaçan önemli bir ayrıntı; Aslında Bu merkezlerin isminin ''Barınak'' olmadığı, ''Rehabilitasyon Merkezi olduğu ve kontenjanının sadece sokakta yaşayan değil, bakıma muhtaç, sakat hayvanlarla kısıtlı olması gerektiğidir! Sokaktan her buluna köpek yardıma muhtaçtır elbette ama üst üste köpek vb hayvanları sıkışık aynı yere koyduğunuzda çeşitli salgın hastalıkların çıkmaması imkânsızdır. Hele ki aşısız yavrular için barınaklar hiyerarşik köpek sürü psikolojisinde ezilme, dayak yeme, ısırılma, hatta diğer köpekler tarafından öldürülme, yaralanma, aç kalma, hastalıklara yakalanma riski en yüksek seviyededir.

Köpekler aynı kurtlar gibi geniş alanlarda sürü hiyerarşik sistemi ile mutlu mesut yaşarlar. Ama dar alanlarda bu hiyerarşik düzen kurulamaz. Baskın köpekler sürekli her kontakta diğer çekinik köpekleri baskılamaya çalışırlar. Çekinik köpekler dar alanlarda baskın köpeğin içgüdüsel lider olduğu alanın dışına çıkamadığı için sürekli sanki onun alanını ihlal ediyormuş ve liderliğine karşı bir tehditmiş gibi görünür ve çok şiddetli kavgalar, yemek yedirmeme, hatta bazı köpeklerin ufacık bir alanda esir gibi kalmasına kadar giden kötü durumlar oluşur.

Sokaklardaki yaşam köpekler için çok zordur. Doğada yaşayan kurtlar içinde zor şartlar farklı şekilde de olsa vardır. Sonuçta doğada ve şehir yaşamında kurt ve köpek gibi sürü hayvanlarının yaşam şartları onların üreme ve davranışlarıyla dengeyi oluşturur. Tüm hayvan populasyonlarına iyi veya kötü her türlü müdahale o populasyonun dengesini bozar. Bu durum ileriye dönük olarak o populasyon için çok daha ciddi sorunlara neden olabilir. Mesela köpeklerde virütik bir hastalık olan parvo-Kanlı ishal vb hastalıkların eskiye nazaran çok daha fazla artması bu tür bir kötü sonuçtur.

Hayvanları Koruma Kanunu'na göre sokaklarda yaşayan sahipsiz kedi ve köpeklerin yakalanıp, kısırlaştırılıp, kuduz ve parazit tedavileri yapılıp, kulaklarına küpe takıldıktan sonra yakalandığı yere geriye bırakılmasını hükmediyor. Ama tüm bu işlemlerin eksiksiz yapılamsı gerekiyor ki doğru bir sonuca ulaşılsın.

Kediler sürü hayvanı değildir ama bir arada çok sayıda kediyi kapalı yerlerde barındırma ve her kedi nezlesi olan kedinin enfeksiyonunu iyileştirme amacı ile baskılama ile kedilerde ki Rhinotracheitis-Kedi nezlesinin de gittikçe artması insanın bir hayvan populasyonuna müdahalesinden kaynaklanan kötü bir sonuçtur. Rhinotracheitis tedavisi sonucu bu hastalık tam iyileşmediği için baskılanan kronik hastalık diğer sağlıklı kedilere de bulaşmaya devam eder ve sonuçta her geçen gün kliniklerimize çok daha fazla kedi nezleli yavru ve yetişkin kedi gelmeye başlar. Sokak hayvanlarını doğadaki gibi kendi haline mi bırakacağız? Hasta hayvanları iyileştirmeye çalışmayacak mıyız? Ne yazık ki hayır! Ben de dahil eğer bir hayvan severseniz gördüğümüz yardıma muhtaç bir hayvanı kendi haline bırakamayız. Ama yine de Halk sağlığını bu kadar ilgilendiren bir konuda ciddi araştırma ve planlamalar yapılmalı ve doğru adımlar atılmalıdır.

