Sadece pitbull değil tüm ırk köpekler kötü eğitimde tehlikeli olur.

Türkiye’nin bir çok şehrinde Pitbullar konusunda çıkan genelge sonucu bazı kötü ve yaşanmaması gereken durumlar yaşandı. Cezadan korkup köpeklerini sokağa atan sözde hayvan sever köpek sahipleri , toplanan ama gerçekten tehlikeli olup olmadığı belli olmayan şüpheli köpekler, aile köpeği çoluk çocuk, kedi köpek dostu bir çok pitbull ve sahibi birlikte gezmeye çıkarken tedirginlikleri. acaba benim de köpeğimi işgüzar bir mahalli kolluk görevlisi almaya kalkar mı diye endişe ile yapılan kısa geziler,.

 

Tüm tartışmalar ve pitbullara karşı 13 imzaya karşı toplanan 4-5 bin imzadan sonra sonuç olarak aklı başında ve bilgi sahibi insanlar şu gerçeğe vardılar

.

1-Pitbullar vb dövüş amaçlı kullanabilen bu köpek dostlarımız üretilmeye devam edildiği sürece yavrulardan bir kısmı veya çoğu dövüş veya saldırgan yetiştirme amaçlı olan kişilerin eline geçebilir. Bu yüzden yasanın da öngördüğü gibi ne yazık ki bu köpeklerin kısırlaştırılması kesinlikle gerekmektedir.

 

2- Aile köpeği olarak beslenen pitbulların belediye veya valiliğe kaydettirildiğinde her an çıkabilecek bir genelge ile haksız yere dostlarından ayrılmak konusunda riske girebileceklerini gördüler. Bu aslında bu genelgenin yol açtığı en kötü sonuçlardan birisiydi. Hemen hemen tüm pitbull sahipleri zaten köpeklerini kaydettirme konusunda aşırı gerginken bu olaydan sonra acaba hangi pitbull sahibi kendi elleriyle canından çok sevdiği köpeğini gönüllü kayıt altına aldırabilecek.

 

3- Yasaya göre kısırlaştırılmış ve tasmalı gezdirilen bir pitbulun dövüştürülme veya saldırganlıkla ilgili bir sorun yaşanmadığı sürece asla sahibinden alınamayacağını biliyoruz artık.

 

4-Ayrıca bu ülkede sadece pitbul vb ırklar değil tüm köpekler, köpek sahipleri, hayvan sevgisi, köpek ve birlikte yaşadığı aile arasındaki sevgi konusunda bir çok yetkili bürokratın tam olarak fikir ve bilgisi olmadığını da öğrendik.

 

İstanbul İçerenköy’de 2.5 yaşındaki bebek Erhan’a saldıran Rottweiler insanların elinde kötü eğitimde sadece pitbulların değil tüm köpeklerin tehlikeli olabileceğine bir örnek oldu. Sadece pitbullar değil tüm köpekler saldırganlık vb konusunda belli kurallarla bakılmalıdır. Sonuçta insanlar eğitilmeli ve köpek sahipleri denetlenmelidir.

 

Bundan sonra temennimiz hayvan sevgisi gibi çok özel bir konuda yasaları oluşturan ve uygulayanların biraz daha dikkatli olmaları ve sadece kendi bakış açıları ile değil diğer bakış açılarına da empati ile yaklaşmalarıdır.

 

Sokak köpeği diye bir şey yoktur.

Bir çok hayvanda olduğu gibi tür kavramının altında bir çok ırk vardır. Köpek türünün kapsadığı sizinde bildiğiniz minicik Pincher'lardan kocaman Danua'lara  kadar bir çok köpek ırkı vardır. Tüm bu köpek ırkları içinde saflaştırma dediğimiz suni seleksiyonlarla seçilerek eşleştirmeler sonucu bir çok özellik pekiştirilmiştir.

Örneğin av köpeklerinde iyi koku alan dişi ve erkekler birbirleriyle eşleştirilerek bu özellikleri ile üstün olan ama bekçilik özelliği geride kalmış köpek ırkları üretilmiştir.

Buna benzer bazı köpeklerde görünümleri dikkate alınarak seçimle üretilmiştir. Çok güzel tüyleri olan Yorkshire terierler, Afgan tazıları hep bu özellikleri dikkate alınarak üretilmiş ırklardır.