Soğuklarda yiyecek ihtiyacı

isiya_bagli_yiyecekHavaların serinlemesi ile tüm hayvanların yiyecek ihtiyaçları yükselir. Sıcak günlerde ısınma için enerji ihtiyacı düştüğü için hayvanlar daha az gıda ile idare edebilirler. Hatta köpekler çok sıcak günlerde çok az hatta hiç yemek yemeyebilirler. Çünkü yedikleri az miktar hayatlarını devam ettirecek kadar ihtiyaçlarını gidermektedir. Havalar soğudukça ısınma içinde gerekli olan ekstra enerji ihtiyacını karşılamak için daha fazla yiyecek tüketmeye başlarlar. O yüzden bu dönemler sokak kedilerinin veya köpeklerinin en fazla açlık hissettikleri dönemdir. Bugünlerde evinizde beslediğiniz evcil hayvanınızın daha fazla yiyecek tüketmeye başlamasına şaşırmayın.

Ayrıca bugünlerde sokakta zayıf ve aç bir kedi yavrusu gördüğünüzde onun bir lokma yiyeceğe sıcak günlere göre çok daha fazla ihtiyacı olduğunu da unutmayın.

Ailemizin Yeni Üyesi

altHerhangi bir hayvanın yavrusunu aldığınızda eğitim ve sağlık konusundaki en önemli hatalar ilk günlerde yapılır.

Bu nedenle yeni bir yavru aldığınızda hiç vakit kaybetmeden veteriner hekimden randevu alıp, yavru daha evinize girmeden bilgi sahibi olmanız gerekiyor.

Ama ne yazık ki bir çok aile aldıkları köpek ve kedi yavrusu ile bir veya birkaç gün geçirdikten sonra veteriner hekime başvuruyor. Zaten hatalar da ilk günlerde yapılıyor. Hatalar ise daha çok yavruyu yıkamak veya hatalı yiyecekler vermekten kaynaklanıyor. Her iki hatalı davranışta yavrunun direncini kırıp ishal olmasına ve sonrasında da kanlı ishal vb tehlikeli hatalıklara yakalanmasına neden olabiliyor.

Sadece kedi köpek değil guinea pig, hamster, muhabbet kuşu, su kaplumbağası, iguana, kanarya, tavşan hangi hayvanı ailenizin içine almadan muhakkak veteriner hekimle görüşüp bilgi almalısınız.

Hevesle ve sevgiyle aldığınız minik yavruyu doktoruna geç kalıp hastayken götürmektense, sağlıklıyken götürüp, sağlıklı kalması için neler yapmanız gerektiğini öğrenmeniz çok daha doğru değil mi?

Uyku hayvanlar için de vazgeçilmezdir

uykucuTüm hayvanların dinlenmek için uykuya ihtiyacı var. Ama hayvanlar bizden çok farklı ortamlarda çok değişik şekillerde uyuyabiliyorlar. Örneğin bir yaban ördeği karda, buzda tek ayağı üstünde, hatta suyun içindeyken üşümeden, donmadan gayet rahat uyuyabiliyor. Ya da kuşlar bir dala tüneyip düşmeden uykuya dalabiliyorlar. Böcekler bile uykuya ihtiyaç gösteriyorlar. Kelebekler kanatlarını kapatıp diğer böcekler ise kuytu bir köşede duyargalarını vücutlarına yapıştırıp hareketsiz kalarak uyuyorlar. Örneğin yunuslar hareket halindeyken uyuyabiliyorlar ve o sırada kaslarını dinlendirmek yerine yıpranan beyin sistemlerini yeniden düzenliyorlar.

Yetişkin insan günde ortalama 8 saat uyurken bebeklerin 15-16 saat uyudukları bilinmektedir. Yaşlı insanlarda ise bu uyku süresi değişik durumlar söz konusu olmadığı sürece günde 4 saate kadar düşmektedir. Yapılan araştırmalarda yaban hayatına göz attığımızda Yunus 10 saat, Aslan 12-13 saat, piton yılanı 18 saat, Maymun 17 saat, fillerin 3 saat, zürafaların 2 saat, yarasaların 20 saat, köpek balığının 5 saat uyuduğunu saptamışlar.

Evcil hayvanlardan sıçan, tavşan, guinea pig, ördek tavuk vb hayvanlar 10 saat, hamster'ın ise 13-14 saat uyuduğu saptanmış.