Tüm bu ırkların içinde çok eski tarihlerden beri insanlar tarafından beslenen ve gerek görünüm gerekse davranış özellikleri fazla değişmeden günümüze kadar aynı kalmış ırklarda vardır. Örneğin bizim Sivas Kangalımız böyle bir ırktır.

Sokaklarda yaşayan köpeklere gelirsek;

Biz her ne kadar onlara bir ırkları yokmuş gibi davransak da onlarda yıllara meydan okuyan bazı özellikleri ile kendi içlerinde safkandırlar. Nasıl ki Kangal çoban köpeği Sivas bölgesinin bir çoban köpeği ise bizim Ege bölgesinde rastladığımız sokak köpeği dediğimiz köpekler de bu bölgenin özelliklerine dayanıklı, bekçilik ve koruma özellikleri üst noktada olan, tamahkar, sadık, iyi huylu Ege çoban köpekleridir. Bu köpekler insanlara dost, onlarla birlikte yaşamaya alışkın, bulundukları sokağı yabancılardan koruyan, yabancı köpeklerin girmesini engelleyen köpeklerdir. Nadiren kötü huylu veya saldırgan olanlar çıkabilir ve bunların da geçmişinde insanlardan eziyet görme veya saldırgan yetiştirme vardır. Böyle problemli olan köpeklerin belediye rehabilitasyon merkezlerine alınması mantıklıdır. Ama problemsiz köpekler çocukluğumuzda olduğu gibi yine bizlerle çevremizde 2 parça yemek artığı karşılığı dostluklarını ve sizin bazen değerini bilmediğiniz anlamadığınız korumalarını yapmaya devam etmelidirler. Onlar bizim geleneğimizde, yaşamımızdırlar.

Sokak köpeği diye bir şey yoktur.

 

Bir çok hayvanda olduğu gibi tür kavramının altında bir çok ırk vardır. Köpek türünün kapsadığı sizinde bildiğiniz minicik Pincher’lardan kocaman Danua’lara kadar bir çok köpek ırkı vardır. Tüm bu köpek ırkları içinde saflaştırma dediğimiz suni seleksiyonlarla seçilerek eşleştirmeler sonucu bir çok özellik pekiştirilmiştir.

Örneğin av köpeklerinde iyi koku alan dişi ve erkekler birbirleriyle eşleştirilerek bu özellikleri ile üstün olan ama bekçilik özelliği geride kalmış köpek ırkları üretilmiştir.

Buna benzer bazı köpeklerde görünümleri dikkate alınarak seçimle üretilmiştir. Çok güzel tüyleri olan Yorkshire terierler, Afgan tazıları hep bu özellikleri dikkate alınarak üretilmiş ırklardır.

Tüm bu ırkların içinde çok eski tarihlerden beri insanlar tarafından beslenen ve gerek görünüm gerekse davranış özellikleri fazla değişmeden günümüze kadar aynı kalmış ırklarda vardır. Örneğin bizim Sivas Kangalımız böyle bir ırktır.

Sokaklarda yaşayan köpeklere gelirsek;

 

Biz her ne kadar onlara bir ırkları yokmuş gibi davransak da onlarda yıllara meydan okuyan bazı özellikleri ile kendi içlerinde safkandırlar. Nasıl ki Kangal çoban köpeği Sivas bölgesinin bir çoban köpeği ise bizim Ege bölgesinde rastladığımız sokak köpeği dediğimiz köpekler de bu bölgenin özelliklerine dayanıklı, bekçilik ve koruma özellikleri üst noktada olan, tamahkar, sadık, iyi huylu Ege çoban köpekleridir.