Kediler günün uzun bir bölümünü derin uykuda geçiriyorlar. Günde yaklaşık 12 saat uyuyan kedilerin yanı sıra köpekler de benzer şekilde her fırsat bulduklarında tetikte çoğu zaman yarım bir uyku ile dinlenerek yine de 10 saat civarı uyurlar.

Kış uykusuna giren kurbağa,yılan vb soğukkanlı hayvanlar ise bütün bir kış mevsimini havalar ısınana kadar uykuda geçirebiliyorlar. Bizim asla dayanamayacağımız bu kadar uzun sürelerde, vücut metabolizmalarını en alt seviyeye düşürdükleri için açlık veya susuzluktan ölmüyorlar.

Ayrıca bazı hayvanlar gece uyuyup gündüz beslenirken, bazıları gündüz uyuyup gece besleniyorlar.

Kedilerde kısırlaştırma konusunda bigiler ve düşüncelerim

Bir sokak kedisinin kısırlaştırma operasyonu olduğu nasıl anlaşılır?

Bir sokak kedisine verebileceğiniz en büyük hediye onu kısırlaştırmaktır. Dişilik hormonu diye adlandırabileceğimiz östrojen dişi kediler üzerinde bir çok canlıdan çok daha fazla çiftleşme isteği konusunda kamçılayıcı etki yapar.

Ev kedileri söz konusu olduğunda, bu hormonun baskısı ile evden kaçmak için her yolu deneyen kedi, asla düşmeyeceği veya atlamayacağı yüksek balkonlardan bile kendini sokağa atabilir. Çoğu kedi sahibi de kedisinin düştüğünü düşünür..

Dişi sokak kedileri ise, sokakların zorlu şartlarında zaten başı dertteyken bir de en az 6 ayda bir olmak üzere yavruladığı zaman gerçekten çok kötü duruma düşer. Bu sadece anneye bakış açısından olan problemdir. Bir de doğan yavruların sokaklarda nerelere doğduğu, bilinçsiz ailelerin çocuklarının kedi yavrularına yaptığı eziyet ve hatalı davranışlar, yağmur, soğuk vb kötü hava şartlarında yavruların ve annenin içine düştüğü zorlukları da düşünürsek bu problem konusunda hiç şüphemiz kalmaz.

Şehir yaşamında bu benzer zorluklar erkek kediler için de mevcuttur. Dişilerden farklı olarak, erkek kedilerde erkeklik hormonu testesteron'un etkisi ile çiftleşme isteğinin aşırı uyarılması ile, ne onları ezip öldürebilecek arabalara ne de başka zararlar verebilecek diğer sorunlara dikkat etmeyerek, çeşitli trafik kazaları vb sorunlar yüzünden sakat kalabilir ya da ölebilirler.

Sokak kedileri öncelikli olmak üzere ama ev kedilerini de kapsayan tüm bu kısırlaştırmayı şart hale getiren nedenleri göz önüne aldığımızda, neden bir kediye verebileceğimiz en büyük hediye veya yapabileceğimiz iyiliğin kısırlaştırma olduğunu sanırım daha iyi anlayabiliriz.

Kısırlaştırmanın önemini anladık ve sokak kedilerine iyilik yapmak ve üremeyi denetlemek için operasyon yaptırmaya karar verdik ama bu operasyonların hangi koşullarda ve hangi ciddi kurallara riayet edilerek yapılması lazım bunu biliyor muyuz ?

Bunlara kısaca değinmek istiyorum:

1- Öncelikle kısırlaştıracağımız kedinin yaşı çok önemlidir. Erkek kediler en az 1 yaşını doldurduktan sonra, dişiler ise daha erken hiç kızgınlık geçirmeden 4-8 aylık civarından itibaren kısırlaştırılabilir. Özellikle sokak kedilerinde çok erken yaşlarda kızgınlık dediğimiz çiftleşmeye uygun olduğu dönem başlayabilir. O yüzden dişi yavruları iyi gözlemleyip yavruluktan çıkmalarına yakın kısırlaştırma operasyonunu yapacak olan Veteriner Hekiminize göstererek, operasyon için randevu kararlaştırmalısınız. Unutmayın ki bir dişi kedi bir kere bile doğursa, en az doğan yavru 3 olsa, bunların bir tanesi bile dişi olsa 6 ay sonra yeni bir tane kısırlaştırmanız gereken dişi kediniz olacak demektir. Tabi bu en iyi varsayımdır. Kediler 3-5 tane doğurabilirler ve doğan yavruların hepsi de dişi olabilir.