Oyuncak değiller

Çocuklar için evde bir hayvanın olması inanılmaz özel bir duygudur. Hissettikleri duyguları başka hiçbir paylaşımdan alamazlar. Ama onunla nasıl bir paylaşıma gireceğini, nasıl davranacağını, evde hayvanın yerinin nerede olacağını ona siz öğretmelisiniz. Psikologlarında kabul ettiği gibi evde bir hayvan varken doğmuş olan çocuklarda iletişim ve davranışlar çok daha sorunsuz olur. Sonradan alınan hayvanlarda ise çocuğun kişiliği ve yetiştirilişi ile bağlantılı olarak bazı problemler ortaya çıkabilir. En problemsiz ve söz dinleyen çocukta bile hayvanı fazla sıkıştırma, sürekli kucağa alma isteği, yatağına alıp birlikte uyuma, yemek yerken veya uyurken rahat bırakmama gibi basit rahatsızlıklardan, canını yakma, yaralama, fırlatıp atmaya kadar varan hatalı davranışlar görülebilir. Bunların hepsinin nedeni çocuğun o güne kadarki bir çok oyuncağının pelüş vb tüylü olması ve hayvanlarında sıcacık, güzel,hareketli ama birer oyuncak objesi gibi algılanmalarıdır. Bu nedenle çocuğunuza arkadaşı olması için bir hayvan alırken onun 10-12 yaş civarına gelmesini beklemelisiniz. Bu yaşlara gelen çocukların çoğunda bir hayvanı oyuncak olarak görme ihtimali azalmış olacak ve onunla doğru dostluğu kurma yolunda sorumluluk, sevgi, sabır duygularının gelişmesi için güzel bir başlangıç yapabileceksiniz.

Evinize kumruların yuva yapması uğur getirir.

Çocukluğumdan bugünlere kadar tüm evlerimizin balkonlarında kumrular yuva yapmıştır. Bazı evlerimizde her iki balkonumuzda ayrı 2 çiftin bile yerleştiği olmuştur. Hemen her zaman evimizde kedi beslediğimiz için de kumruları ona av yapmamak için kedinin çıkamadığı pencerelere saksılar koyarak kumruların yuva yapmasına yardımcı olmaya çalıştık.

Apartman ormanlarının olduğu şehirlerde bu sessiz, sakin, saf kuşlar yuva yapmak için bir yeri gözlerine kestirdiklerinde sürekli çalı çırpı taşımaya başlarlar. Bu güzel masum kuşların yuva yapmaya çalıştıklarını fark ettiğiniz anda lütfen onlar için bir çiçek saksısına veya yoğurt kabına yuva yapabilecekleri derinlikte toprak koyup sağlamca yuvalanmaya çalıştıkları yere yakın bir yere yerleştirin. Hemen bu seçeneğe yuvalarına yaptıklarını göreceksiniz.

Büyüklerimizin eski hikayelerinde de bolca rastlayacağınız gibi evinize kumruların yuva yapması evinize uğur getirir. Onların yavrularını beslemeleri ve kısa sürede uçurmaları insanın içini ısıtan bir görüntüdür.

Dostunuzu geride bırakmayın.

Yaz tatili boyunca deniz kıyılarında, evlerinizde ve bahçelerinizde yine sevimli dostlarımızla birlikteydiniz. Bu dostlarımızdan bazıları bizim çocuklarımıza karne hediyesi veya tatil hediyesi olarak aldığımız şirin minik bir kedi yavrusu veya ufak bir köpek yavrusuydu. Yaz boyunca sevimli dostumuzla birlikte oynadık, köpeğimizin denizden korkmasını sonraki günlerde ise denize alışmasını, çocuklarla neşe içinde oynamalarını izleyip keyiflendik.

Ama yaz tatili bitti ve şehir yaşamına dönüş zamanı geldi. Minik kedi yavrusu ve ufak köpek yavrumuz biraz da büyüdü. Yazlıkta tuvalet sorununu ve gezdirmeyi vb hiç düşünmemize gerek yoktu. Zaten ilk hevesle tüm aile ve özellikle çocuklar yavruyla sürekli ve kolayca ilgilenebildiler.

İşte şimdi sevgi ve dostluğunuzun sınanması ve gerçekliğinin anlaşılması zamanı geldi. Bu kadar sevdiğiniz ve sizi bu kadar seven dostunuzu geride bırakmayın. Sadece aç kalacağı için değil, onu ailenize siz aldınız ve sevginizle şımartınız, rahatlattınız, hayat için yavruluktan vermesi gereken mücadeleyi vermeden ve sevgi içinde bu günlere geldi.

Şehir yaşamına uyum için yapmanız gerekenleri veteriner hekiminize danışınız. Çok zor değil birlikte yine sevgiyle başaracaksınız. Unutmayın o siz olmadan yaşayamaz.

Lütfen dostunuzu geride bırakmayın.

replika rolex