2- Yine operasyona girecek olan kedinin sağlıklı olması çok önemlidir. Viruslu, burnu akan, zayıf, çok bakımsız, yaraları olan, pire vb parazitleri olan vb hasta bir kedinin operasyona alınması uygun değildir. Bu tür sorunları olan bir kedinin önce iyileştirilip sonra operasyonu yapılması gerekir.

3- Operasyona getirilecek kedinin bir gece önceden aç bırakılması gerekir. Genelde sokak kedilerini yakalamak için mama vb kullanılıyor veya operasyona gireceği sabah direk yakalanıp getiriliyor. Bu durumda da kedinin aç olup olmadığı anlaşılamıyor. Aç olmasının önemi ise operasyon başlangıcında veya operasyon sırasında oluşabilecek kusmalar ve sonrasında da bu besin ve sıvıların akciğerlere kaçması veya boğulmaya neden olabilmesidir. Ayrıca bunların hiçbirisi olmasa bile streril hale getirilmiş operasyon alanının kusma sonrası kontamine olması veya kirlenmesine neden olabilmesidir. En doğru hareket kısırlaştırılacak kedilerin bir gün önceden kapalı bir yere alınması veya en son ihtimalle de operasyonun olacağı günün öncesinde gece geç vakit yakalanarak kontrol altında tutulmasıdır. Kedinin önüne bu aşamalarda su koymanın bir sakıncası yoktur.

4- Operasyon sonrası bakım için bir yer ayarlanması da çok önemlidir. Sokak kedilerinin operasyon sonrası en az bir gün müşahedede tutulması çok yararlıdır. Bu müşahede ortamı mevsim şartlarına göre çok sıcak veya çok soğuk olmayan, altında yırtılmış gazete, hasta bezi veya havlu gibi çiş kaçırma durumunda kedinin ıslanmasını engelleyecek bir düzenekle olmalıdır.

5- Sokak kedisi operasyon sonrası sokağa salındıktan sonra da en az 1 hafta izlenmeli çıkabilecek bir komplikasyonu yakalamak açısından çok önemlidir.

Kısırlaştırma konusunda genel olarak yararlı olabilecek bazı kurallardan bahsettikten sonra gelelim başlığımızdaki konuya: Kısırlaştırılmış bir kedinin ameliyatından belli bir süre sonra operasyon olduğunu anlamamız neden gereklidir ve nasıl anlayabiliriz?

Sokak kedilerinin, Veteriner Hekimlere kısırlaştırma operasyonu için getirilmesi hemen her zaman hayvan severler tarafından yapılır. Bir çok şehirde ve ilçede hayvan severler öncelikle mahallerinde yaşayan veya oraya bırakılan veya başka yerlerde sokaklarda buldukları dişi kedileri kısırlaştırmak için uygun gördükleri veya yakınlarındaki Veteriner Kliniklerine veya Belediye Veteriner Hekimlerine getirirler. Daha sonra da operasyon geçiren kedilerin büyük çoğunluğu tekrar yaşadıkları ortama bırakılır.

Sokak kedilerinde erkek kedilerinde testis dediğimiz kastrasyon operasyonu ile alınan testesteron üreten erkeklik organları kedinin vücudunun dışında kuyruk altında dışarıya doğru sarkık görülebilir durumdadır. O yüzden yakalanan veya yakalanmadan dikkatli bir gözlemle incelenen bir erkek kedinin kısırlaştırılıp kısırlaştırılmadığını anlamak çok zor değildir. Testisleri yoksa oparasyon olmuş demektir. En kötü ihtimalle yanlışlıkla kısır olmadığı düşünülüp Veteriner Kliniğine gelmiş bile olsa, Veteriner Hekim kedinin operasyon olduğunu hemen görebilir.

Fakat dişi kedilerde yumurtalık dediğimiz ovaryumlar ve rahim dediğimiz uterus kedinin karnının içindeki bir organdır. Dolayısıyla oparasyon için karın bölgesine yapılan bir ensizyon yardımı ile bu organlara ulaşılır ve dişilik organları kısırlaştırma amacı ile uygun yöntemlerle alınır. Sonrasında ensizyon yapılan yani kesilen deri ve kas bölümleri yine uygun dikişlerle kapatılarak yaranın iyileşmesi beklenir. Operasyon öncesi ensizyonun yapılacağı bölge geniş olarak tıraşlanır. Fakat kediden kediye değişen bir süre sonra bu tıraşlı bölgedeki tüyler uzar ve operasyonu yapan hekiminde özeniyle çok küçük açılan ve sonradan alınmayan, estetik dikişlerle dikilen yara yeri bulunamaz olur.

Bu şekilde sokağa bırakılan bir kedinin, bir zaman sonra, başka bir hayvan sahibi veya nadir de olsa aynı hayvan sahibi tarafından aynı kliniğe veya başka bir kliniğe kısırlaştırma amacıyla yakalanıp getirilmesi söz konusudur. Bu durumda getirilen kedinin normal prosedür ile ameliyata hazırlandığını, anesteziye alındığını, ensizyonla karın boşluğuna girildiğini ve biraz evvel bahsettiğim ama olmayan dişilik organlarının Veteriner Hekim tarafından aranmaya başlandığını düşünün! Hemen her zaman bu tip operasyonlar Veteriner Hekimin cerrahi bilgi ve becerisiyle kolaylaşır. Ama yine de çok küçük bir kesikten girerek bu organların bulunması ve alınması işlemi için alışılmış b ir arama yöntemi vardır. Ama olmayan organlar Veteriner Hekim için gerçekten çok yorucu ve üzücü bir durum yaratır. Operasyon uzar ve emin olunmayan üreme organları uyutulmuş kedide aranmaya devam edilir. Hiçbir zaman hiçbir Veteriner Hekim mesleğinde ne kadar tecrübeli olursa olsun kısırlaştırılmış bir dişi kedinin ameliyat olduğunu anlayamaz. Çünkü organlar çoğu zaman çok küçük ve diğer iç organların arasında saklıdır. Ayrıca operasyon sonrasında özellikle tıraşlanmış operasyon alanının görülmeyeceği kadar tüylerin uzayacağı bir zaman geçtiyse, karın içi bölgede herhangi bir belirti veya bir ize rastlanmaz.

Bu durumda yaşanan nedir ? : Veteriner Hekim ciddi anlamda demoralize olmuştur. Operasyon yarasını kapatmış dikişleri atmıştır ama hala kedinin kısırlaştırılmış olup olmadığı hakkında kesin bir delili yoktur. Kedi boşu boşuna anestezi altına girmiş, hayatında bir kere yaşayacağı bir deneyimi boşu boşuna 2. defa ve daha uzun süre yaşamıştır.

Bütün bu anlattığımız ayrıntılardan sonra gelelim bunun yaşanmasını engelleyecek en doğru ve en kesin çözüme :

Türkiye'de özellikle yukarıda anlattığım gibi tamamen sivil inisiyatifle hayvan severlerin duygusal ve iyi niyeti ile yapılan bu kısırlaştırma faaliyetleri ne yazık ki belli bir düzen ve sistem içinde olmamaktadır. Böyle olunca bulunabilecek en insancıl ve işe yarar yöntem kısırlaştırılmış kedilerin kulaklarının yan tarafına üçgen şekilde yapılan doğal bir kesikle karışmayacak çabucak iyileşen ama yerinde iz bırakan bir işarettir. Bu işaret sayesinde hem hayvan severler hem de Veteriner Hekimler, kedinin ilk yakalanma aşamasından operasyon başlangıcındaki anestezi aşamasına kadar geçen süre için de kedinin daha önce kısırlaştırıldığını hiç şüphesiz bir şekilde anlarlar. Ve biraz evvel anlattığım olumsuz ve gereksiz olaylar yaşanmamış olur.

Sokak kedilerinin kısırlaştırılmasında anlattıklarıma elimizden geldiğince uymamız onarlın sağlığı ve menfaati açısından çok önemlidir.

BritishCat_forweb Bulldog_forwebguinea11_forwebguinea12_forweb